İran’dan gelen raporlar, protestolar sonrası yürütülen davalarda yargı süreçlerinin niteliğine dair ciddi tartışmalar doğuruyor. Özellikle Tahran merkezli dosyalarda sanıkların çevrimiçi ve toplu oturumlarla yargılandığı ve kısa sürede ağır cezalar verildiği bildiriliyor.
Bilgilere göre Tahran Devrim Mahkemesi 15. Şube, başkanı Abolghasem Salavati olan heyetle bazı duruşmaları grup halinde ve uzaktan bağlantıyla yürütüyor. Bu yöntem, bireysel savunma ve delil değerlendirmesinin sağlıklı yapılıp yapılmadığı sorusunu gündeme taşıyor. İdam gibi geri dönüşü olmayan cezalar için uluslararası hukukta sıkı usul güvenceleri aranırken, seri ve dijital duruşma iddiaları yargının tarafsızlığına dair eleştirileri artırıyor.
Adı geçen dosyalardan Abolfazl Karimi hakkında ailesinin dile getirdiği zorla itiraf ve yetersiz tedavi iddiaları ile 19 yaşındaki Mohammad Amin Biglari için verilen idam kararı, suçlamaların delil temeli ve orantılılık açısından sorgulanmasına yol açıyor.
Bu tablo, basit bir “dijitalleşme” tartışmasının ötesinde, ekran başında verilen kararların yaşam hakkını ne ölçüde riske attığı sorusunu gündeme getiriyor. Yargı süreci şeffaflık, bireysel savunma ve bağımsız denetimden uzaklaştıkça, hız kazanan her karar insan hakları açısından yeni bir alarm anlamına geliyor. İnsan hakları savunucularına göre mesele, teknolojik kolaylık değil; geri dönüşü olmayan cezaların, yeterli güvenceler sağlanmadan rutinleşme ihtimali. Böyle bir zeminde her hızlı hüküm, yalnızca bir dosyayı değil, adalet sisteminin güvenilirliğini de tartışmalı hale getiriyor.
HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
