İran rejimi dışarıda Amerikan baskısıyla, içeride ise çöken para, benzin krizi, gıda enflasyonu ve toplumsal öfkeyle aynı anda karşı karşıya. Bugünün asıl sorusu şudur: Tahran’ı Washington’un füzeleri mi, yoksa halkın cebinde eriyen tümen mi daha fazla sarsacak?

HARAYHABER | Haber–Analiz
Araştırmacı–Gazeteci–Yazar: Mesut HARAY

İran’da savaş artık yalnız cephede yaşanmıyor. Hürmüz’de gemiler, Yemen’de vekil güçler, Irak’ta milis ağları, Türkiye hattında yaptırımlar konuşuluyor; fakat rejimin en tehlikeli cephesi artık sokakta, pazarda, benzin kuyruğunda ve halkın cebinde açılıyor.

Çünkü 234 bin tümenlik dolar, yalnız bir döviz kuru değildir. Bu rakam, İran halkının rejime duyduğu güvenin eridiği çizgidir. İranWire’ın 10 Eylül verilerine göre dolar serbest piyasada 234 bin tümen sınırını aşarak 234 bin 190 tümeni gördü; aynı gün yayımlanan güncellemede kur 234 bin 740 tümen olarak kaydedildi. Bu, 1 doların yaklaşık 2 milyon 347 bin riyal seviyesine çıkması demektir.

Tahran için tehlikeli olan yalnız doların yükselmesi değildir. Tehlikeli olan, doların yükselişinin artık toplumun gündelik hayatına doğrudan vurmasıdır. Dolar yükseldiğinde ithalat pahalanıyor; ithalat pahalandığında ilaç, gıda, yedek parça, teknoloji, ulaşım ve sanayi maliyetleri artıyor. Halkın maaşı aynı kalırken pazarın fiyatı her hafta değişiyor. İşte rejimi sarsan asıl mekanizma budur.

Amerika’nın baskısı burada devreye giriyor. Washington, İran’a karşı “Operation Economic Outcast” adıyla daha geniş bir ekonomik kuşatma yürütüyor. ABD Hazine Bakanlığı’nın son duyurularında İran’ın küresel finans bağlantılarını hedef alan yeni yaptırım kararları öne çıkıyor; 14 Eylül’de Rusya’nın VTB Bankası da İran’ın yaptırımları aşmasına yardım ettiği iddiasıyla hedef alındı. Reuters’a göre bu adım, İran’ın finansal nefes borularını kesmeye yönelik daha geniş Amerikan stratejisinin parçası olarak görülüyor.

Fakat mesele yalnız bankacılık değildir. ABD, İran’ın havacılık sektörünü, lojistik ağlarını, petrol gelirlerini ve üçüncü ülkeler üzerinden kurduğu ticaret mekanizmalarını da hedef alıyor. Associated Press’in aktardığına göre 8 Eylül’de açıklanan yeni yaptırım dalgası, İran havacılık sektöründe iki düzineden fazla kuruluşu ve yabancı kargo sağlayıcılarını hedef aldı; Türkiye, BAE, Kazakistan ve Malezya bağlantılı yapılar da bu dosyada yer aldı.

Buradan çıkan tablo açıktır: Amerika İran’a yalnız “füzeyle” değil, para damarlarını keserek saldırıyor. Tahran’ın petrol satmasını, dolar bulmasını, uçak çalıştırmasını, kargo yürütmesini, para çevirmesini, hatta üçüncü ülkeler üzerinden ticaret yapmasını zorlaştıran bir ekonomik savaş modeli kuruluyor.

Ancak İran’ı asıl sarsacak şey Washington’un baskısı tek başına değildir. İran rejimi kırk yıldır yaptırımlarla yaşamayı öğrendi. Ambargoyu iç propagandaya çevirdi, karaborsa ağları kurdu, aracı şirketler yarattı, Çin ve Rusya hattında alternatif kanallar açtı. Reuters’ın araştırmasına göre İran, Çin’den mal alımını kolaylaştırmak için petrol gelirlerine dayalı gizli takas benzeri mekanizmalar kurdu; bu sistemin milyarlarca dolarlık ticareti geleneksel bankacılık kanallarının dışından yürüttüğü belirtiliyor.

Financial Times da İran’ın yaptırım baskısı altında kripto para, Tether ve Bitcoin gibi araçlarla dış ticaret kanallarını desteklemeye çalıştığını aktarıyor. Yani rejim tamamen çaresiz değildir; ekonomik kaçış yolları arıyor. Fakat sorun şudur: Bu yollar devletin ayakta kalmasına yetebilir, ama toplumun nefes almasına yetmez.

İran ekonomisinin en kırılgan noktası petrol geliridir. Reuters’ın 3 Eylül analizine göre İran ham petrol yüklemeleri yaklaşık 260 bin varil/gün seviyesine kadar geriledi; bu rakam bir yıl önce yaklaşık 1,7 milyon varil/gün düzeyindeydi. Aynı analiz, resmî 12 aylık ortalama enflasyonun yüzde 69,9’a çıktığını ve gıda, içecek ve tütün fiyatlarının bunun yaklaşık iki katı hızla yükseldiğini aktardı.

Bu veriler rejim için asıl alarmdır. Çünkü petrol geliri azalırsa devletin döviz kaynağı daralır. Döviz daralırsa tümen düşer. Tümen düşerse pazar yanar. Pazar yanarsa sokak hareketlenir. İran rejiminin gerçek korku zinciri budur.

Benzin krizi bu zincirin en hassas halkasıdır. İran’da benzin yalnız ekonomik bir ürün değildir; siyasî patlama maddesidir. 2019’da benzin zammı ülke çapında protestolara dönüşmüştü. Bu yüzden 2026’daki yeni yakıt baskısı rejim açısından son derece tehlikelidir. Reuters, İran hükümetinin ağır tüketiciler için benzin fiyatını artırma planını protesto riski nedeniyle dikkatle yürüttüğünü aktardı. Iran International’a göre hükümet sözcüsü Fatemeh Mohajerani, kota dışı üçüncü kademe benzinin litre fiyatının 5 bin tümenden 10 bin tümene çıkarılacağını açıkladı.

Wall Street Journal’ın 11 Eylül tarihli haberine göre İran’da yakıt sıkıntısı, uzun benzin kuyrukları, panik alımları ve özellikle kamyoncular, taksiciler ve uygulama sürücüleri arasında protesto ve grev dalgaları yaratıyor. Aynı haberde, Mehran sınır terminalinde kamyon sürücülerinin yakıt sıkıntısı nedeniyle bir günlük greve gittiği de aktarıldı.

Bu noktada şu soru ortaya çıkıyor: İran’ı kim sarsacak? ABD mi, dolar mı?

Cevap basit değildir. ABD rejimi dışarıdan sıkıştırır; dolar rejimi içeriden çürütür. ABD petrolü, bankayı, lojistiği, havacılığı hedef alır; dolar halkın sofrasını, maaşını, birikimini ve günlük hayatını hedef alır. Washington’un yaptırımı Tahran’daki karar merkezini zorlar; 234 bin tümenlik dolar ise Meşhed’deki emekliyi, Tebriz’deki işçiyi, Urmiye’deki esnafı, Ahvaz’daki öğretmeni, Tahran’daki taksiciyi doğrudan vurur.

Rejim füzeye karşı propaganda üretebilir. “Direniş”, “düşman”, “millî güvenlik”, “dış komplo” diyebilir. Fakat boşalan sofra karşısında propaganda zayıflar. Çünkü ekmek fiyatı ideolojik slogan dinlemez. Benzin kuyruğu resmî açıklamayla kısalmaz. Maaş eriyince halkın cebindeki gerçek, televizyon ekranındaki yalandan daha güçlü olur.

Bugün İran’da yaşanan da budur. Associated Press, Amerikan ekonomik savaşının İranlı ailelerin temel ihtiyaçlara ulaşmasını zorlaştırdığını; işsizliğin arttığını, çalışanların ise değeri düşen para karşısında daha fazla saat çalışmak zorunda kaldığını aktardı. Euronews’un İranlılarla yaptığı görüşmelerde de savaş ve ekonomik kriz nedeniyle gelirlerin eridiği, yakıt fiyatlarının ve ulaşım maliyetlerinin günlük hayatı daha da ağırlaştırdığı vurgulandı.

Bu yüzden 234 bin tümen, yalnız ekonomik gösterge değil; siyasî sıcaklık ölçerdir.

Tahran’ın asıl korkusu şudur: Döviz krizi, benzin krizi ve gıda krizi aynı anda birleşirse, toplum yalnız ekonomik talep için değil, rejimin kendisine karşı yeniden hareketlenebilir. Reuters, İran yöneticilerinin ekonomik çöküşün Ocak ayındaki kitlesel protestoları yeniden ateşleyebileceğinin farkında olduğunu yazdı. Bu nedenle rejim bir yandan Amerikan baskısına karşı “direniş” söylemi üretirken diğer yandan içeride güvenlik aygıtını diri tutuyor.

Burada Güney Azerbaycan açısından da önemli bir sonuç vardır. Ekonomik kriz bütün İran’ı vurur; fakat merkezî devlet, kriz dönemlerinde çevre bölgeleri daha sıkı güvenlik kontrolüne alma eğilimindedir. Tebriz, Urmiye, Erdebil, Zencan ve diğer Türk bölgelerinde ekonomik öfke ile milli kimlik talebi birleşirse, rejim bunu sıradan sosyal protesto olarak değil, güvenlik meselesi olarak görebilir.

Bu nedenle Güney Azerbaycan dosyası sadece insan hakları başlığıyla takip edilmemeli. Ekonomi, döviz, işsizlik, sınır ticareti, küçük esnaf, nakliye sektörü, üniversite gençliği ve siyasi mahkûmiyetler aynı tabloda izlenmelidir. Çünkü rejimin baskı refleksi en çok kriz dönemlerinde sertleşir.

Bugünün İran gerçeği şudur: Rejim dışarıda ABD ile savaşırken içeride kendi parasına yeniliyor. Amerikan yaptırımları İran’ın dış bağlantılarını kesiyor; tümenin çöküşü ise rejimin halkla arasındaki son güven bağını koparıyor.

ABD İran’ı zorlar.
Dolar İran’ı yorar.
Benzin krizi halkı sokağa iter.
Gıda enflasyonu öfkeyi büyütür.
Petrol gelirinin kuruması rejimin kasasını boşaltır.
Bütün bunlar birleşirse, Tahran’ın güvenlik devleti bile her cepheye aynı anda yetişemez.

Sonuç olarak İran’ı tek başına ABD de sarsmayacak, tek başına 234 bin tümenlik dolar da. Asıl sarsıntı bu ikisinin birleştiği yerde başlayacaktır: dışarıda ekonomik kuşatma, içeride çöken para ve halkın dayanma sınırının tükenmesi.

Bugün Tahran’ın en büyük açmazı budur. Rejim savaşı dışarıda tutmak istiyor; fakat savaş artık halkın cebine girmiştir. Ve cebinde parası eriyen halk için savaşın adı Washington değil, pazar fiyatıdır.

Haftanın en net cümlesi şudur:
İran rejimini Amerikan bombalarından önce 234 bin tümenlik doların açtığı iç cephe sarsabilir. Çünkü füze kışlayı vurur; çöken para ise her evi, her sofrayı, her pazarı ve her vicdanı vurur.


Kaynakça

  1. IranWire — İran serbest piyasasında doların 10 Eylül’de 234 bin tümen sınırını aşması, euro/sterlin ve altın fiyatlarındaki yükseliş verileri. (IranWire)
  2. Reuters — ABD baskısı, yaptırımlar, petrol yüklemelerindeki düşüş, İran ekonomisindeki enflasyon ve toplumsal huzursuzluk riski. (Reuters)
  3. U.S. Department of the Treasury — “Operation Economic Outcast” kapsamında İran’ın finansal ağlarına yönelik yeni yaptırım duyuruları. (U.S. Department of the Treasury)
  4. Reuters — Rusya’nın VTB Bankası’na İran bağlantılı yaptırım uygulanması ve İran’ın finansal yaptırım ağlarının genişlemesi. (Reuters)
  5. Associated Press — İran havacılık sektörüne yönelik yeni yaptırımlar ve Türkiye dahil üçüncü ülke bağlantılı yapıların hedef alınması. (AP News)
  6. Reuters — İran’ın Çin üzerinden yaptırımları aşmak için kullandığı petrol–mal ticareti ve özel amaçlı ticaret mekanizması. (Reuters)
  7. Financial Times — İran’ın yaptırım baskısı altında kripto para kanallarına yönelmesi. (Finansal Zamanlar)
  8. Wall Street Journal — İran’daki benzin krizi, kuyruklar, panik alımları ve sürücü/taşımacı protestoları. (The Wall Street Journal)
  9. Reuters — İran hükümetinin benzin fiyatlarını artırma planı ve protesto riski. (Reuters)
  10. Associated Press — İranlı ailelerin temel ihtiyaçlara erişimde yaşadığı zorluklar ve Amerikan ekonomik savaşının toplumsal etkisi. (AP News)

Yazar

  • Mesut HARAY

    Bu platform, Güney Azerbaycanlı araştırmacı, gazeteci Mesut HARAY tarafından kurulmuştur. Türkiye, Güney Kafkasya, Orta Doğu ve Orta Asya'daki gelişmeleri; tarihsel bağlam, aktörlerin motivasyonları ve uluslararası dengeler ışığında yorumlarız. Tarafsız, bağımsız ve gerçeklere dayalı gazetecilik anlayışıyla; okura yalnızca bilgi değil, anlama yetisi kazandıran bir perspektif sunmak öncelikli hedefimizdir. Bu site; araştıran, sorgulayan ve geleceği öngörmeye çalışan herkes için bir analiz üssüdür.


HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Mesut HARAY adlı kullanıcının avatarı

By Mesut HARAY

Bu platform, Güney Azerbaycanlı araştırmacı, gazeteci Mesut HARAY tarafından kurulmuştur. Türkiye, Güney Kafkasya, Orta Doğu ve Orta Asya'daki gelişmeleri; tarihsel bağlam, aktörlerin motivasyonları ve uluslararası dengeler ışığında yorumlarız. Tarafsız, bağımsız ve gerçeklere dayalı gazetecilik anlayışıyla; okura yalnızca bilgi değil, anlama yetisi kazandıran bir perspektif sunmak öncelikli hedefimizdir. Bu site; araştıran, sorgulayan ve geleceği öngörmeye çalışan herkes için bir analiz üssüdür.

Bir Cevap Yazın

HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin