Araştırmacı, Gazeteci: Mesut HARAY

Anadolu Ajansı’nın Farsça servisinde Prof. Touraj Daryaee’ye alan açılması ve İstanbul’da “İranşehr”, “Sasani İranı”, “Turan” ve “Roma” eksenli bir oturumun haberleştirilmesi sıradan bir kültür haberi olarak geçiştirilemez. Çünkü burada mesele yalnızca bir akademisyenin tarih konuşması değildir. Mesele, Türk dünyasının kalbinde, Türkiye’nin resmî haber ajansının ekranında, yüzyıllardır Türk kimliğini “öteki”, “düşman”, “Turanlı tehdit” kodlarıyla okuyan Fars merkezci tarih anlayışına meşruiyet zemini açılmasıdır.

Prof. Touraj Daryaee sıradan bir isim değildir. O, İran tarihi ve Fars kültürü alanında çalışan, UC Irvine’da görev yapan, Encyclopaedia Iranica gibi İran merkezli akademik hafızanın en önemli kurumlarından birinin baş editörlüğünü üstlenen bir akademisyendir. Bu kimlik elbette tek başına suç değildir. Her akademisyen kendi alanında konuşabilir. Ancak sorun şuradadır: Daryaee’nin temsil ettiği çizgi, yalnızca tarih anlatısı değil; “İran”ı merkez, “Turan”ı çevre; Fars dilini kurucu unsur, Türkleri ise çoğu zaman sonradan gelen, İranî kültüre eklemlenen unsur gibi gören tarihsel bakıştır.

Bu bakış yeni değildir. Bu bakışın edebî ve simgesel kaynaklarından biri de Firdevsi’nin Şahname’sidir. Şahname, Fars edebiyatının büyük metni olabilir; ancak Türk hafızası açısından masum bir destan değildir. Bu metin, İran-Turan karşıtlığını yüzyıllar boyunca canlı tutmuş; Turan’ı çoğu kez İran’ın karşı cephesi, Türkleri de tarihsel rakip ve tehdit olarak kodlayan bir kültürel zemin üretmiştir. Bugün bu metni yalnızca “edebiyat şaheseri” diye parlatıp onun siyasal ve kimliksel yükünü görmezden gelmek, tarih bilinci değil, ideolojik körlüktür.

Firdevsi, Fars kimliğinin inşasında büyük bir sembol olabilir; fakat Türkler açısından aynı sembol, çoğu zaman dışlanmanın, aşağılanmanın ve “İran’ın düşmanı Turan” kalıbının da taşıyıcısıdır. İran’da Türk dili yıllarca bastırılırken, Güney Azerbaycan Türkleri ana dillerinde eğitim hakkından mahrum bırakılırken, Türk kimliği “yerel ağız”, “kabile dili” veya “sonradan gelmiş unsur” gibi gösterilirken, bu zihniyetin arkasında yalnızca bugünkü rejim yoktur. Arkasında derin bir Fars merkezci tarih kurgusu vardır. Şahname de bu kurgunun en güçlü kültürel silahlarından biridir.

Bu nedenle sorulması gereken soru açıktır: Türk milletinin haber ajansı olan Anadolu Ajansı, neden Fars merkezci İranşehr anlatısını bu kadar rahat biçimde dolaşıma sokuyor? Neden “Turan”ı tarih boyunca İran’ın karşıtı olarak ele alan bir anlatı, Türkiye kamuoyuna eleştirel süzgeçten geçirilmeden sunuluyor? Neden Türk dünyasının tarihsel hafızasını yaralayan kavramlar, “akademik etkinlik” ambalajıyla normalleştiriliyor?

Elbette tarih konuşulmalıdır. İran tarihi de, Sasani tarihi de, Şahname de, Firdevsi de akademik olarak incelenmelidir. Ancak akademik inceleme ile ideolojik pazarlama aynı şey değildir. Eğer bir oturumda “İranşehr” anlatısı öne çıkarılıyor, Turan kavramı İran merkezli tarih içinde yeniden tanımlanıyor, Türk hanedanlarının Fars kültürüyle “bütünleştiği” vurgulanıyorsa, orada yalnızca geçmiş konuşulmuyor; bugünün kimlik siyasetine de mesaj veriliyor demektir.

Bu mesaj özellikle Güney Azerbaycan Türkleri açısından çok hassastır. Çünkü İran devleti, bir asırdır “tek millet, tek dil, tek tarih” anlayışıyla Farsçılığı devlet kimliği hâline getirmiştir. Türkçe eğitim hakkını tanımayan, Türk şehirlerinin tarihini Farslaştıran, Azerbaycan adını coğrafi ve siyasi olarak daraltmaya çalışan, Türk kimliğini folklor düzeyine indiren yapı, kendisini çoğu zaman “İran medeniyeti” ve “İran kültürü” söylemiyle meşrulaştırmıştır. Bu söylemde Firdevsi yalnızca şair değil; ideolojik bir sancaktır.

Anadolu Ajansı’nın yapması gereken, bu tür isimleri ve kavramları sorgusuz biçimde parlatmak değil; Türk dünyasının bakışını da aynı güçle gündeme taşımaktır. Eğer Daryaee’ye mikrofon uzatılıyorsa, Güney Azerbaycanlı tarihçilere, Türkologlara, İran’daki Türk kimliği üzerine çalışan akademisyenlere de aynı alan açılmalıdır. Eğer Şahname konuşuluyorsa, Şahname’deki Turan ve Türk tasvirlerinin tarihsel etkisi de konuşulmalıdır. Eğer İranşehr anlatısı sunuluyorsa, bu anlatının Güney Azerbaycan, Türkmenler, Kaşkaylar, Halaçlar ve diğer Türk toplulukları üzerindeki asimilasyoncu sonuçları da tartışılmalıdır.

Bugün mesele Daryaee’nin konuşup konuşmaması değildir. Mesele, Türkiye’nin kurumlarının hangi tarihsel bilinçle hareket ettiğidir. Türkiye, Fars merkezci İran anlatısının kültürel geçiş koridoru hâline getirilemez. Anadolu Ajansı, Türk dünyasının hafızasını inciten anlatıları dengeleyici ve sorgulayıcı bir yayıncılık anlayışıyla ele almalıdır. Aksi hâlde bu tür yayınlar, farkında olarak ya da olmayarak, İran rejiminin ve Farsçı çevrelerin yıllardır kurmaya çalıştığı “Turan’sız, Azerbaycan’sız, Türk’süz İran medeniyeti” algısına hizmet eder.

Türk milleti Firdevsi’yi yasaklamak zorunda değildir; ama Firdevsi’yi kutsamak zorunda da değildir. Şahname’yi okumak mümkündür; fakat onu Türk tarihinin üstüne yerleştirmek kabul edilemez. İran tarihini bilmek gereklidir; fakat İranşehr ideolojisini Türkiye’nin kültür sahasına taşıyan her girişim dikkatle izlenmelidir.

Anadolu Ajansı’na düşen görev, Farsçı tarih romantizmine vitrin olmak değil; Türkiye’nin, Azerbaycan’ın ve bütün Türk dünyasının tarihsel duyarlılıklarını koruyan sorumlu bir yayıncılık çizgisi geliştirmektir. Çünkü tarih yalnızca geçmişin anlatısı değildir; kimliğin, hafızanın ve geleceğin de cephesidir.

Bugün Şahname üzerinden kurulan her masum görünen söylem, yarın Türk kimliğini İranî bir alt başlığa dönüştürmek isteyenlerin elinde siyasi araca dönüşebilir. Bu yüzden uyarımız nettir: Anadolu’nun ajansı, İranşehr’in sesi olmamalıdır. Türkiye’nin kurumları, Fars merkezci tarih anlatılarına karşı uyanık olmalı; Türk dünyasının hafızasını savunmalıdır.


HARAYHABER
Dünyaya Güney Azerbaycan Gözüyle Bakıyoruz

Yazar

  • Mesut HARAY

    Bu platform, Güney Azerbaycanlı araştırmacı, gazeteci Mesut HARAY tarafından kurulmuştur. Türkiye, Güney Kafkasya, Orta Doğu ve Orta Asya'daki gelişmeleri; tarihsel bağlam, aktörlerin motivasyonları ve uluslararası dengeler ışığında yorumlarız. Tarafsız, bağımsız ve gerçeklere dayalı gazetecilik anlayışıyla; okura yalnızca bilgi değil, anlama yetisi kazandıran bir perspektif sunmak öncelikli hedefimizdir. Bu site; araştıran, sorgulayan ve geleceği öngörmeye çalışan herkes için bir analiz üssüdür.


HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Mesut HARAY adlı kullanıcının avatarı

By Mesut HARAY

Bu platform, Güney Azerbaycanlı araştırmacı, gazeteci Mesut HARAY tarafından kurulmuştur. Türkiye, Güney Kafkasya, Orta Doğu ve Orta Asya'daki gelişmeleri; tarihsel bağlam, aktörlerin motivasyonları ve uluslararası dengeler ışığında yorumlarız. Tarafsız, bağımsız ve gerçeklere dayalı gazetecilik anlayışıyla; okura yalnızca bilgi değil, anlama yetisi kazandıran bir perspektif sunmak öncelikli hedefimizdir. Bu site; araştıran, sorgulayan ve geleceği öngörmeye çalışan herkes için bir analiz üssüdür.

2 thoughts on “Anadolu Ajansı’nda İranşehr Gölgesi: Firdevsi, Şahname ve Türk Hafızasına Karşı Fars Merkezci Anlatı”
  1. Yüzillərin içimzdə dərin yaramız olan qonularına toxunmusan sevgili Mesut, min yaşa. Nə yazıq bu iranşəhri anlayış Türkiyə, Quzey Azərbaycanda akademik çevrələrə də aşılanmışdır. Avrupa-merkezçi siyasət də tarixsəl qonularda bunlara uyduruq qaynaqları onaylamımdır. Bu açıdan sorun yalnız qonu bilgisizi Anadolu Ajansında deyil, bütün Türkiyə bilimsəl çevrələrə daşıyıcı yük olmuşdur. Qonu sürəkli Türkiyə, Quzey, Güney Azərbaycanda da gündəmdə tutulmalıdır.
    Əməyinə sağlıq.

Bir Cevap Yazın

HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin