“Trump’ı Vurabilirdik” Çıkışı Ankara’ya Verilmiş Örtülü Bir Mesaj mı?

Haber–Analiz | HARAYHABER

İran’ın eski Kültür Mirası Bakanı ve Ali Siber Uzay Konseyi Üyesi İzzetullah Zergami’nin, “Trump’ı Türkiye’de hedef alabilirdik ancak komşuluk ilişkileri nedeniyle bunu yapmadık” şeklindeki açıklaması, yalnızca Washington’a yönelik sert bir çıkış olarak okunamaz. Bu açıklama, aynı zamanda Ankara’nın da dikkatle değerlendirmesi gereken siyasi ve güvenlik boyutu taşıyan bir mesaj niteliği taşıyor.

Türkçe çevirisi:

“Türkiye Büyükelçisini çağırın ve ona uyarıda bulunun. Deli Trump, oradan İran’a saldırı emri veriyor. Diplomasi diliyle dünyaya anlatın ki, şehit liderimizin katili kısas için elimizin altındaydı. Komşularla dostluğu ve iyi komşuluk ilişkilerini korumak için ona dokunmadık.

Zergami, Donald Trump’ın İran’a yönelik saldırı talimatını Türkiye’den verdiğini öne sürerken, Türkiye’nin Tahran Büyükelçisi’nin İran Dışişleri Bakanlığı’na çağrılması gerektiğini savundu. Ancak açıklamanın en dikkat çeken bölümü, “İran liderinin katili elimizin altındaydı. Türkiye ile dostluk ve iyi komşuluk ilişkileri nedeniyle hedef almadık.” sözleri oldu. Bu ifade, bir taraftan Türkiye’ye dostluk mesajı verildiği izlenimi oluştururken, diğer taraftan “İsteseydik bunu Türkiye topraklarında gerçekleştirebilirdik.” şeklinde yorumlanabilecek örtülü bir güç gösterisini de içinde barındırıyor.

Bu açıklama, İran’da son günlerde art arda gelen benzer söylemlerden bağımsız değerlendirilemez. İran Meclisi’nin radikal isimlerinden Hamid Resayi’nin NATO Zirvesi sırasında Ankara’da bulunan Donald Trump’ın “menzil içinde” olduğunu öne süren paylaşımı ve ardından Devrim Muhafızları’na yakın Saberin News kanalının Trump’ın kaldığı otelin konumunu yayımlaması, aynı siyasi atmosferin parçaları olarak görülüyor. Bu gelişmeler, İran’daki bazı çevrelerin Türkiye üzerinden ABD’ye mesaj vermeye çalıştığı yönündeki değerlendirmeleri güçlendiriyor.

Türkçe çevirisi:

Asıl dikkat çekici nokta ise İran’ın kullandığı diplomatik dilde ortaya çıkıyor. Bir yandan “komşuluk ilişkilerine önem veriyoruz” denilirken, diğer yandan Türkiye topraklarında gerçekleştirilebileceği ima edilen bir suikast senaryosundan söz edilmesi ciddi bir çelişki oluşturuyor. Dostluk vurgusuyla birlikte böyle bir ihtimalin dile getirilmesi, klasik diplomatik söylemin ötesine geçen psikolojik baskı ve caydırıcılık dili olarak değerlendirilebilir.

Türkiye ile İran uzun yıllardır hem iş birliği hem de rekabeti aynı anda yürüten iki komşu ülke konumunda bulunuyor. Suriye, Irak, Güney Kafkasya, enerji koridorları ve bölgesel nüfuz mücadelesi gibi başlıklarda iki ülke zaman zaman farklı cephelerde yer alıyor. Bu nedenle İranlı yetkililerin kullandığı her ifade, yalnızca iç kamuoyuna yönelik siyasi söylem olarak değil, aynı zamanda dış politikaya yönelik stratejik mesajlar açısından da okunuyor.

Son dönemde Türkiye’nin NATO içindeki rolünü güçlendirmesi, ABD ile güvenlik alanındaki temaslarını artırması ve bölgesel krizlerde daha aktif bir politika izlemesi, Tahran’ın Ankara’ya bakışını da etkilemiş görünüyor. Bu nedenle Zergami’nin açıklaması, yalnızca Donald Trump’a yönelik bir söylem değil; Türkiye’nin bölgesel konumuna ilişkin dolaylı bir mesaj olarak da değerlendirilebilir.

İran’ın bu tür açıklamalarla gerçekten operasyonel bir kapasiteye işaret edip etmediği ayrı bir tartışma konusudur. Ancak siyasal iletişim açısından bakıldığında, bu söylemin amacı fiili bir eylemi duyurmaktan çok, psikolojik üstünlük kurmak, caydırıcılık algısı oluşturmak ve hem dış hem de iç kamuoyuna “gücümüz vardı, tercih etmedik” mesajı vermektir.

Ankara’dan şimdiye kadar bu açıklamalara ilişkin resmî bir değerlendirme yapılmış değil. Ancak İran’dan peş peşe gelen bu tür söylemler, Türkiye-İran ilişkilerinde güvenlik boyutunun önümüzdeki dönemde daha fazla tartışılacağını gösteriyor. Bugün sorulması gereken temel soru, “Trump’ı vurabilirdik” ifadesinin yalnızca iç politikaya yönelik bir propaganda mı olduğu, yoksa Türkiye’ye verilen yeni bir stratejik mesajın başlangıcını mı oluşturduğudur. Bu sorunun cevabı, önümüzdeki dönemde Ankara-Tahran hattındaki gelişmelerle daha net ortaya çıkacaktır.

Yazar

  • Mesut HARAY

    Bu platform, Güney Azerbaycanlı araştırmacı, gazeteci Mesut HARAY tarafından kurulmuştur. Türkiye, Güney Kafkasya, Orta Doğu ve Orta Asya'daki gelişmeleri; tarihsel bağlam, aktörlerin motivasyonları ve uluslararası dengeler ışığında yorumlarız. Tarafsız, bağımsız ve gerçeklere dayalı gazetecilik anlayışıyla; okura yalnızca bilgi değil, anlama yetisi kazandıran bir perspektif sunmak öncelikli hedefimizdir. Bu site; araştıran, sorgulayan ve geleceği öngörmeye çalışan herkes için bir analiz üssüdür.


HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Mesut HARAY adlı kullanıcının avatarı

By Mesut HARAY

Bu platform, Güney Azerbaycanlı araştırmacı, gazeteci Mesut HARAY tarafından kurulmuştur. Türkiye, Güney Kafkasya, Orta Doğu ve Orta Asya'daki gelişmeleri; tarihsel bağlam, aktörlerin motivasyonları ve uluslararası dengeler ışığında yorumlarız. Tarafsız, bağımsız ve gerçeklere dayalı gazetecilik anlayışıyla; okura yalnızca bilgi değil, anlama yetisi kazandıran bir perspektif sunmak öncelikli hedefimizdir. Bu site; araştıran, sorgulayan ve geleceği öngörmeye çalışan herkes için bir analiz üssüdür.

Bir Cevap Yazın

HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin