İran’da aylar süren halk ayaklanmaları, binlerce sivilin öldürülmesi, on binlerce kişinin tutuklanması ve şehirlerin fiilen bir açık hava cezaevine çevrilmesiyle bastırılırken; rejim, önceliğini yine halkın yaralarına değil, kendi sadakat zincirine verdi. Sokaklarda kan henüz kurumamışken, devletin zirvesinde “bayram” hesapları yapıldı.

İran Bakanlar Kurulu’nda alınan kararla, daha önce 5,5 milyon Tümen olarak belirlenen devlet çalışanlarının bayram ikramiyesi 10 milyon Tümen‘e çıkarıldı. Karar, Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın özellikle vurgulamasıyla ve Bakanlar Kurulu onayıyla resmileştirildi; rejime yakın haber ajansları tarafından da eş zamanlı olarak kamuoyuna servis edildi.

Bu artış, sıradan bir ekonomik düzenleme değildir. Aksine, ayaklanmalar sırasında halkın üzerine ateş açan, gözaltı merkezlerinde baskı ve işkenceyi organize eden, sokak infazlarını “asayiş” adı altında meşrulaştıran rejim aygıtına verilen açık bir sadakat ödülüdür. İran devleti, bastırma politikasını uygulayan çekirdek kadroyu cezalandırmak yerine, nakit teşvikle daha da sağlamlaştırmayı seçmiştir.

Bir tarafta; cenazeleri sabaha karşı, sessizlik şartıyla toprağa verilen gençler, yas tutması dahi yasaklanan aileler ve susturulan bir toplum vardır. Diğer tarafta ise; aynı ölümlerin hemen ardından iki katına çıkarılan ikramiyeler, rejim bürokrasisi için düzenlenen bir “bayram”. Bu çelişki, İran’da devletin kimi koruduğunu, kimin hayatını ise değersiz gördüğünü açık biçimde ortaya koymaktadır.

Ekonomik kriz, yüksek enflasyon ve yaygın yoksulluk karşısında halka yıllardır “sabır” çağrısı yapan rejim, konu kendi memurları olduğunda bütçe engelini bir gecede aşabilmektedir. Bu tablo, İran’daki iktidar yapısının halka hizmet eden bir devlet olmaktan çıkıp, rejimi ayakta tutan dar bir çıkar koalisyonuna dönüştüğünü göstermektedir.

Verilen mesaj nettir:
“Bize sadık kal, karşılığını al.”
Ayaklanmaları bastıranlar yargılanmamış, hesap vermemiş, aksine ödüllendirilmiştir. Bu da İran’da adaletin değil, itaatin esas alındığını bir kez daha teyit etmektedir.

Bugün İran’da takvimler aynı anda iki şeyi göstermektedir: Halk için yas, rejim için bayram. Kanla bastırılan bir isyanın hemen ardından dağıtılan bu ikramiyeler, yalnızca ahlaki bir çöküşün değil; devlet aklının bütünüyle güvenlikçi, çıkarcı ve halktan kopuk bir çizgiye hapsolduğunun ilanıdır.

İran rejimi, ölülerin üzerine inşa ettiği bu “bayram” ile krizin geçici olmadığını; aksine derin, yapısal ve onarılması giderek imkânsız hale gelen bir meşruiyet çöküşü yaşadığını bir kez daha gözler önüne sermiştir.

Yazar

  • Mesut HARAY

    Bu platform, Güney Azerbaycanlı araştırmacı, gazeteci Mesut HARAY tarafından kurulmuştur. Türkiye, Güney Kafkasya, Orta Doğu ve Orta Asya'daki gelişmeleri; tarihsel bağlam, aktörlerin motivasyonları ve uluslararası dengeler ışığında yorumlarız. Tarafsız, bağımsız ve gerçeklere dayalı gazetecilik anlayışıyla; okura yalnızca bilgi değil, anlama yetisi kazandıran bir perspektif sunmak öncelikli hedefimizdir. Bu site; araştıran, sorgulayan ve geleceği öngörmeye çalışan herkes için bir analiz üssüdür.


HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Mesut HARAY adlı kullanıcının avatarı

By Mesut HARAY

Bu platform, Güney Azerbaycanlı araştırmacı, gazeteci Mesut HARAY tarafından kurulmuştur. Türkiye, Güney Kafkasya, Orta Doğu ve Orta Asya'daki gelişmeleri; tarihsel bağlam, aktörlerin motivasyonları ve uluslararası dengeler ışığında yorumlarız. Tarafsız, bağımsız ve gerçeklere dayalı gazetecilik anlayışıyla; okura yalnızca bilgi değil, anlama yetisi kazandıran bir perspektif sunmak öncelikli hedefimizdir. Bu site; araştıran, sorgulayan ve geleceği öngörmeye çalışan herkes için bir analiz üssüdür.

Bir Cevap Yazın

HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin