İran’da protestoların kanlı biçimde bastırılmasının üzerinden haftalar geçmesine rağmen, Güney Azerbaycanlı siyasi tutukluların akıbeti hâlâ karanlıkta. Aileler susturulmuş, hukuk askıya alınmış, devlet ise mutlak bir sessizlik duvarı örmüş durumda.

İran genelinde sokak protestolarının şiddetle bastırılmasının üzerinden yaklaşık bir ay geçmesine rağmen, Güney Azerbaycanlı siyasi tutukluların durumu hakkında mutlak bir bilgi karartması sürüyor. İnternet ve telefon hatlarında kısmi normalleşme sağlanmış olmasına karşın, tutuklu aileleri ne resmi makamlardan ne de cezaevi idarelerinden en temel bilgilere ulaşabiliyor.

Ailelerin yaşadığı bu tam iletişimsizlik hali, yalnızca belirsizlik değil, aynı zamanda ciddi yaşam hakkı ve işkence riski endişelerini de beraberinde getiriyor. İranlı yetkililerin, protestolar sırasında uygulanan iletişim kesintilerinin sona ermesine rağmen aynı tutumu sürdürmesi, bilgi karartmasının bilinçli ve sistematik olduğunu düşündürüyor.

Edinilen bilgilere göre, Evin Cezaevi ve Tebriz Merkez Cezaevi’nde tutulan bazı Güney Azerbaycanlı siyasi mahkûmların aileleri, defalarca yargı mercilerine ve cezaevi yönetimlerine başvuruda bulundu. Ancak her seferinde aynı yanıtla karşılaştılar:
“İkinci bir duyuruya kadar görüşme ve telefon hakkı yoktur.”

Bu yanıt, protestolar sırasında uygulanan olağanüstü hal koşullarının fiilen kalıcı bir cezalandırma rejimine dönüştürüldüğünü ortaya koyuyor. Tutukluların telefon hakkı tamamen kaldırılmış durumda ve bu hakkın ne zaman iade edileceğine dair hiçbir resmi açıklama yapılmış değil.

ULUSLARARASI UYARI: BM’DEN İRAN’A AÇIK MESAJ

Endişeler yalnızca ailelerle sınırlı değil. Birleşmiş Milletler Özel Raportörleri, Ocak 2026’da yayımlanan resmi bir yazışmada, Güney Azerbaycanlı iki insan hakları avukatı Tahir Nakavi ve Ebulfazl Rencberi’nin durumuna dikkat çekti. Raporda, İran’ın uluslararası yükümlülüklerini ihlal ettiği; özellikle tıbbi tedaviye erişimin engellenmesi, güvenlik baskıları ve ağır güvenlik suçlamaları konusunda ciddi ihlaller bulunduğu vurgulandı.

AĞIR SUÇLAMALAR, SIFIR ŞEFFAFLIK

Güney Azerbaycanlı akademisyen ve insan hakları avukatı Ebulfazl Rencberi, 14 Mayıs 2025’te Tebriz’de hiçbir hukuki gerekçe sunulmadan gözaltına alındı. O tarihten bu yana avukatsız, görüşmesiz ve iletişimsiz şekilde tutuluyor. Hakkında yöneltilen “casusluk” suçlamasının, Azerbaycan Cumhuriyeti’ne yaptığı akademik ve mesleki bir ziyaretle ilişkilendirildiği ifade ediliyor. Ancak dosyada ne somut delil ne de kamuoyuna açıklanmış resmi bir gerekçe bulunuyor.

Benzer şekilde Yunus Merami, Temmuz 2025’te gözaltına alındıktan sonra Tebriz Cezaevi’ne sevk edildi ve aradan geçen yedi ayı aşkın süredir karantina koşullarında, görüş ve telefon yasağı altında tutuluyor. Ailesi, fiziksel ve psikolojik durumuna dair hiçbir bilgiye sahip değil.

Buna ek olarak, Yuruş Mehralibeyli, Ali Babayi, Abbas Lisanî, Yusuf kari, Əli Xeyrcu, ve Ehəd Ferhəməndi Yamçı gibi isimler hakkında da aylar geçmesine rağmen net bir bilgi bulunmuyor. Gözaltı yerleri, suçlamalar ve yargı süreçleri bilinmiyor; ailelerin tüm başvuruları yanıtsız bırakılıyor.

BU SADECE GÖZALTI DEĞİL, SİSTEMATİK BİR SUSTURMA

İran’da Güney Azerbaycanlı siyasi tutuklulara yönelik uygulanan bu tam bilgi karartması, münferit bir güvenlik uygulaması değil; açık biçimde etnik ve siyasal temelli bir sindirme stratejisi olarak okunmalıdır.

  • Görüş ve telefon yasakları, işkence ve kötü muamelenin gizlenmesi riskini artırmaktadır.
  • “Casusluk” gibi ağır suçlamaların delilsiz biçimde kullanılması, hukukun bir baskı aracına dönüştürüldüğünü göstermektedir.
  • Ailelerin sistematik olarak muhatap alınmaması, toplumsal gözdağı politikasının parçasıdır.

Bu tablo, İran’ın yalnızca kendi yasalarını değil; BM Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi başta olmak üzere taraf olduğu uluslararası insan hakları metinlerini de açıkça ihlal ettiğini ortaya koymaktadır.

Güney Azerbaycanlı tutukluların nerede olduğu, hangi koşullarda tutulduğu ve hayatta olup olmadıkları sorusu artık sadece ailelerin değil, uluslararası toplumun da sorusudur. Sessizlik uzadıkça, sorumluluk ağırlaşmaktadır.

Yazar

  • Mesut HARAY

    Bu platform, Güney Azerbaycanlı araştırmacı, gazeteci Mesut HARAY tarafından kurulmuştur. Türkiye, Güney Kafkasya, Orta Doğu ve Orta Asya'daki gelişmeleri; tarihsel bağlam, aktörlerin motivasyonları ve uluslararası dengeler ışığında yorumlarız. Tarafsız, bağımsız ve gerçeklere dayalı gazetecilik anlayışıyla; okura yalnızca bilgi değil, anlama yetisi kazandıran bir perspektif sunmak öncelikli hedefimizdir. Bu site; araştıran, sorgulayan ve geleceği öngörmeye çalışan herkes için bir analiz üssüdür.


HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Mesut HARAY adlı kullanıcının avatarı

By Mesut HARAY

Bu platform, Güney Azerbaycanlı araştırmacı, gazeteci Mesut HARAY tarafından kurulmuştur. Türkiye, Güney Kafkasya, Orta Doğu ve Orta Asya'daki gelişmeleri; tarihsel bağlam, aktörlerin motivasyonları ve uluslararası dengeler ışığında yorumlarız. Tarafsız, bağımsız ve gerçeklere dayalı gazetecilik anlayışıyla; okura yalnızca bilgi değil, anlama yetisi kazandıran bir perspektif sunmak öncelikli hedefimizdir. Bu site; araştıran, sorgulayan ve geleceği öngörmeye çalışan herkes için bir analiz üssüdür.

One thought on “İran’da Sessiz Kayıplar: Güney Azerbaycanlı Siyasi Tutuklular Nerede, Sağ mı?”

Bir Cevap Yazın

HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin