Gazeteci, Yazar: İbrahim SAVALAN
İran Meclisi Sağlık ve Tedavi Komisyonu üyesi Muhammed Cemaliyan’ın yaptığı açıklama, ülkede giderek büyüyen sessiz bir tehlikeyi yeniden gündeme taşıdı. Cemaliyan, İran’ın birçok eyaletinde halkın yasa dışı biçimde haşhaş ekimine yöneldiğini ve bu ekimin ciddi boyutlara ulaştığını söyledi. Hatta geçmişte pirinç üretimiyle tanınan bazı bölgelerde bugün haşhaş ekiminin yaygınlaştığını belirtti.
Bu durum yalnızca ekonomik bir tercih değil, aynı zamanda toplumsal bir risk anlamına geliyor. Çünkü haşhaştan elde edilen afyon ve türevlerinin daha saf hâlde piyasaya sürülmesi, özellikle gençler arasında bağımlılığın daha hızlı ve daha ağır biçimde yayılmasına yol açabilir.
İran’da Haşhaşın Uzun Tarihi
Haşhaş, İran’da yüzyıllar boyunca yüksek gelir getiren ve ihraç edilen stratejik ürünlerden biri olarak görüldü. Öyle ki bazı dönemlerde çiftçiler daha fazla kazanç elde etmek için tahıl yerine haşhaş ekmeyi tercih etti. Bunun sonucunda tarımsal üretim dengesi bozuldu ve 1871-1872 yıllarında yaşanan büyük kıtlığın sebeplerinden biri olarak haşhaş üretimindeki aşırı artış gösterildi.
- yüzyılın başlarından itibaren ise uluslararası toplum, uyuşturucu üretimi ve ticaretine karşı mücadeleyi yoğunlaştırdı. İran da bu baskılardan etkilendi. Ancak dönemin yönetimi ekonomik çıkarları nedeniyle haşhaş üretiminden kolayca vazgeçmedi.
Pehlevi Dönemi: Devlet Tekeli ve Gelir Hesabı
1925 yılında iktidara gelen Rıza Şah Pehlevi, İran’da merkeziyetçi ve güçlü bir ulus-devlet kurmayı hedefliyordu. Bu dönemde devlet gelirlerini artırmak amacıyla birçok ekonomik alan doğrudan devlet kontrolüne alındı.
1928 yılında çıkarılan yasayla afyonun üretimi, depolanması, işlenmesi ve ihracatı devlet tekeline verildi. Böylece haşhaş üretimi yasaklanmak yerine devletin denetiminde ekonomik bir gelir kaynağı olarak kullanılmaya devam etti.
1941 yılında Rıza Şah’ın yerine geçen oğlu Muhammed Rıza Pehlevi döneminde de bu yaklaşım büyük ölçüde sürdü. Modernleşme ve kalkınma projelerine rağmen afyon meselesi tamamen çözülemedi. Devlet gelirleri ve ticari çıkarlar çoğu zaman toplum sağlığının önüne geçti.
Azerbaycan Millî Hükûmeti’nin Farklı Yaklaşımı
1945 yılında Tebriz merkezli olarak kurulan Azerbaycan Millî Hükûmeti ise konuya tamamen farklı bir gözle baktı. Seyyid Cafer Pişeveri liderliğinde kurulan bu yönetim, Güney Azerbaycan’da kısa süreliğine iktidarda kalmasına rağmen sosyal reformları öncelik hâline getirdi.
Millî Hükûmet, göreve gelir gelmez haşhaş ekimini ve afyon üretimini yasakladı. Kahvehanelerde yaygın olan afyon tüketim araçları kaldırıldı ve bağımlılıkla mücadele için çeşitli tedbirler uygulandı.
Pişeveri, dönemin Tahran yönetimini sert biçimde eleştirerek devletin ekonomik çıkar uğruna toplumu bağımlılığa sürüklediğini savunuyordu. Onun bakışına göre afyon meselesi yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda ahlaki ve toplumsal bir sorunuydu.
1946 yılında Tahran Başbakanı Ahmed Kavam ile yapılan görüşmelerde de Azerbaycan Millî Hükûmeti, İran genelinde haşhaşın yasaklanması yönünde baskı yaptı. Bu baskıların sonucunda İran’da haşhaş ekimi yasaklandı. Ancak aynı yılın sonunda Azerbaycan Millî Hükûmeti’nin askerî müdahaleyle ortadan kaldırılmasının ardından bu yasak da kalıcı olmadı.
Yasaklar, Serbestlikler ve Yeniden Başlayan Döngü
İran’da haşhaş ekimi 1955 yılında yeniden yasaklandı. Ancak 1968 yılında Muhammed Rıza Pehlevi yönetimi farklı bir uygulamaya geçti. Devlet, bağımlıları kayıt altına alarak belirli bölgelerde kontrollü haşhaş ekimine izin verdi. Gerekçe, kayıtlı bağımlıların ihtiyacını karşılamak ve kaçakçılığı azaltmaktı.
1979’daki İran Devrimi sonrasında kurulan İran İslam Cumhuriyeti de uyuşturucuyla mücadeleyi resmî devlet politikalarından biri hâline getirdi. Buna rağmen Afganistan kaynaklı uyuşturucu trafiği, kaçakçılık ağları, ekonomik krizler ve kırsal bölgelerdeki gelir sorunları nedeniyle uyuşturucu meselesi hiçbir zaman tamamen ortadan kaldırılamadı.
Bugün İran Meclisi’nde yapılan açıklamalar, yasa dışı haşhaş ekiminin yeniden büyüdüğünü gösteriyor. Bu durum, yalnızca güvenlik veya hukuk meselesi değil; aynı zamanda ekonomik çıkmazların, kırsal yoksulluğun ve toplumsal çözülmenin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Bir asırdır farklı rejimler, farklı yöntemlerle haşhaş sorununa çözüm aradı. Pehlevi yönetimi ekonomik kazancı önceledi, İran İslam Cumhuriyeti güvenlik politikalarını öne çıkardı, Azerbaycan Millî Hükûmeti ise toplumsal sağlık merkezli bir yaklaşım benimsedi. Ancak bugün ortaya çıkan tablo, sorunun hâlâ çözülemediğini ve İran toplumunun bu eski problemle yeniden karşı karşıya olduğunu gösteriyor.
Not: Yazı, Farsça aslından Türkçeye serbest çeviriyle aktarılmış; Türk okuyucusunun konuyu daha iyi kavrayabilmesi için bazı tarihî açıklamalar ve bağlamsal bilgiler eklenmiştir.
HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
