(Batı Azerbaycan’da Nüfus Yapısının Değişim Sürecine Kısa Tarihsel Bir Bakış)

Çenli Bel ✍️

1248 (Hicri Şemsi / 1869–1870 Miladi) yılı, aslında Azerbaycan topraklarına yönelik yeni tür işgallerin başlangıcı olarak değerlendirilmelidir. Merkezi yönetimin zayıflaması ve buna karşılık iki güçlü komşu olan Rusya ve Osmanlı’nın bölgede nüfuz kazanması, istikrarsızlık için uygun zemini hazırlamış; bunun bedelini ise ne yazık ki Azerbaycan ödemiştir.

O dönemde Soyuq Bulaq (bugünkü Mahabad), Hoy ve Selmas hâkimi Şücaüddöle’nin emriyle bu göreve atanmış olan Muzafferü’s-Saltana’nın idaresi altındaydı. Ancak Kürdistan valisi Müşirü’d-Divan, Muzafferü’s-Saltana’nın birkaç günlük yokluğundan faydalanarak, Feyzullah Beygi aşiretinin ileri gelenlerinden Ali Han’ı onun yerine atadı. Ali Han, beraberinde kendi aşiretinden kişileri getirerek bölgedeki kilit görevlere yerleştirdi: kethüda, pazar daroğası, nöbetçi başı, hizmetliler başı ve diğer idari pozisyonlar… Ayrıca Kürdistan bölgesinden silahlı unsurları “devlet görevlisi” adı altında getirerek fiilen bölgenin kontrolünü ele geçirdi.

1281 (Hicri Şemsi / 1902–1903 Miladi) yılında Birinci Dünya Savaşı öncesinde Rus kuvvetleri Soyuq Bulaq’ı işgal etti. Osmanlı Sultanı ise savaş taktiği olarak, iki Kürt aşiret lideri olan Şeyh Hüsameddin ve Şeyh Necmeddin’i Ruslara karşı “cihat” çağrısıyla Azerbaycan topraklarına gönderdi. O dönemde din, dil ve milliyetten daha belirleyici bir unsur olarak öne çıkıyordu.

Uraman ve Merivan bölgelerinden gelen silahlı birlikler bu iki şeyhe eşlik etti. Yol boyunca farklı Kürt aşiretlerinden beyler ve silahlı atlılar bu gruba katıldı. Bu sırada Şücaüddöle, Tebriz’de Rus konsolosluğunun desteğini alarak Koşaçay’a askeri birlik sevk etti. Kısa süre sonra Rus kuvvetleri ile Osmanlı ordusu Soyuq Bulaq ve çevresinde karşı karşıya geldi.

İki gün iki gece süren çarpışmalarda yaklaşık altı bin kişilik karma bir kuvvet (Türk, Kürt, Arap, Fars ve yerel unsurlar) top, tüfek ve diğer silahlarla savaştı. Sonunda zafer Osmanlı kuvvetlerinin oldu.

Ancak bu felaketler bununla sınırlı kalmadı. 1335 (Hicri Kameri / 1916–1917 Miladi) yılı başlarında, Soyuq Bulaq halkı, Sakız yolu üzerinde İngiliz askeri birliklerinin konuşlandığı haberini aldı. İngilizlerin gelişiyle bölgedeki karmaşa daha da derinleşti. İngiltere, varlığını Asuri ve Ermeni topluluklarını koruma bahanesiyle açıklasa da, asıl hedefi farklıydı: kendi desteklediği aşiretleri Rusya’ya karşı bölgede konumlandırmak.

İngiltere’nin teşvik ve desteğiyle Kerkük aşiretlerinden Bahri Bey, silahlı güçleriyle sınırı aşarak Soyuq Bulaq’a saldırdı. Yarım gün içinde sahipsiz kalan şehri ele geçirdi, Rus kuvvetlerini ya yok etti ya da şehirden sürdü. Ardından İngilizlere mesaj göndererek şehri teslim etme karşılığında bin ölçek buğday talep etti. İngiltere ise 400 İngiliz lirası ödeyerek Soyuq Bulaq’ı kontrol altına aldı.

1337 (Hicri Kameri / 1918–1919 Miladi) yılında bölge, Ruslar, Osmanlılar, Kürtler ve Ermeniler arasında defalarca el değiştirdikten sonra “Selas” adıyla üçlü bir yönetim altında bırakıldı: Muhammed Said Mirze (Serşiv), Seyfullah Han Muzafferü’s-Saltana (Sakız) ve Abdullah Bey (Mukri).

Halk, artık huzura ihtiyaç duyduğu için bu durumu kabullenmek zorunda kaldı. Fiilen bölgenin üçte ikisinin işgalci Kürt gruplara bırakılmasında yerel halkın hiçbir söz hakkı yoktu. Çünkü Rusya, İngiltere ve İran merkezi yönetimi –her biri kendi çıkarları doğrultusunda– bu durumu destekliyor ve dolaylı olarak bu işgalleri teşvik ediyordu. Osmanlı Devleti ise bu süreçte fiilen çözülme sürecine girmişti.

Pehlevi hanedanının İran’da iktidara gelmesiyle birlikte Türklere yönelik politikalar sertleşti. Bu dönemde Ermeni-Kürt iş birliği, İngiltere’nin yönlendirmesiyle stratejik bir hat olarak Pehlevi yönetimine dayatıldı ve pan-Farsist yapılar ile masonik çevreler aracılığıyla sistemli biçimde uygulandı. Bu doğrultuda “Hoybun Komitesi” de kuruldu.

1979 Devrimi’ne kadar, Soyuq Bulaq (bugünkü Mahabad) çevresindeki birçok köy Türk nüfusuna sahipti. Ancak zamanla yaşanan istikrarsızlıklar ve Demokrat ile Komala gibi silahlı örgütlerin faaliyetleri sonucunda bu bölgelerdeki demografik yapı kademeli olarak değişti.


Sonuç Yerine

Soyuq Bulaq’ın Mahabad’a dönüşümü yalnızca bir isim değişikliği değil; jeopolitik müdahaleler, dış güçlerin yönlendirmeleri ve silahlı yapıların etkisiyle şekillenen derin bir demografik ve siyasi dönüşüm sürecidir.

Bu süreç, Batı Azerbaycan’ın tarihsel gerçekliğinin anlaşılması açısından kritik bir örnek teşkil etmektedir.

HARAYHABER ile Dünyaya Güney Azerbaycan Gözüyle Bakıyoruz

Yazar

  • Mesut HARAY

    Bu platform, Güney Azerbaycanlı araştırmacı, gazeteci Mesut HARAY tarafından kurulmuştur. Türkiye, Güney Kafkasya, Orta Doğu ve Orta Asya'daki gelişmeleri; tarihsel bağlam, aktörlerin motivasyonları ve uluslararası dengeler ışığında yorumlarız. Tarafsız, bağımsız ve gerçeklere dayalı gazetecilik anlayışıyla; okura yalnızca bilgi değil, anlama yetisi kazandıran bir perspektif sunmak öncelikli hedefimizdir. Bu site; araştıran, sorgulayan ve geleceği öngörmeye çalışan herkes için bir analiz üssüdür.


HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Mesut HARAY adlı kullanıcının avatarı

By Mesut HARAY

Bu platform, Güney Azerbaycanlı araştırmacı, gazeteci Mesut HARAY tarafından kurulmuştur. Türkiye, Güney Kafkasya, Orta Doğu ve Orta Asya'daki gelişmeleri; tarihsel bağlam, aktörlerin motivasyonları ve uluslararası dengeler ışığında yorumlarız. Tarafsız, bağımsız ve gerçeklere dayalı gazetecilik anlayışıyla; okura yalnızca bilgi değil, anlama yetisi kazandıran bir perspektif sunmak öncelikli hedefimizdir. Bu site; araştıran, sorgulayan ve geleceği öngörmeye çalışan herkes için bir analiz üssüdür.

Bir Cevap Yazın

HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin