GünAz TV de kara listede: İran rejimi, gazeteciliği ve yurttaş tanıklığını “casusluk” dosyasına dönüştürüyor

HABAR ANALİZ/HARAYHABER

İran İstihbarat Bakanlığı; İsrail televizyonlarından uluslararası yayın kuruluşlarına, muhalif isimlerden insan hakları savunucularına kadar onlarca kişi ve medya kuruluşunu “muarız” ilan etti. GünAz TV, Az TV ve Az Star TV’nin de bulunduğu listedeki kuruluşlara fotoğraf, görüntü veya bilgi gönderenler iki yıldan fazla ve beş yıla kadar hapis cezasıyla karşılaşabilecek. Ancak düzenlemenin kapsamı bununla sınırlı değil: “Millî güvenliğe aykırı” olduğu ileri sürülen siyasi, kültürel ve medya faaliyetleri için 10 yıldan fazla ve 15 yıla kadar hapis öngörülüyor. ihbarat Bakanlığının hazırladığı ve 12 Temmuz 2026 tarihinde kamuoyuna açıklanan yeni liste, Tahran yönetiminin dış dünyayla iletişim kuran İran vatandaşlarını nasıl bir hukuki kuşatma altına almak istediğini ortaya koydu.

Liste, “Siyonist rejim ve düşman ülkelerle casusluk ve iş birliğinin cezalarının ağırlaştırılması” başlıklı yasanın 4. maddesine dayanıyor. Bakanlık, 44 medya kuruluşunu, 61 kişiyi ve çok sayıda sosyal medya hesabını “muarız” kategorisine aldı. Bu kuruluşlarla içeriden bilgi paylaşılması, artık yalnızca bir medya veya iletişim faaliyeti değil, ağır cezalarla karşılık bulabilecek bir “milli güvenlik suçu” olarak tanımlanıyor. TV VE GÜNEY AZERBAYCAN MEDYASI DA HEDEFTE

Açıklanan listede İran International, BBC Farsça, Amerika’nın Sesi, Radio Farda, IranWire, Radio Zamaneh ve Manoto gibi tanınmış yayın kuruluşlarının yanı sıra GünAz TV, Az TV ve Az Star TV de bulunuyor.

Bu durum, düzenlemenin Güney Azerbaycan açısından özel bir anlam taşıdığını gösteriyor. İran rejimi, Güney Azerbaycan’daki dil, kimlik, çevre, insan hakları ve siyasi baskılarla ilgili görüntülerin ülke dışına çıkarılmasını önlemek istiyor. Çünkü Urmu Gölü’ndeki çevre felaketinden Türkçe eğitim taleplerine, gözaltılardan sokak gösterilerine kadar birçok gelişme, bağımsız medya kuruluşlarına vatandaşların gönderdiği görüntüler sayesinde dünya kamuoyuna ulaşabiliyor.

Yeni düzenlemeyle hedeflenen yalnızca medya kuruluşları değildir. Asıl hedef, elindeki telefonla yaşananları kaydeden, gözaltıları belgeleyen, bir protesto sırasında çekilen görüntüyü gönderen veya ailesinden haber alınamayan bir tutuklu hakkında bilgi paylaşan sıradan vatandaştır.

Başka bir ifadeyle Tahran, haberin yayımlandığı ekranı değil, o haberi mümkün kılan toplumsal tanıklık ağını kesmek istemektedir.

BİR FOTOĞRAF, İKİ YILDAN FAZLA HAPİS

Yasanın 4. maddesine göre, “muarız” olarak tanımlanan medya kuruluşlarına veya kişisel hesaplara film, fotoğraf ya da bilgi gönderenler “beşinci derece tazir hapsi” ile cezalandırılabilecek.

İran Ceza Kanunu’nun 19. maddesinde beşinci derece hapis cezası, iki yıldan fazla ve beş yıla kadar hapis olarak tanımlanıyor. Üstelik yasa, devlet ve kamu görevlerinden sürekli çıkarılma yaptırımını da içeriyor. temel sorun, hangi bilginin “milli güvenliğe aykırı” olduğuna ilişkin açık, nesnel ve denetlenebilir bir ölçütün bulunmamasıdır. Bir askeri tesisin koordinatlarını düşman bir istihbarat örgütüne iletmek ile güvenlik güçlerinin bir göstericiye uyguladığı şiddeti görüntülemek aynı hukuki torbaya konulmaktadır.

Casusluk ile gazetecilik, istihbarat faaliyeti ile insan hakları belgelemesi arasındaki sınır bilinçli biçimde ortadan kaldırılmaktadır.

“AYKIRI” HABERE 15 YILA KADAR HAPİS

Düzenlemenin daha tehlikeli bölümü ise yalnızca fotoğraf veya görüntü gönderilmesiyle sınırlı değildir.

Yasanın 4. maddesi; siyasi, kültürel, medya ve propaganda faaliyetlerini, “yapay zarar oluşturma”, “yalan haber üretme”, “toplumda korku yaratma” veya “milli güvenliğe aykırı içerik” gibi son derece geniş ifadelerle suç kapsamına sokuyor.

Bu tür faaliyetler için üçüncü derece tazir hapsi öngörülüyor. İran Ceza Kanunu’na göre üçüncü derece hapis cezası 10 yıldan fazla ve 15 yıla kadar uzanabiliyor. aber”, “korku yaratmak” ve “milli güvenliğe aykırılık” kavramlarının bağımsız mahkemelerce değil, güvenlik kurumlarının siyasal yaklaşımı doğrultusunda yorumlandığı bir sistemde bu maddeler her türlü eleştirel haberciliğe uygulanabilir.

Ekonomik krizin boyutlarını açıklamak “korku yaratmak”, savaşın yol açtığı kayıpları yayımlamak “yapay zarar oluşturmak”, güvenlik güçlerinin ihlallerini belgelemek ise “milli güvenliğe aykırı içerik” olarak değerlendirilebilir.

Böylece suçun sınırını yasa değil, rejimin o günkü siyasi ihtiyacı belirleyecektir.

İSRAİL KANALIYLA İNSAN HAKLARI SAVUNUCUSU AYNI LİSTEDE

İran İstihbarat Bakanlığının listesi, İsrail televizyon kanalları ve İsrail devletiyle bağlantılı hesaplarla; insan hakları savunucularını, gazetecileri, sanatçıları, hukukçuları ve muhalif siyasi isimleri aynı kategoriye yerleştiriyor.

Listede Nobel Barış Ödülü sahibi Şirin Ebadi, Hasan Şeriatmedari, Hamed İsmailion, Sıddıka Vesmaki, Mesih Alinejad, Ali Kerimi, Maziar Bahari, Fereshteh Ghazi ve çok sayıda gazeteci ile aktivist bulunuyor. landırma, listenin güvenlik tehdidinin niteliğine göre değil, İran rejimine yönelik eleştirel tutuma göre oluşturulduğu izlenimini güçlendiriyor.

Tahran’ın mantığına göre rejimi eleştiren, insan hakları ihlallerini belgeleyen veya İran dışındaki kamuoyuna bilgi aktaran herkes potansiyel bir “düşman”dır. Devlet ile rejim arasındaki fark ortadan kaldırılmakta; rejime muhalefet, ülkeye ihanet olarak sunulmaktadır.

LİSTE SINIR DEĞİL, AÇIK UÇLU BİR TEHDİT

İstihbarat Bakanlığının açıklaması, yalnızca adı listede bulunan kuruluşlarla iletişimi suç saymakla yetinmiyor.

Bakanlık, listede yer almayan yabancı medya kuruluşlarına gönderilen bilgilerin de “milli güvenliğe aykırı” olduğuna karar verilmesi hâlinde soruşturma konusu yapılabileceğini açıkça belirtiyor. Ayrıca kuruluşların adreslerini, kullanıcı adlarını veya yayın yaptıkları platformları değiştirmeleri de “muarız” statüsünü ortadan kaldırmayacak. Liste en az altı ayda bir güncellenecek. yla açıklanan belge kapalı bir yasak listesi değil, güvenlik kurumlarına geniş ve sürekli büyüyebilen bir cezalandırma yetkisi veren açık uçlu bir mekanizmadır.

Listenin hazırlanışındaki özensizlik de dikkat çekicidir. Örneğin Radio Zamaneh, resmî medya listesinde iki ayrı sırada tekrar edilmiştir. İnsanların yıllarca hapsedilmesine dayanak oluşturabilecek bir belgede yapılan bu tekrar, ağır cezaların ne kadar özensiz bir idari sınıflandırmaya bağlandığını göstermektedir. DÖNEMİNDE CEZALAR DAHA DA AĞIRLAŞABİLİR

Yasanın 6. maddesi, fiillerin savaş sırasında veya Yüksek Millî Güvenlik Konseyinin ilan ettiği güvenlik ve askerî koşullarda gerçekleştirilmesi hâlinde cezaların üç dereceye kadar ağırlaştırılmasına izin veriyor.

Bu hüküm, normal şartlarda iki yıldan fazla ve beş yıla kadar hapis öngörülen bir eylemin, güvenlik dönemi gerekçesiyle çok daha ağır bir cezaya dönüştürülebilmesi anlamına geliyor. , İran Devrim Mahkemelerinin özel şubelerinde ve öncelikli olarak görülecek. Yasa, itiraz sürelerini kısaltırken, yeterli delil bulunduğuna hâkim veya savcının karar vermesi durumunda sanığın kesin hükme kadar geçici tutuklu kalmasının da önünü açıyor. belirsiz suç tanımları, ağırlaştırılmış cezalar, özel mahkemeler ve uzun süreli tutukluluk ihtimali aynı baskı sistemi içinde birleştiriliyor.

REJİMİN KORKUSU CASUSLUK DEĞİL, TANIKLIKTIR

Bir devletin gerçek casusluk faaliyetlerine karşı önlem alması meşru bir güvenlik hakkıdır. Askerî koordinatların, kritik altyapı bilgilerinin veya gizli devlet belgelerinin yabancı istihbarat servislerine aktarılması elbette gazetecilik sayılamaz.

Ancak İran’daki düzenleme, bu meşru güvenlik alanını sınırsız biçimde genişleterek bağımsız haberciliği, vatandaş gazeteciliğini, insan hakları belgelemesini ve siyasi eleştiriyi aynı suç kategorisine yerleştiriyor.

Burada korunmak istenen İran halkının güvenliği değil, rejimin bilgi üzerindeki tekelidir.

Tahran yönetimi, bir fotoğrafın bazen binlerce resmî açıklamadan daha etkili olduğunu biliyor. Kanlar içinde yerde yatan bir göstericinin, gözaltına alınan bir öğrencinin, kuruyan Urmu Gölü’nün veya ana dilinde eğitim talep eden bir Türk gencinin görüntüsü, rejimin yıllardır kurduğu propaganda duvarını birkaç saniye içinde yıkabiliyor.

Bu nedenle rejim görüntüyü çeken eli, bilgiyi gönderen vatandaşı ve haberi yayımlayan ekranı aynı anda hedef alıyor.

ULUSLARARASI İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ KURULUŞLARINDAN TEPKİ

İfade özgürlüğü kuruluşu ARTICLE 19, düzenlemenin bağımsız gazeteciliği ve insan hakları ihlallerinin belgelenmesini tehlikeye attığını belirterek geri çekilmesi çağrısında bulundu.

Kuruluş, “düşman”, “milli güvenlik” ve “iş birliği” gibi geniş ve tanımsız ifadelerin yetkililere sınırsız takdir alanı verdiğini; listenin gazeteciler, insan hakları savunucuları ve İran diasporası üzerinde ciddi bir korkutma etkisi yaratacağını vurguladı. ARTICLE 19’a göre düzenleme, İran’ın ifade özgürlüğü, örgütlenme ve bilgiye erişim alanlarındaki uluslararası yükümlülükleriyle de bağdaşmıyor. : CASUSLUK YASASI DEĞİL, SESSİZLİK MİMARİSİ

İran İstihbarat Bakanlığının yayımladığı liste, basit bir güvenlik duyurusu değildir. Bu belge, rejimin ülke içindeki gerçeklerin dış dünyaya ulaşmasını engellemek amacıyla kurduğu yeni sessizlik mimarisidir.

Vatandaşa verilen mesaj açıktır:

Gördüğünü kaydetme.

Kaydettiğini gönderme.

Yaşadığını anlatma.

Rejimin açıklamadığı gerçeği açıklarsan, gazeteci değil “düşmanla iş birliği yapan kişi” sayılırsın.

GünAz TV’nin ve Güney Azerbaycan’la ilgili yayın yapan mecraların listeye alınması da tesadüf değildir. Tahran yönetimi yalnızca rejim karşıtı siyasi muhalefetten değil, İran’daki Türklerin kendi seslerini dünyaya duyurmasından da rahatsızdır.

Çünkü baskıcı yönetimlerin en büyük korkusu dışarıdaki düşman değil, içeride konuşmaya başlayan halktır.


Yazar

  • Mesut HARAY

    Bu platform, Güney Azerbaycanlı araştırmacı, gazeteci Mesut HARAY tarafından kurulmuştur. Türkiye, Güney Kafkasya, Orta Doğu ve Orta Asya'daki gelişmeleri; tarihsel bağlam, aktörlerin motivasyonları ve uluslararası dengeler ışığında yorumlarız. Tarafsız, bağımsız ve gerçeklere dayalı gazetecilik anlayışıyla; okura yalnızca bilgi değil, anlama yetisi kazandıran bir perspektif sunmak öncelikli hedefimizdir. Bu site; araştıran, sorgulayan ve geleceği öngörmeye çalışan herkes için bir analiz üssüdür.


HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Mesut HARAY adlı kullanıcının avatarı

By Mesut HARAY

Bu platform, Güney Azerbaycanlı araştırmacı, gazeteci Mesut HARAY tarafından kurulmuştur. Türkiye, Güney Kafkasya, Orta Doğu ve Orta Asya'daki gelişmeleri; tarihsel bağlam, aktörlerin motivasyonları ve uluslararası dengeler ışığında yorumlarız. Tarafsız, bağımsız ve gerçeklere dayalı gazetecilik anlayışıyla; okura yalnızca bilgi değil, anlama yetisi kazandıran bir perspektif sunmak öncelikli hedefimizdir. Bu site; araştıran, sorgulayan ve geleceği öngörmeye çalışan herkes için bir analiz üssüdür.

Bir Cevap Yazın

HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin