Haber–Röportaj | HARAYHABER düzenlemesi
Kaynak: Turkustan.az
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in, 1926 yılında Bakü’de düzenlenen I. Türkoloji Kurultayı’nın 100. yıl dönümüyle ilgili imzaladığı kararname doğrultusunda, Azerbaycan Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı tarafından düzenlenen Türk Dünyası Haftası, Türk dünyasının farklı bölgelerinden gelen bilim, kültür ve fikir insanlarını Bakü’de bir araya getirdi.
Bu önemli etkinliğe katılan isimlerden biri de Kuzey Makedonya’dan gelen tanınmış bilim insanı, Aziz Kiril ve Metodi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı, Profesör Dr. Osman Emin oldu.

Osman Emin, Turkustan.az’a verdiği röportajda I. Türkoloji Kurultayı’nın tarihî önemini, Türkoloji’nin bugün Türk dünyası için taşıdığı stratejik anlamı, Balkan Türklerinin Avrupa’daki millî ve kültürel varlığını ve Karabağ Zaferi’nin Türk dünyasında oluşturduğu yeni birlik ruhunu değerlendirdi.
“Bakü’de olmak benim için tarihî ve kültürel bir sorumluluktur”
Osman Emin, Bakü’de düzenlenen Türk Dünyası Haftası’na katılmanın kendisi için yalnızca akademik bir görev olmadığını, aynı zamanda tarihî ve kültürel bir sorumluluk anlamı taşıdığını söyledi.
Emin’e göre, 1926 yılında Bakü’de düzenlenen I. Türkoloji Kurultayı, Türk dünyasının modernleşme tarihinde sadece bilimsel bir toplantı değildi. Bu kurultay, ortak kültürel bilincin oluşmasına, Türk halkları arasında dil, alfabe, eğitim ve kültürel iş birliği meselelerinin ortak bir çerçevede ele alınmasına yönelen büyük bir düşünce hareketiydi.
Osman Emin, bu kurultayın özellikle Bakü’de yapılmasının tesadüf olmadığını vurguladı. XX. yüzyılın başlarında Bakü, Türk dünyasının en önemli fikir, bilim ve kültür merkezlerinden biri hâline gelmişti. Azerbaycan’ın yetiştirdiği aydınlar Türkoloji biliminin gelişmesine önemli katkılar sunmuş, yeni alfabe reformlarının geniş çapta uygulanması da bu düşünsel ortamın doğal sonucu olarak ortaya çıkmıştı.
Profesöre göre, I. Türkoloji Kurultayı’nın temel hedefleri arasında ortak alfabe düşüncesi, eğitim alanında iş birliğinin geliştirilmesi ve Türk dünyasında kültürel yakınlaşmanın güçlendirilmesi özel bir yer tutuyordu.
Sovyet baskıları kurultayın fikirlerini yok edemedi
Osman Emin, sonraki tarihî süreçlerin, özellikle Sovyet totaliter rejiminin baskılarının, Türkoloji Kurultayı’nın ortaya koyduğu fikirlerin hayata geçirilmesi önünde ciddi engeller oluşturduğunu belirtti. Kurultayın birçok temsilcisi ağır takiplere ve baskılara maruz kaldı; Türkoloji bilimi ise ciddi darbe aldı.
Ancak bütün bu baskılara rağmen, söz konusu fikirler unutulmadı. Ortak alfabe, ortak kültür ve Türk dünyasının manevi birliği düşüncesi, Türk halklarının hafızasında yaşamaya devam etti.
Profesör, geçen yüzyılın sonlarında Türk cumhuriyetlerinin yeniden bağımsızlık kazanmasıyla bu fikirlerin yeniden güncellik kazandığını ifade etti. Bu durum, I. Türkoloji Kurultayı’nın ortaya koyduğu düşüncenin yalnızca geçmişe ait bir hatıra olmadığını; bugün de Türk dünyasının geleceği için yol gösterici bir anlam taşıdığını gösteriyor.
Ortak alfabe yalnızca teorik bir fikir değildir
Osman Emin, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in I. Türkoloji Kurultayı’nın 100. yıl dönümüyle ilgili imzaladığı kararnameyi, Türk dünyasının ortak kültürel mirasına verilen yüksek değerin göstergesi olarak değerlendirdi.
Ona göre bu yaklaşım, yalnızca geçmişe saygı değil, aynı zamanda ortak geleceğe duyulan inancın ifadesidir. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in “Ailemiz Türk dünyasıdır” sözü de bu stratejik bakışın güçlü bir yansımasıdır.
Profesör, ortak Türk alfabesiyle yayımlanan Cengiz Aytmatov eserinin de yüksek sembolik anlam taşıdığını belirtti. Ona göre ortak alfabe artık yalnızca teorik bir tartışma konusu değildir; Türk dünyasının zengin edebî mirasını ortak bir kültürel zeminde buluşturabilecek gerçek imkânlardan biridir.
Türkoloji, Türk dünyasının hafıza sütunudur
Osman Emin, Türkolojinin bugün Türk dünyası için temel dayanak alanlarından biri olduğunu ifade etti.
Ona göre Türkoloji yalnızca dil ve edebiyat araştırmalarından ibaret değildir. Bu bilim dalı, Türk halklarının tarihini, kültürünü, folklorunu, sözlü geleneğini, millî kimliğini ve medeniyet hafızasını bütüncül biçimde inceleyen temel bir alandır.
Profesör, dilini koruyan halkların kültürel devamlılığını da koruduğunu belirtti. Bu açıdan Türkoloji çalışmaları yalnızca geçmişi öğrenmek için değil, geleceği kurmak açısından da büyük önem taşımaktadır.
Osman Emin, İsmail Gaspıralı’nın “Dilde, fikirde, işte birlik” ilkesinin bugün de güncelliğini koruduğunu söyledi. Ona göre dil birliği yalnızca iletişimi kolaylaştırmaz; aynı zamanda ortak düşünceyi, ortak bilinci ve ortak gelecek tasavvurunu güçlendirir.
Balkan Türkleri: Avrupa’daki tarihî hafıza
Röportajda Balkan Türklerinin Türk dünyası için taşıdığı öneme de geniş yer verildi.
Osman Emin, Balkanların tarih boyunca farklı medeniyetlerin buluştuğu çok katmanlı bir coğrafya olduğunu söyledi. Yüzyıllar boyunca Osmanlı medeniyetinin şekillendirdiği bu bölgede Türk dili, kültürü ve tarihî hafızası derin izler bıraktı.
Profesöre göre Balkan Türkleri, karşılaştıkları bütün zorluklara rağmen dillerini, kültürlerini ve millî kimliklerini korumayı başardılar. Çünkü bir milletin gerçek gücü yalnızca siyasi sınırlarında değil; dilinde, kültüründe ve tarihî hafızasında yaşar.
Bu bakımdan Balkan Türkleri sadece bir etnik topluluk değildir; onlar Türk dünyasının Avrupa’daki tarihî hafızasının taşıyıcılarıdır.
Yavuz Bülent Bakiler’den Bahtiyar Vahapzade’ye uzanan duygu çizgisi
Osman Emin, Balkanlardaki Türk varlığının edebiyat ve kültürel hafızadaki yerinden söz ederken Yavuz Bülent Bakiler’in eserlerine de özel dikkat çekti.
Emin, Yavuz Bülent Bakiler’in 1976 yılında Türkiye’yi temsil ederek o dönemde Yugoslavya sınırları içinde bulunan Struga kentinde düzenlenen Şiir Günleri’ne katıldığını hatırlattı. Bu seyahat sırasında Balkan coğrafyasını yakından gözlemleyen Bakiler, daha sonra bu izlenimlerini “Üsküp’ten Kosova’ya” adlı eserinde ölümsüzleştirdi.
Büyük Azerbaycan şairi Bahtiyar Vahapzade ise bu eserin kendisinde uyandırdığı derin duyguyu dile getirerek her Türk’ün “Üsküp’ten Kosova’ya” kitabını okuması gerektiğini vurgulamıştı.
Osman Emin’e göre bu eser yalnızca seyahat notlarından ibaret değildir. Balkanlardaki Türk varlığının, tarihî hafızanın ve kültürel mirasın insan ruhunda uyandırdığı duyguların güçlü bir ifadesidir.
Kuzey Makedonya’da Türk dili millî kimliğin taşıyıcısıdır
Osman Emin, Kuzey Makedonya’da Türk dili eğitimi ve Türkoloji alanında yürütülen çalışmaları da değerli bulduğunu ifade etti.
Ona göre, bu ülkede yaşayan Türk toplumunun eğitim ve kültür alanında ortaya koyduğu faaliyetler özel önem taşımaktadır. Türk dilinin eğitim dili olarak yaşatılması yalnızca pedagojik bir mesele değildir; bu, millî ve kültürel kimliğin korunmasına hizmet eden tarihî bir sorumluluktur.
Profesör, 21 Aralık — Türklerin Millî Bayramı ve Türkçe Eğitim Günü’nün bu açıdan ayrı bir anlam taşıdığını belirtti. Ona göre bu coğrafyada Türk dili yalnızca konuşma ve iletişim aracı değildir; aynı zamanda tarihî aidiyetin, kültürel hafızanın ve millî kimliğin taşıyıcısıdır.
Karabağ Zaferi Türk dünyasında yeni bir güven oluşturdu
Röportajda Karabağ Zaferi’nin Türk dünyası için taşıdığı önem de özel olarak vurgulandı.
Osman Emin, Karabağ Zaferi’nin yalnızca Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünün yeniden sağlanması açısından değil, aynı zamanda Türk dünyasının ortak hafızası, dayanışması ve geleceğe olan inancı bakımından da tarihî bir dönüm noktası olduğunu söyledi.
Ona göre bu zafer, uluslararası hukukun ve adaletin yeniden sağlanmasının yanında, Türk dünyasında birlik ve kardeşlik duygularını daha da güçlendirdi. Özellikle Türkiye ile Azerbaycan arasında “Bir millet, iki devlet” ilkesinin gerçek hayatta karşılığını bulması, Türk devletleri arasındaki dayanışmanın gücünü bütün dünyaya gösterdi.
Profesör, Karabağ’ın yeniden inşasının, tarihî ve kültürel mirasının onarılmasının ve bölgenin canlandırılmasının da özel önem taşıdığını belirtti. Çünkü medeniyet yalnızca toprakları korumakla değil; tarihî eserleri, dili, kültürü ve ortak hafızayı yaşatmakla güçlenir.
Osman Emin’e göre Türk Devletleri Teşkilatı çerçevesinde yürütülen iş birliği projeleri, ulaşım koridorları, eğitim, kültür ve bilim alanlarında geliştirilen ortak girişimler de Karabağ Zaferi’nin oluşturduğu güven ve dayanışma ortamından güç almaktadır.
“1926’da Bakü’de yakılan birlik meşalesi hâlâ yanıyor”
Osman Emin, Balkan Türkü olarak Türk dünyasına birlik, dil ve hafıza çağrısı yaptı.
Emin’e göre, 1926 yılında Bakü’de yakılan bilim ve birlik meşalesi, yüz yıl sonra da Türk dünyasının ortak geleceğini aydınlatmaya devam ediyor. I. Türkoloji Kurultayı’nın mirası yalnızca geçmişin hatırası değildir; bu miras geleceğe uzanan bir yol haritasıdır.
Profesöre göre bugün temel görev, bu mirası korumak, zenginleştirmek ve gelecek nesillere aktarmaktır. Çünkü kültürünü koruyan halklar geleceğini de korur. Dilini yaşatan toplumlar ise tarihî hafızasını ve medeniyet mirasını geleceğe taşıyabilir.
Osman Emin, Balkanların yalnızca bir coğrafya olmadığını; tarihî hafızanın ve kültürel devamlılığın yaşadığı önemli bir medeniyet alanı olduğunu vurguladı. Türk dili ise burada yalnızca konuşma aracı değil, geçmişle gelecek arasında kurulan sağlam bir köprüdür.
Bu köprü güçlü kaldıkça Türk dünyasının gönül bağları da güçlü kalacaktır.
HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
