Husilerin el-Muha’yı ele geçirmesi ve Suudi Arabistan’ın enerji tesislerine yönelik saldırılar, Yemen savaşını İran–ABD çatışmasının yeni cephesine dönüştürdü. Bab el-Mendeb tehdit altında; Mekke Paktı ise henüz askerî karşılığa dönüşmedi.
HARAYHABER | Haber–Analiz
Araştırmacı–Gazeteci–Yazar: Mesut HARAY
Yemen’de savaş yeniden büyüyor. İran’la hizalı Husiler, tarihî liman kenti el-Muha’nın kontrolünü ele geçirdi. Husi güçleri Kızıldeniz’deki Haniş adalarına yönelirken, Suudi destekli Yemen güçleri Bab el-Mendeb’in karşısındaki Zubab bölgesine çekiliyor.
El-Muha’nın ele geçirilmesi, Bab el-Mendeb’in tamamen Husilerin kontrolüne geçtiği anlamına gelmiyor. Ancak el-Muha–Zubab–Perim hattı, Kızıldeniz’in güney kapısına baskı kurmak için kritik bir askerî koridor oluşturuyor. Husiler bu hattı güçlendirirse tankerler ve ticari gemiler için deniz taşımacılığı daha pahalı, daha uzun ve daha riskli hâle gelecek.
Bu gelişme, İran–ABD savaşının Yemen’e taşınmasıdır. Hürmüz Boğazı’nda İran’ın kurduğu baskıya karşılık Husiler Bab el-Mendeb’i tehdit ediyor. Böylece Körfez petrolünün hem doğu çıkışı hem de Kızıldeniz üzerinden batıya uzanan güzergâhı aynı anda risk altına giriyor.
Husilerin Suudi Arabistan’ın güneyindeki Abha, Cizan, Necran ve Hamis Muşayt kentlerine düzenlediği füze ve insansız hava aracı saldırılarında 73 kişi yaralandı. Suudi Enerji Bakanlığı, petrol tesisleri ve enerji altyapısında yangın çıktığını, bazı operasyonların geçici olarak durduğunu açıkladı.
Cizan’ın hedef alınması tesadüf değildir. Bölge, Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz kıyısındaki önemli enerji ve lojistik merkezlerinden biridir. Hürmüz’deki petrol akışının zayıfladığı bir dönemde Riyad’ın alternatif ihracat hattı da tehdit altına sokuluyor. Husilerin saldırıları, yalnızca askerî hedeflere değil, Suudi Arabistan’ın ekonomik damarlarına yöneliyor.
İran, Husileri doğrudan kontrol ettiğini reddediyor. Ancak Reuters’a konuşan kaynaklar Tahran’ın Husilere yeni silah ve finansman sağladığını, bazı Devrim Muhafızları komutanlarının Yemen’de koordinasyon yaptığını ileri sürdü. Bu iddialar bağımsız biçimde doğrulanmış değil. Fakat İran ile Husiler arasındaki askerî ve stratejik uyum artık gizlenemeyecek kadar açık.
Tahran’ın hesabı açıktır: ABD’nin bölgedeki savaş maliyetini yükseltmek, Suudi Arabistan’ı baskı altında tutmak ve Washington’u müzakereye zorlamak. Ancak bu strateji ters de tepebilir. Husi saldırıları, Suudi Arabistan’ı ABD’den uzaklaştırmak yerine Türkiye ve Pakistan’la daha sıkı güvenlik iş birliğine itebilir.
Mekke Paktı bu nedenle ilk ciddi sınavıyla karşı karşıya. Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasındaki anlaşma, bir üyeye yönelik silahlı saldırının bütün üyelere yapılmış sayılmasını öngörüyor. Ancak Pakistan Dışişleri Bakanlığı, Husilerin saldırıları sonrasında henüz herhangi bir askerî karşılığın görüşülmediğini açıkladı. Pakistan, “zamanı geldiğinde” anlaşma kapsamında hareket edeceğini bildirdi.
Bu açıklama Mekke Paktı’nın gerçek sınırını ortaya koydu. Anlaşma şimdilik Yemen’e asker gönderme planı değil; Suudi Arabistan’ın hava sahasını, enerji tesislerini ve toprak bütünlüğünü korumaya yönelik bir caydırıcılık düzenlemesidir. Türkiye ve Pakistan doğrudan Yemen savaşına girmeden radar, hava savunması, istihbarat ve teknik destek sağlayabilir.
Suudi Arabistan ise zor bir seçimle karşı karşıya. Sınırlı karşılık verirse Husilere inisiyatif bırakacak. Geniş çaplı bir saldırıya girişirse yıllardır çıkmaya çalıştığı Yemen savaşına yeniden gömülecek. Üstelik bu kez karşısındaki yalnızca Husiler değil; İran–ABD savaşının oluşturduğu daha geniş bölgesel krizdir.
Güney Azerbaycan açısından bu savaşın anlamı da göz ardı edilmemelidir. İran rejimi dışarıda Yemen’den Lübnan’a uzanan savaş hatlarına kaynak aktarırken, içeride İran’daki halkların ekonomik ve siyasal taleplerini güvenlik tehdidi olarak bastırıyor. Tahran’ın “direniş cephesi” söylemi, İran’daki Türklerin ve diğer halkların haklarını savunmuyor; rejimin bölgesel nüfuz maliyetini toplumun tamamına yüklüyor.
Sonuç olarak Yemen, artık yalnızca bir iç savaş alanı değildir. El-Muha’nın ele geçirilmesi Bab el-Mendeb üzerindeki baskıyı artırmış, Cizan saldırıları Suudi Arabistan’ın enerji güvenliğini hedef hâline getirmiştir. Hürmüz’de İran, Bab el-Mendeb’de Husiler baskı kurarken Mekke Paktı şimdilik beklemededir.
Fakat saldırılar sürer ve Suudi toprakları daha ağır biçimde hedef alınırsa, bu bekleme hâli kalıcı olmayacaktır. Yemen’deki çatışma büyüdükçe savaşın faturası yine Yemen halkına, İran’daki halklara ve bütün bölgeye kesilecektir.
Kaynakça
- Reuters – Yemen’s Houthis close in on Bab el-Mandeb
- Reuters – Pakistan warns Iran to rein in Houthis
- Reuters – Pakistan says no military response discussed
- AP – Houthi attacks ignite fires at Saudi oil facilities
Dünyaya Güney Azərbaycan gözüyle bakıyoruz.
HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
