Lübnan ordusuna bırakılmayan Ali el-Tahir’in İsrail’in operasyonel kontrolüne geçtiği iddiası, Hizbullah’ın “direniş silahı” doktrinini yeniden tartışmaya açtı

HARAYHABER | Stratejik Haber–Analiz

Araştırmacı–Gazeteci–Yazar: Mesut HARAY

Güney Lübnan’daki stratejik Ali el-Tahir tepesi etrafında yaşananlar, sıradan bir askeri mevzi mücadelesinin çok ötesine geçti. İsrail’in bölgede “operasyonel kontrol” sağladığını açıklaması, Hizbullah’ın yıllardır savunduğu silahlı direniş doktrininin en zayıf noktasını yeniden ortaya çıkardı: Bu silah Lübnan’ı gerçekten koruyor mu, yoksa Lübnan devletinin egemenliğini mi sınırlıyor?

Lübnan milletvekili ve eski başbakan adayı Fuad Mahzumi’nin Hizbullah’a yönelttiği soru tam da bu çelişkiye işaret ediyor. Mahzumi, Ali el-Tahir’in düştüğüne ilişkin haberlerin doğru olması halinde Hizbullah’ın Lübnan ordusuna bırakmayı reddettiği bir bölgenin İsrail’in kontrolüne geçmesini nasıl açıklayacağını soruyor.

Mahzumi’nin çıkışı son derece sert: “Silahınız ne işe yaradı? Lübnan ordusunun kendi toprağına girmesini engelledi ama İsrail’in burayı işgal etmesini engelleyemedi.” Bu soru yalnızca Hizbullah’a yönelik siyasi bir saldırı değil; örgütün silahlı varlığının temel meşruiyet iddiasını hedef alan stratejik bir sorgulamadır.

Çünkü Hizbullah’ın onlarca yıldır kullandığı temel gerekçe açıktı: Lübnan ordusu İsrail’i caydıramadığı için “direniş silahına” ihtiyaç vardır. Ancak devlet ordusunun giremediği bir mevziye İsrail ordusu girebiliyorsa, bu denklem tersine dönmektedir. Böyle bir durumda Hizbullah’ın silahı İsrail’i caydıran güç olmaktan çok, Lübnan devletinin kendi topraklarındaki egemenliğini sınırlayan paralel bir güç görüntüsü vermeye başlar.

Ancak Hizbullah’ın stratejik başarısızlığı, İsrail’in Lübnan topraklarında kalıcı askeri varlığını meşru hale getirmez. Tam tersine, ortaya çıkan boşluk Lübnan açısından daha tehlikeli bir tablo yaratmaktadır. Hizbullah’ın gerilediği alanları Lübnan ordusu değil İsrail dolduruyorsa bunun adı devlet egemenliğinin yeniden kurulması değil, yeni bir fiili işgal düzenidir.

Meselenin arkasında İran faktörü de bulunmaktadır. Hizbullah, Tahran’ın İsrail’e karşı kurduğu bölgesel caydırıcılık mimarisinin en önemli unsurlarından biridir. İran açısından Güney Lübnan bir ileri savunma hattı, İsrail açısından ortadan kaldırılması gereken bir tehdit kuşağıdır. Fakat iki tarafın stratejik hesaplarının kesiştiği toprak Lübnan, faturayı ödeyen ise Lübnan halkıdır.

Ali el-Tahir bu nedenle yalnızca bir tepenin adı değildir. Lübnan’daki çift egemenlik krizinin sembolüdür. Bir tarafta savaş ve barış kararında devletten bağımsız hareket edebilen Hizbullah, diğer tarafta güvenlik gerekçesiyle Lübnan topraklarında askeri kontrol alanı oluşturmaya çalışan İsrail bulunmaktadır. Arada sıkışan ise Lübnan devletidir.

Bugün Hizbullah’ın cevaplaması gereken soru giderek ağırlaşıyor: Lübnan ordusuna teslim edilmeyen Lübnan toprağı İsrail’in kontrolüne geçiyorsa, “direniş silahının” stratejik başarısı nerede?

Fakat Beyrut’un da cevaplaması gereken daha büyük bir soru vardır: Hizbullah’ın zayıflaması sonunda Lübnan devleti mi güçlenecek, yoksa İsrail’in Güney Lübnan’daki kontrol alanı mı genişleyecek?

Ali el-Tahir’de asıl mücadele bu nedenle bir tepenin kimin elinde kalacağından daha büyüktür.

Mesele artık tepe değil, Lübnan’ın egemenliğidir.

Yazar

  • mesutharay

    Bu platform, Güney Azerbaycanlı araştırmacı, gazeteci Mesut HARAY tarafından kurulmuştur. Türkiye, Güney Kafkasya, Orta Doğu ve Orta Asya’daki gelişmeleri; tarihsel bağlam, aktörlerin motivasyonları ve uluslararası dengeler ışığında yorumlarız. Tarafsız, bağımsız ve gerçeklere dayalı gazetecilik anlayışıyla; okura yalnızca bilgi değil, anlama yetisi kazandıran bir perspektif sunmak öncelikli hedefimizdir. Bu site; araştıran, sorgulayan ve geleceği öngörmeye çalışan herkes için bir analiz üssüdür.


HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

mesutharay adlı kullanıcının avatarı

By mesutharay

Bu platform, Güney Azerbaycanlı araştırmacı, gazeteci Mesut HARAY tarafından kurulmuştur. Türkiye, Güney Kafkasya, Orta Doğu ve Orta Asya’daki gelişmeleri; tarihsel bağlam, aktörlerin motivasyonları ve uluslararası dengeler ışığında yorumlarız. Tarafsız, bağımsız ve gerçeklere dayalı gazetecilik anlayışıyla; okura yalnızca bilgi değil, anlama yetisi kazandıran bir perspektif sunmak öncelikli hedefimizdir. Bu site; araştıran, sorgulayan ve geleceği öngörmeye çalışan herkes için bir analiz üssüdür.

Bir yanıt yazın

HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin