HARAYHABER | Stratejik Haber – Analiz
Araştırmacı, Yazar: Teoman Şahin
New York Times’ın 19 Mayıs 2026 tarihli dikkat çekici haberi, İran merkezli son savaş sürecine dair en şaşırtıcı iddialardan birini gündeme taşıdı. Gazeteye göre Washington ve Tel Aviv, operasyonların ilk aşamalarında İran sonrası geçiş süreci için Rıza Pehlevi yerine Mahmud Ahmedinejad seçeneğini değerlendirdi.
Haberde yer alan iddiaya göre İsrail’in Tahran’da Ahmedinejad’ın bulunduğu noktaya düzenlediği hava saldırısı, yalnızca askeri bir operasyon değil; aynı zamanda onu ev hapsinden çıkarıp geçiş döneminin yüzü hâline getirmeyi amaçlayan daha büyük bir planın parçasıydı. Ahmedinejad’ın yaralandığı, iletişim ağlarının çöktüğü ve planın başarısız olduğu öne sürüldü.
Her ne kadar bu iddialar resmi olarak doğrulanmış olmasa da, ortaya çıkan tablo İran muhalefetinin gerçek gücü, Batı’nın bölge hesapları ve dış müdahale projelerinin doğası hakkında çok ciddi soruları yeniden gündeme taşıdı.
İlk bakışta bu tercih çelişkili görünüyor. Çünkü Ahmedinejad, İran’ın petrol gelirlerini popülist politikalarla tüketen, sert anti-Batı söylemleriyle ülkeyi ağır yaptırımlara sürükleyen ve İran ekonomisinin bugünkü krizlerinde önemli pay sahibi isimlerden biri olarak görülüyor.
Ancak meseleye Washington ve Tel Aviv’deki güvenlik merkezlerinin gözünden bakıldığında tablo değişiyor.
Ahmedinejad’ın sistemin içinden gelen biri olması, güvenlik bürokrasisini tanıması, askeri yapılarla geçmiş bağları ve alt sınıflarda hâlâ belirli bir sosyal karşılık bulabilmesi; onu “kontrol edilebilir geçiş aktörü” olarak daha kullanışlı hâle getiriyor.
Batılı stratejik çevreler açısından önemli olanın demokrasi değil, kontrollü istikrar olduğu iddiası da tam bu noktada güç kazanıyor.
Çünkü İran gibi kırılgan ve çok katmanlı bir ülkede ani rejim çöküşü; etnik çatışmalar, bölgesel parçalanma, enerji krizleri ve Çin-Rusya ekseninin daha agresif müdahalesi gibi riskleri beraberinde getirebilir.
Rıza Pehlevi ise Batı medyasında görünür olsa da, İran içindeki örgütlü güç dengelerinde ciddi bir karşılık oluşturabilmiş değil.
İran silahlı yapıları içinde etkili bir ağı bulunmaması, ülke içinde güçlü siyasi organizasyona sahip olmaması ve muhalefetin kendi içinde bile tam bir uzlaşı sağlayamaması; onu daha çok medya merkezli bir figür hâline getiriyor.
Özellikle son dönemde dış askeri müdahalelere verdiği açık destek, İran muhalefeti içerisinde de önemli kırılmalara yol açmış durumda.
Bu nedenle birçok gözlemciye göre Batı, Pehlevi’yi gerçek bir alternatiften çok psikolojik baskı ve medya savaşı unsuru olarak değerlendirdi.
New York Times raporunun tam da çatışmaların görece yatıştığı dönemde servis edilmesi de dikkat çekici bulunuyor.
Uzmanlara göre bu yayın, Batı’nın ilk hesaplarının başarısız olduğunu kabul etme ve aynı zamanda İran sonrası senaryoların ne kadar pragmatik temeller üzerine kurulduğunu gösterme amacı taşıyor.
Çünkü ortaya çıkan tablo açık: Washington ve Tel Aviv açısından mesele demokrasi değil; yönetilebilirlik, güvenlik ve kontrol edilebilir güç dengeleridir.
Bu süreç aynı zamanda İran muhalefetine de ağır bir gerçekliği yeniden hatırlattı.
Dış destekli “rejim değişikliği” projeleri yalnızca başarısız olmakla kalmadı; İran içinde “dış düşman” söyleminin yeniden güçlenmesine de zemin hazırladı.
Ahmedinejad da Pehlevi de aslında İran toplumunun geniş kesimlerinde tam güven oluşturan figürler değil.
Biri mevcut sistemin eski ve yıpranmış yüzlerinden biri olarak görülüyor; diğeri ise dış güçlerle aşırı yakın ilişki kurduğu eleştirileriyle karşı karşıya kalıyor.
İran’ın geleceğinin Washington, Tel Aviv ya da dış merkezlerde değil; İran’daki toplumsal dinamiklerde, bağımsız demokratik çevrelerde ve en önemlisi İran’da yaşayan milletlerin gerçek katılımıyla şekilleneceği gerçeği ise her geçen gün daha fazla görünür hâle geliyor.
Çünkü bu savaşların bedelini yine sıradan halk ödedi.
Ve görünen o ki, İran meselesinde en büyük eksiklik hâlâ aynı noktada duruyor: Halkların iradesini merkeze alan gerçekçi ve bağımsız bir çözüm iradesinin ortaya çıkamaması.
HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.

[…] NEW YORK TIMES İDDİASI VE İRAN MUHALEFETİNE ACI GERÇEKLER […]