İran İnsan Hakları Örgütü’nün raporu, yalnızca ağustos ayında 6’sı kadın 82 kişinin idam edildiğini ortaya koydu. İdam edilenler arasında Ocak ayı protestolarıyla bağlantılı tutuklular, siyasi mahkûmlar, etnik azınlıklar ve yabancı uyruklular da bulunuyor.

HARAYHABER | Haber–Analiz

İran’da idam sehpası artık istisnai bir ceza yöntemi değil, rejimin toplumu susturma ve korku altında tutma politikasının temel araçlarından biri hâline gelmiş durumda. İran İnsan Hakları Örgütü’nün son raporuna göre, yalnızca Ağustos 2026’da en az 82 kişi idam edildi. Bu kişilerden 6’sı kadındı. Böylece 2026 yılı içinde bir ayda kaydedilen en yüksek kadın idamı sayısına ulaşıldı. İran İnsan Hakları Örgütü’nün raporu

Rapora göre ağustos ayında idam edilen 82 kişiden 40’ı cinayet, 34’ü uyuşturucuyla bağlantılı suçlar, 8’i ise “ulusal güvenlik” suçlamaları kapsamında ölüm cezasına çarptırılmıştı. Ancak dikkat çekici nokta, bu idamların yalnızca küçük bir bölümünün resmî makamlar tarafından duyurulmuş olmasıdır. 82 infazdan sadece 10’u, yani yaklaşık yüzde 12’si devlet kaynaklarında yer aldı. Geri kalan 72 infaz ise iki bağımsız kaynaktan doğrulandı.

Bu tablo, İran’daki idam sisteminin ne kadar kapalı ve denetimsiz işlediğini gösteriyor. Tahran yönetimi, infazları çoğu zaman kamuoyundan gizli gerçekleştiriyor; ailelere, avukatlara ve bağımsız gözlemcilere bilgi verilmesini engelliyor. Böylece idam yalnızca mahkûmun hayatına son veren bir ceza olmaktan çıkıyor, toplumun tamamına yöneltilmiş bir korkutma mesajına dönüşüyor.

İran İnsan Hakları Örgütü, 1 Ocak–31 Ağustos 2026 tarihleri arasında ülkede en az 532 kişinin idam edildiğini bildiriyor. Bu kişilerin 18’i kadın, 20’si yabancı uyruklu, 91’i ise etnik azınlıklara mensuptu. Kayda geçenler arasında en az 43 Beluç, 38 Kürt ve 10 Arap da bulunuyor. Bu rakamlar, idam politikasının İran’daki farklı halklar ve toplumsal gruplar üzerinde eşit uygulanmadığı yönündeki eleştirileri güçlendiriyor.

Raporda ayrıca 2026 yılı içinde idam edilenler arasında 31 protestocunun bulunduğu belirtiliyor. Bunlardan 29’u Ocak ayı protestolarıyla, 2’si ise “Kadın, Yaşam, Özgürlük” hareketiyle bağlantılı gözaltına alınmıştı. Bunun yanında 13 siyasi mahkûm ve casusluk ya da yabancı devletlerle iş birliği suçlaması yöneltilen 14 kişi de idam edilenler arasında yer aldı.

Ağustos ayında idam edilen üç kişinin de Ocak ayı protestolarıyla bağlantılı olarak tutuklandığı bildirildi. Bu durum, rejimin protestoları yalnızca sokakta bastırmakla kalmadığını, aylar sonra dahi tutukluları ağır ceza ve idam tehdidiyle susturmaya devam ettiğini gösteriyor. Tahran açısından mahkeme salonları, adaletin tecelli ettiği kurumlar olmaktan çok, siyasi intikamın resmîleştirildiği alanlara dönüşmüş durumda.

Kadınlar için adalet değil, çifte cezalandırma

Ağustos ayında idam edilen 6 kadının tamamı cinayet suçlamasıyla mahkûm edilmişti. İran İnsan Hakları Örgütü, dosyaları incelenebilen 5 kadından 4’ünün eşlerini veya nişanlılarını öldürmekle suçlandığını açıkladı. Bu kadınlardan bazılarının zorla evlendirildiği, çocuk yaşta evliliğe sürüklendiği ve cinsel şiddete maruz kaldığı belirtildi.

Örgütün verdiği örneklerden biri, 17 yaşında zorla evlendirilen ve yıllarca şiddet ile cinsel saldırıya maruz kalan Marziye Neyri’nin dosyasıdır. Neyri, kendisini cinsel saldırıdan korumaya çalışırken eşini öldürmekle suçlandı ve yaklaşık beş yıl cezaevinde tutulduktan sonra 24 yaşında idam edildi.

Bu tür dosyalar, İran’daki kadınların yalnızca idam cezasıyla değil, idama götüren süreç boyunca da sistematik bir adaletsizlikle karşı karşıya kaldığını ortaya koyuyor. Hukuk sistemi, kadını korumadığı gibi, çoğu zaman kadının maruz kaldığı zorla evlilik, aile içi şiddet ve cinsel saldırıyı da dikkate almıyor. Son aşamada ise rejim, kendi ürettiği toplumsal ve hukuki eşitsizliğin bedelini yine kadınlara ödetiyor.

İran İnsan Hakları Örgütü Direktörü Mahmud Emirî-Mukaddem’e göre, İran’da idam edilen kadınların önemli bir bölümü yıllar boyunca ayrımcılık, şiddet ve hukuki korumadan yoksun bırakıldı. Bu nedenle kadın idamları, yalnızca bireysel suç dosyaları olarak değil, rejimin kadınlara yönelik yapısal baskısının sonucu olarak ele alınmalı.

İran, idamı yönetim aracına dönüştürüyor

Uluslararası Af Örgütü’nün 2025 yılı raporuna göre İran’da en az 2 bin 159 kişi idam edildi. Bu sayı, İran’ı Çin’in ardından dünyada en fazla infaz gerçekleştiren ikinci ülke konumuna taşıdı. İran’daki infazların 998’i uyuşturucuyla bağlantılı suçlar gerekçesiyle gerçekleştirildi. Af Örgütü, Çin’in gizli tuttuğu infaz sayılarının bu karşılaştırmaya dâhil edilmediğini vurguluyor. Uluslararası Af Örgütü’nün 2025 raporu

Bu veriler, İran’daki idam politikasının münferit mahkeme kararlarından ibaret olmadığını gösteriyor. Uyuşturucu suçlamaları yoksul ve savunmasız kesimleri hedef alırken, “ulusal güvenlik”, “casusluk” ve “rejime karşı propaganda” gibi suçlamalar muhalifleri ve protestocuları susturmak için kullanılıyor.

Tahran yönetimi bir yandan hukukun üstünlüğünden söz ediyor, diğer yandan bağımsız yargı denetimini ortadan kaldırıyor, itirafları işkence altında alıyor ve sanıklara adil savunma imkânı tanımıyor. Böyle bir sistemde verilen idam kararlarının ne kadarının gerçek bir adli sürece, ne kadarının siyasi talimata dayandığı sorusu cevapsız kalıyor.

Üstelik İran İnsan Hakları Örgütü, 2026 yılı içinde 500’den fazla infaz hakkında doğrulanmamış bildirim aldığını açıklıyor. Bu vakalar yeterli kanıt bulunmadığı için resmî istatistiklere dâhil edilmedi. Dolayısıyla 532 sayısı, gerçek tablonun tamamı değil; yalnızca bağımsız kaynaklarla doğrulanabilen asgari rakamdır.

İran’da idam sehpası, rejimin başarısızlığını gizleyen bir perde işlevi görüyor. Ekonomik çöküşü, toplumsal hoşnutsuzluğu, kadınların başkaldırısını, etnik halkların hak taleplerini ve siyasi muhalefeti çözmek yerine her soruna hapishane, işkence ve idamla cevap veriliyor.

Bu nedenle İran’daki idamlar yalnızca insan hakları ihlali olarak görülmemeli; aynı zamanda rejimin yönetme biçiminin açık bir göstergesi olarak değerlendirilmelidir. Tahran, toplumu ikna edemediği yerde korkutuyor; korkutamadığı yerde ise darağacını devreye sokuyor.

İran İnsan Hakları Örgütü, ülkede iç hukuk yoluyla adalet aramanın neredeyse imkânsız hâle geldiğini belirterek uluslararası ceza adaleti mekanizmalarının acilen işletilmesi çağrısı yapıyor. Ancak uluslararası toplum sessiz kaldığı sürece İran rejimi, bu sessizliği yeni infazlar için verilmiş bir izin olarak okumaya devam edecek.

Editoryal not: İran İnsan Hakları Örgütü’nün raporunun bir bölümünde 528, devamındaki toplam ve aylık verilerde ise 532 infaz sayısı yer alıyor. Raporun başlığı ve ayrıntılı toplam verileri esas alınarak haber metninde “en az 532” ifadesi kullanılmıştır.

Yazar

  • Mesut HARAY

    Bu platform, Güney Azerbaycanlı araştırmacı, gazeteci Mesut HARAY tarafından kurulmuştur. Türkiye, Güney Kafkasya, Orta Doğu ve Orta Asya'daki gelişmeleri; tarihsel bağlam, aktörlerin motivasyonları ve uluslararası dengeler ışığında yorumlarız. Tarafsız, bağımsız ve gerçeklere dayalı gazetecilik anlayışıyla; okura yalnızca bilgi değil, anlama yetisi kazandıran bir perspektif sunmak öncelikli hedefimizdir. Bu site; araştıran, sorgulayan ve geleceği öngörmeye çalışan herkes için bir analiz üssüdür.


HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Mesut HARAY adlı kullanıcının avatarı

By Mesut HARAY

Bu platform, Güney Azerbaycanlı araştırmacı, gazeteci Mesut HARAY tarafından kurulmuştur. Türkiye, Güney Kafkasya, Orta Doğu ve Orta Asya'daki gelişmeleri; tarihsel bağlam, aktörlerin motivasyonları ve uluslararası dengeler ışığında yorumlarız. Tarafsız, bağımsız ve gerçeklere dayalı gazetecilik anlayışıyla; okura yalnızca bilgi değil, anlama yetisi kazandıran bir perspektif sunmak öncelikli hedefimizdir. Bu site; araştıran, sorgulayan ve geleceği öngörmeye çalışan herkes için bir analiz üssüdür.

Bir Cevap Yazın

HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin