HARAYHABER | Stratejik Haber – Analiz
Araştırmacı, Gazeteci: Mesut HARAY

“İsrail İran’a benziyor…”
Bu cümle ilk bakışta birçok insanı rahatsız edebilir. Çünkü Ortadoğu’daki kutuplaşmış siyasal atmosfer, insanları hemen taraf seçmeye zorlar. Oysa meseleye daha derinden bakıldığında ortaya çıkan tablo çok daha karmaşık ve ürkütücüdür: Birbirine düşman görünen iki ideolojik yapı, aslında birbirini besleyen bir korku düzeni üretmektedir.

İran rejimi “dış düşman” söylemiyle içeride baskıyı meşrulaştırırken, İsrail’de yükselen aşırı sağ ve güvenlik devleti anlayışı da sürekli bir tehdit atmosferiyle kendi sertleşmesini haklı göstermektedir. Böylece biri diğerinin varlığını kullanarak toplumu daha fazla militarize eder, daha fazla korku üretir ve daha fazla otoriterleşir.

Bu yüzden bugün Ortadoğu’da sadece füze savaşı yaşanmıyor; aynı zamanda korkuların, nefretlerin ve ideolojik fanatizmin birbirini büyüttüğü bir siyasal döngü yaşanıyor.

İran rejimi yıllardır “Siyonizm tehdidi” söylemiyle milyonlarca insanın özgürlüğünü bastırdı. Türklerin dil hakkı, kadınların yaşam hakkı, gençlerin düşünce özgürlüğü bu güvenlik söylemi altında ezildi. Her iç kriz, dış düşman propagandasıyla örtüldü. Ekonomik çöküş, yolsuzluk, idamlar ve baskılar; “vatan savunması” ambalajıyla sunuldu.

Ancak aynı süreç İsrail’de de başka bir biçimde işliyor. Güvenlik korkusu ve savaş psikolojisi, aşırı sağın güç kazanmasına yol açıyor. İdam çağrıları, etnik nefret dili, savaşın toplum üzerindeki normalleştirici etkisi; demokratik alanı daraltıyor. Bir zamanlar Holokost travması üzerinden inşa edilen “bir daha asla” söylemi, bugün bazı çevrelerde güvenlik adına sertleşen ve insan haklarını geri plana atan bir devlet aklına dönüşüyor.

En tehlikeli nokta ise şudur: Savaşlar sadece cepheleri değil, toplumların ahlaki sınırlarını da değiştirir.

Savaş uzadıkça insanlar adaleti değil intikamı konuşmaya başlar. Hukukun yerini güvenlik, vicdanın yerini propaganda alır. İşte bu nedenle savaş ortamları, otoriter yapılar için adeta siyasi oksijen işlevi görür. Çünkü korku yaşayan toplumlar özgürlükten önce güvenliği tercih etmeye yönelir.

Metindeki en çarpıcı noktalardan biri de budur: İran’daki bazı monarşist çevrelerin sokaklarda “İsrail” sloganları atarken, İran rejiminin içeride idamları hızlandırması tesadüf değildir. Bu tablo, iki aşırılığın birbirini nasıl beslediğini göstermektedir. Bir taraf savaşı ve dış müdahaleyi kutsarken, diğer taraf bunu içeride baskıyı artırmak için kullanır.

Yani Ortadoğu’da mesele artık sadece devletlerin çatışması değildir; ideolojik kutuplaşmalar üzerinden toplumların ruhunun parçalanmasıdır.

Bugün İran halkı sadece mollaların baskısıyla değil, aynı zamanda dışarıdaki radikal kutuplaşmaların gölgesi altında da sıkışmaktadır. Çünkü halkın özgürlük talebi çoğu zaman ya rejimin propagandasına ya da dış müdahale hesaplarına kurban edilmektedir.

Bu yüzden en kritik soru şudur:

Ortadoğu halkları gerçekten özgürlük mü istiyor, yoksa sadece kendi ideolojik kampının kazanmasını mı?

Çünkü eğer özgürlük evrensel bir değer değilse; herkes yalnızca kendi tarafının zulmünü görmezden geliyorsa, o zaman ortaya çıkan şey adalet değil, karşılıklı fanatizmdir.

Bugün İran rejimi de, İsrail’de yükselen aşırı sağ da korkudan besleniyor. Her füze, her idam, her nefret sloganı; karşı tarafın daha da sertleşmesine hizmet ediyor. Böylece iki yapı da kendi toplumuna “Bakın, düşman büyüyor” diyerek daha fazla kontrol alanı açıyor.

Ortadoğu’nun trajedisi tam da burada yatıyor: Halklar özgürlük isterken, ideolojik devlet akılları korku üzerinden iktidarlarını tahkim ediyor.

Bu nedenle gerçek mücadele sadece bir rejime ya da bir devlete karşı değil; insanı değersizleştiren, savaşı kutsayan ve kimlikleri düşmanlık üzerinden tanımlayan zihniyete karşı verilmelidir.

Çünkü savaşın kazananı çoğu zaman halklar olmaz. Kazanan; korku üzerinden güç toplayan otoriter yapılardır.

Yazar

  • Mesut HARAY

    Bu platform, Güney Azerbaycanlı araştırmacı, gazeteci Mesut HARAY tarafından kurulmuştur. Türkiye, Güney Kafkasya, Orta Doğu ve Orta Asya'daki gelişmeleri; tarihsel bağlam, aktörlerin motivasyonları ve uluslararası dengeler ışığında yorumlarız. Tarafsız, bağımsız ve gerçeklere dayalı gazetecilik anlayışıyla; okura yalnızca bilgi değil, anlama yetisi kazandıran bir perspektif sunmak öncelikli hedefimizdir. Bu site; araştıran, sorgulayan ve geleceği öngörmeye çalışan herkes için bir analiz üssüdür.


HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Mesut HARAY adlı kullanıcının avatarı

By Mesut HARAY

Bu platform, Güney Azerbaycanlı araştırmacı, gazeteci Mesut HARAY tarafından kurulmuştur. Türkiye, Güney Kafkasya, Orta Doğu ve Orta Asya'daki gelişmeleri; tarihsel bağlam, aktörlerin motivasyonları ve uluslararası dengeler ışığında yorumlarız. Tarafsız, bağımsız ve gerçeklere dayalı gazetecilik anlayışıyla; okura yalnızca bilgi değil, anlama yetisi kazandıran bir perspektif sunmak öncelikli hedefimizdir. Bu site; araştıran, sorgulayan ve geleceği öngörmeye çalışan herkes için bir analiz üssüdür.

Bir Cevap Yazın

HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin