HARAYHABER | Stratejik Haber – Analiz
Araştırmacı, Yazar: Mesut HARAY
İran rejiminin Güney Azerbaycan Milli Hareketi üzerindeki baskıları yeni bir aşamaya geçti. Azerbaycan İnsan Hakları Örgütü’nün yayımladığı son bilgilere göre, Güney Azerbaycan Milli Hareketi’nin tanınmış isimlerinden Abbas Lisani, Ali Hayırcu, Yusuf Kari ve Behzad Deşti; aylar süren tutukluluğun ardından Tahran Devrim Mahkemesi’nin 28. Şubesine çağrıldı.
“Sehna” sistemi üzerinden gönderilen tebligata göre dava duruşmasının 30 Mayıs 2026 tarihinde görüleceği açıklandı. Ancak dosyada yaşanan gelişmeler, İran’daki yargı mekanizmasının bağımsızlığına dair tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
Hâlen Evin Hapishanesi’nin 7. koğuşunda karantinada tutulan Abbas Lisani ve Yusuf Kari, aileleriyle yaptıkları görüşmede bu süreci “önceden hazırlanmış yasa dışı bir gösteri” olarak tanımladı ve söz konusu mahkemeye katılmayacaklarını açıkladı.
İki aktivistin, soruşturma sürecini “adaletsiz” olarak nitelendirerek sorgulamalara katılmayı reddetmesi ise dikkat çekici bir siyasi tavır olarak yorumlanıyor.
Öte yandan Yusuf Kari hakkında 6 milyar tümenlik kefalet kararı verilmesine ve tahliye için gerekli resmi işlemlerin tamamlanmasına rağmen, güvenlik kurumlarının devreye girerek serbest bırakılmasını engellediği öne sürülüyor. Yakın çevresinin verdiği bilgilere göre kefalet kararı yeniden tutukluluğa çevrildi.
Bu durum, İran’da özellikle siyasi dosyalarda yargı kararlarının güvenlik bürokrasisinin gölgesinde şekillendiği yönündeki eleştirileri daha da güçlendirdi.
Söz konusu dört aktivist, Kasım 2025’te Evin Hapishanesi önünde gözaltına alınmıştı. Daha sonra İstihbarat Bakanlığı’na bağlı gözaltı merkezine götürülen aktivistler; darp, uzun süreli hücre hapsi ve tıbbi haklardan mahrum bırakılma gibi ağır uygulamalara maruz kaldıklarını açıklamıştı.
İran rejiminin son yıllarda özellikle Güney Azerbaycan Türklerine yönelik baskı siyasetini sertleştirdiği görülüyor. Ana dil talepleri, kültürel hak arayışları ve milli kimlik vurguları çoğu zaman “güvenlik tehdidi” çerçevesinde değerlendirilirken, aktivistler uzun tutukluluk süreçleri ve ağır psikolojik baskılarla karşı karşıya bırakılıyor.
Uzmanlara göre Tahran yönetimi, içeride artan ekonomik kriz, toplumsal huzursuzluk ve etnik talepler karşısında merkeziyetçi güvenlik siyasetini daha da sertleştiriyor. Özellikle Güney Azerbaycan Milli Hareketi’nin toplumsal tabanının büyümesi, rejimin güvenlik reflekslerini daha agresif hale getiriyor.
Ancak yaşananlar aynı zamanda İran’daki hukuk sistemine yönelik güven krizini de derinleştiriyor. Çünkü siyasi aktivistlerin avukat haklarından, sağlık hizmetlerinden ve adil yargılanma ilkelerinden mahrum bırakıldığı yönündeki iddialar artık münferit değil; sistematik bir tabloyu işaret ediyor.
Bugün Evin Hapishanesi’nde yaşananlar yalnızca dört aktivistin meselesi değildir. Bu süreç, İran’da farklı kimliklerin, özellikle de Güney Azerbaycan Türklerinin siyasi ve kültürel taleplerine karşı devletin nasıl bir yaklaşım benimsediğini gösteren önemli bir örnek olarak değerlendiriliyor.
HARAYHABER
Dünyaya Güney Azerbaycan Gözüyle Bakıyoruz
HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
