İran devlet yayıncılığına bağlı Ofogh (Ufuk) TV’de yayımlanan bir programda halka yöneltilen soru, ülkede ve diasporada büyük tepkiye yol açtı. Programda, “İslam Cumhuriyeti cesetleri nerede saklıyor?” şeklinde sorulan ve seçenekler arasında
1. Side-by-side buzdolabında
2.Dondurma makinesinde
3. Market tipi derin dondurucuda
4. Ben buz satıcısıyım, işimizi bozmayın
gibi ifadelerin yer aldığı sözde “anket”, kamuoyunda insan onuruna yönelik açık bir hakaret olarak değerlendirildi.
Söz konusu yayın, İran’da özellikle protesto gösterileri sırasında rejim güçlerinin elinde hayatını kaybedenlerin cenazelerine el konulması, ailelere teslim edilmemesi ve defin süreçlerinin keyfi biçimde engellenmesi gibi ciddi iddiaların gündemde olduğu bir dönemde gerçekleşti. Bu bağlamda program, yalnızca uygunsuz bir medya içeriği değil; acı, yas ve ölüm üzerinden alay eden sistematik bir devlet dilinin yansıması olarak görülüyor.
Sosyal medyada ve muhalif çevrelerde yükselen tepkilerde, Ofogh TV’nin bu yaklaşımının, hayatını kaybedenlerin hatırasını hedef aldığı ve geride kalan ailelerin yas tutma hakkını aşağılayıcı biçimde ihlal ettiği vurgulandı.
Ölüm Üzerinden Kurulan İktidar Dili
Bu yayın, münferit bir “editoryal hata” değil; İran rejiminin protestolara katılanlara ve rejim elinde ölenlere bakışını açığa vuran kurumsal bir zihniyetin ürünüdür. Devlet televizyonu aracılığıyla ölü bedenlerin alay konusu yapılması, korkutma ve itibarsızlaştırma politikasının ölümden sonra dahi sürdürüldüğünü göstermektedir.
Uluslararası insan hakları hukukunda ölüye saygı, ailenin cenazeye erişim hakkı ve yas tutma özgürlüğü, temel insani yükümlülükler arasında yer alır. Bu yükümlülüklerin ihlali, yalnızca ahlaki bir çöküş değil, aynı zamanda ağır bir insan hakları ihlalidir. İran örneğinde ise ölüm, devletin elinde bir psikolojik savaş aracına dönüştürülmektedir.
Rejim, bu tür yayınlarla topluma şu mesajı vermektedir:
İtiraz edenin yalnızca hayatı değil, ölümü de değersizdir.
Bu yaklaşım, bireyi değil iktidarı kutsayan ve insanı tamamen araçsallaştıran bir anlayışın açık göstergesidir.
HarayHaber Editör Notu
Bu yayın, sıradan bir medya skandalı değil; insan onurunun, yas hakkının ve ölüye saygının devlet eliyle alenen ihlal edildiğinin belgesidir. HarayHaber olarak, protestolara katıldığı için hayatını kaybedenlerin alınamaz, alaya konu edilemez bir insanlık onuruna sahip olduğunu vurguluyor; bu tür içerikleri ahlaki çöküşün ve cezasızlık rejiminin medya diliyle normalleştirilmesi olarak kayda geçiriyoruz.
HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
