Hamaney çizgisindeki Keyhan gazetesi, ABD ve müttefiklerine karşı uluslararası internet kablolarının kesilmesini önerdi; böyle bir saldırıdan ilk zarar görecek olanlar ise İran’daki halklar ve bölge ülkeleri olacak
HARAYHABER | Haber–Analiz
Araştırmacı–Gazeteci–Yazar: Mesut HARAY
İran’da rejimin en sert ideolojik yayın organlarından Keyhan gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Şeriatmedari, savaşta yeni bir cephe açılması çağrısında bulundu. Şeriatmedari, Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi’nden geçen uluslararası fiber optik internet kablolarının ABD ve müttefiklerine karşı bir “baskı aracı” olarak kullanılmasını istedi.
Şeriatmedari’nin 12 Şehriver 1405’te, yani 3 Eylül 2026’da yayımlanan yazısında, İran ordusu ve Devrim Muhafızları’na doğrudan seslenerek bu kablolarda “ciddi kesinti” oluşturulmasını, hatta kabloların tamamen koparılmasını önerdi. İran basınında yayımlanan metne göre bu çağrı, Keyhan tarafından “Kablolar bizim için el sallıyor” başlığıyla gündeme getirildi.
“Amerika’ya karşı silah” değil, küresel sivil altyapıya saldırı
Şeriatmedari, Hürmüz’ün yalnızca petrol ve doğal gaz tankerlerinin geçtiği bir deniz yolu olmadığını, denizin altında uluslararası internetin ana damarlarının bulunduğunu vurguluyor. Bu tespit kısmen doğrudur. Uluslararası Telekomünikasyon Birliği’ne göre denizaltı fiber optik kabloları, dünya internet trafiğinin yaklaşık yüzde 99’unu taşıyor; finansal işlemler, bulut hizmetleri, devlet iletişimi ve uluslararası veri akışı bu altyapıya dayanıyor.
Ancak buradan, Hürmüz Boğazı’ndan geçen kabloların dünya internetinin yüzde 80’ini oluşturduğu sonucu çıkmaz. Şeriatmedari’nin “yaklaşık yedi ana kablo sistemi” ve “yüzde 80’lik iletişim kesintisi” iddiaları, bağımsız teknik verilerle doğrulanmış değildir. Küresel internet ağı çok sayıda güzergâha, farklı kıtalara ve alternatif kablo sistemlerine dayanır.
Daha önemlisi, bu kabloların tamamı ABD’ye ait askerî hatlar değildir. Birçok ülkenin, özel şirketin, finans kuruluşunun ve bölgesel iletişim operatörünün kullandığı ortak sivil altyapılardır. Dolayısıyla böyle bir saldırı yalnızca Washington’u değil; İran’ı, Körfez ülkelerini, Avrupa’yı, Asya’yı, bankaları, hastaneleri, şirketleri ve sıradan internet kullanıcılarını da etkiler.
İlk darbeyi İran’daki halklar alır
Şeriatmedari’nin önerisi uygulandığı takdirde İran’ın dış dünyayla bağlantısını daha da zayıflatacaktır. Bankacılık sistemleri, uluslararası ticaret, lojistik, enerji piyasaları, kamu hizmetleri ve iletişim ağları bundan doğrudan etkilenebilir.
İran rejimi yıllardır interneti filtreliyor, sosyal medya platformlarını engelliyor ve halkın bilgiye erişimini denetliyor. Şimdi ise rejimin en etkili propaganda organlarından biri, küresel iletişim altyapısının hedef alınmasını öneriyor. Bu yaklaşım, dış düşmana karşı askerî stratejiden çok, İran toplumunu da içine alacak geniş çaplı bir dijital karartma tehdididir.
Özellikle Güney Azerbaycan başta olmak üzere İran’daki farklı halklar açısından internet, yalnızca iletişim aracı değil; haberleşme, örgütlenme, insan hakları ihlallerini duyurma ve dış dünyayla bağ kurma kanalıdır. Kabloların kesilmesi, rejimin zaten ağır olan sansür ve izolasyon politikasını daha da derinleştirebilir.
“Kolektif cezalandırma” mantığı
Şeriatmedari’nin yazısında dikkat çeken temel unsur, uluslararası hukuk ve sivil zarar itirazlarının açıkça reddedilmesidir. “Düşman” olarak tanımlanan devletlerin saldırıları gerekçe gösterilerek, milyonlarca sivilin kullandığı ortak altyapının hedef alınması savunuluyor.
Bu, İran rejiminin klasik propaganda mantığını yansıtıyor: Önce bütün dünyayı “düşman” ilan etmek, ardından sivil altyapılara yönelik saldırıyı “misilleme” adı altında meşrulaştırmak.
Oysa internet kablolarının kesilmesi, hedef ülkenin askerî kapasitesini ortadan kaldırmaz. Daha çok ekonomik istikrarsızlık, iletişim kesintisi, finansal panik ve bölgesel kaos üretir. Böyle bir eylem İran’a stratejik üstünlük kazandırmak yerine, Tahran’a karşı yeni yaptırım, diplomatik izolasyon ve muhtemel askerî karşılıkların kapısını açabilir.
Resmî emir mi, rejim içi baskı mı?
Şu aşamada ortada İran ordusu veya Devrim Muhafızları tarafından alınmış resmî bir saldırı kararı olduğuna dair doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor. Söz konusu olan, Keyhan gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni tarafından yapılan açık bir çağrıdır.
Bununla birlikte İran siyasetinde Keyhan sıradan bir gazete değildir. Gazete, rejimin ideolojik ve güvenlikçi kanadının görüşlerini yansıtan etkili bir platformdur. Şeriatmedari’nin ordu ve Devrim Muhafızları’na doğrudan hitap etmesi, rejim içindeki savaş yanlısı çevrelerin daha geniş ve daha yıkıcı bir çatışma arayışında olduğunu gösteriyor.
Bu nedenle söz konusu yazı basit bir gazete yorumu olarak görülmemelidir. Aynı zamanda İran yönetimine, “savaşta daha sert ve daha geniş araçlar kullanın” yönünde yapılan siyasi bir baskıdır.
Tahran’ın tehlikeli hesabı
İran rejimi Hürmüz Boğazı’nı uzun süredir petrol sevkiyatını ve dünya enerji piyasalarını baskı altına alabilecek bir koz olarak kullanıyor. Şimdi bu tehdide internet ve iletişim altyapısını da eklemek istiyor.
Fakat enerji akışını tehdit etmekle küresel sivil iletişim ağlarını hedef almak arasında büyük bir fark vardır. İlki dahi ağır sonuçlar doğururken, ikincisi doğrudan küresel ekonominin ve sivil hayatın temel damarlarına saldırı anlamına gelir.
Şeriatmedari’nin çağrısı, İran rejiminin “her araç meşrudur” anlayışını bir kez daha ortaya koyuyor. Bu anlayışın bedelini ise yalnızca ABD veya İsrail değil, İran halkları, Körfez ülkeleri, bölgedeki Türk toplulukları ve dünya genelindeki milyonlarca sivil ödeyebilir.
Sonuç olarak Keyhan’ın kablo çağrısı, İran’ın gücünü gösteren bir strateji değil; rejimin ne kadar sıkıştığını ve çatışmayı ne kadar kontrolsüz biçimde genişletmeye hazır olduğunu gösteren tehlikeli bir işarettir.
Tahran’ın internet kablolarını “silah” olarak görmesi, aslında kendi toplumunu dünyadan daha da koparma arzusunun yeni bir ifadesidir. İran rejimi dış dünyayla savaşırken, İran’da esir alınmış halklarının iletişim damarlarını da kesmeye hazırlanmaktadır.
Tabnak’ın aktardığı metin – Fararu’nun yayımladığı içerik – ITU.
HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
