İran Rejimi Türk Kimliğini Hedef Alıyor: Keyfi Tutuklamalar, Yargısız İnfazlar ve Toplu Cezalandırma
Bir Güvenlik Operasyonu Değil, Bir İnsan Hakları Felaketi
İran İslam Cumhuriyeti’nin son aylarda Güney Azerbaycan Türklerine yönelik uygulamaları, münferit güvenlik önlemleri ya da “kamu düzeni” gerekçeleriyle açıklanamayacak ölçüde yaygın, sistematik ve hedefli bir devlet şiddetine dönüşmüş durumdadır. İnsan hakları örgütleri, yerel tanıklar, sağlık çalışanları ve ailelerin aktardığı bilgiler; keyfi gözaltılar, yargısız infazlar, çocuklara yönelik ateşli silah kullanımı, işkence, zorla kaybetme, cenazeler karşılığında para talebi ve ailelere yönelik tehditleri ortaya koymaktadır.
Bu tablo, Güney Azerbaycan’da yaşananların artık bir baskı politikası değil, uluslararası hukuk açısından insanlığa karşı suç eşiğine yaklaşan bir uygulama olduğunu göstermektedir.
Hedefte Kim Var? Azerbaycan Türkleri ve Sivil Toplum
Son haftalarda özellikle Tebriz, Erdebil, Urmiye, Zengan, Hoy, Halhal, Meşkinşehir, Karac, ve Tahran hattında yaşanan olaylar, baskının etnik temelli bir karakter taşıdığını ortaya koymaktadır.
İnsan hakları kaynaklarına göre:

- Ali Babayi ve Ehed Ferhemend başta olmak üzere çok sayıda Azerbaycanlı sivil aktivist yargı kararı olmaksızın gözaltına alınmıştır.
- Daha önce toplam 89 yılı aşkın hapis cezası verilen Azerbaycanlı aktivistlerin yeniden hedef alınması, yargının bir bastırma aracı olarak kullanıldığını göstermektedir.
- Samet Nezmi, Ali Şadi, Atilla Feyzullahi, Nima Muhammedi, Vahid gibi isimler işkence iddialarıyla birlikte kayıtlara geçmiştir.
- Gözaltına alınanların büyük kısmı avukata erişim, aileyle görüşme ve suç isnadını öğrenme gibi en temel haklardan yoksundur.
Bu durum, İran’ın taraf olduğu Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin açık ihlalidir.
Kurşunla Susturulan Gençlik: Yargısız İnfazlar
Veriler, Güney Azerbaycan Türklerinin protestolara katıldıkları gerekçesiyle doğrudan hedef alındığını ortaya koymaktadır.
Doğrudan ateş açılarak öldürülen bazı isimler:
- Muhammed Rızakuluvend, Ekber Paşapur, Kiyan Kerimzade (20) – Meşkinşehrli üç genç
- Ali Balabezban – Halhallı genç, Karac/Ferdîs’te
- Ebulfazl Cihani – Erdebil, başından vuruldu
- Turec Hodayi (39) – Bilesuvarlı, Tahran’da
- Muhammed Pirusar – Tebriz
- Arşiya Berari – Zengan, üniversite öğrencisi ve sporcu
- Ayet Derhşan – Yaralandıktan sonra yaşamını yitirdi
- Daniel Sebzikar – “Tir-i halas” (infaz atışı) iddiası
- Mehin Merhameti – Türkmen öğrenci, Tahran
Bu ölümler, orantısız güç kullanımı değil; doğrudan öldürme kastı ile gerçekleştirilen eylemler olarak kayda geçmiştir.
Çocuklar da Hedefte: Yakın Mesafeden Ateş
Raporda yer alan en sarsıcı bulgulardan biri, çocuklara yönelik şiddettir:
- Tahir Melikşahi (12), Qorveh’te yaklaşık 1 metre mesafeden saçma mermisiyle vuruldu.
- Zengan ve Erdebil’de 3,5 yaşında ve 6 yaşında çocukların gözlerinin çıkarıldığı sağlık personeli tarafından doğrulanmıştır.
Bu durum, Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin ağır ihlalidir ve savaş suçu tanımlarına dahi girebilecek niteliktedir.
Cenazeler Karşılığında Para: Devlet Eliyle Yağma
En ağır insanlık suçlarından biri, ölenlerin ailelerinden cenazelerin teslimi için para talep edilmesidir:
- 700 milyon – 1,5 milyar Tümen arası talepler
- Sessiz defne, medya yasağı, taahhüt imzalama zorlaması
- Güvenlik güçleri eşliğinde gizli definler
Bu uygulama, yalnızca hukuksuzluk değil; devlet eliyle organize edilmiş bir aşağılamadır.
Hastaneler Kuşatma Altında
Zencan ve Erdebil başta olmak üzere:
- Hastanelerde her yaralının başında güvenlik görevlisi
- Tedavi sonrası doğrudan gözaltı
- Askeri hastanelere zorla sevk
- Sağlık personeline güvenlik brifingleri
Bu durum, tıbbi tarafsızlığın açık ihlalidir.
Rakamlarla Felaketin Boyutu
Bağımsız araştırmalara göre (24 Ocak itibarıyla):
- Tebriz: 620 ölü
- Urmiye: 350 ölü
- Erdebil: 489 ölü
- Göz kaybı (sadece Tebriz): 360
- Toplam infaz edilenler (ülke geneli): binlerle ifade ediliyor
Bu rakamlar, İran’daki krizin artık kitlesel katliam boyutuna ulaştığını göstermektedir.
Sonuç: Uluslararası Toplumun Sessizliği Suça Ortaklıktır
Güney Azerbaycan’da yaşananlar, bir iç güvenlik meselesi değil, açık bir insan hakları krizi ve etnik temelli devlet şiddetidir. İran rejiminin uygulamaları:
- Yaşam hakkını,
- İnsan onurunu,
- Çocuk haklarını,
- Adil yargılanma ilkesini,
- Barışçıl toplanma özgürlüğünü
sistematik biçimde ihlal etmektedir.
Uluslararası kuruluşların, Birleşmiş Milletler mekanizmalarının ve insan hakları savunucularının sessizliği, bu suçların sürmesine zemin hazırlamaktadır. Güney Azerbaycan’da yaşananlar artık belgelidir, tanıklıklarla sabittir ve inkâr edilemez.
Bu dosya, tarihe düşülmüş bir kayıttır.
Araştırmacı, Gazeteci: Mesut HARAY
Kaynakça Bildirisi
Bu haber-analiz dosyası; Azerbaycan İnsan Hakları Topluluğu (ARK) tarafından yayımlanan raporlar, bağımsız insan hakları örgütleri, yerel tanık beyanları, mağdur ailelerin aktarımları, sağlık çalışanları ve hastane kaynaklarından edinilen bilgiler, saha gözlemleri ile açık kaynaklı görsel ve yazılı materyaller esas alınarak hazırlanmıştır. Güvenlik koşulları, internet kısıtlamaları ve ağır baskı ortamı nedeniyle bazı veriler bağımsız kaynaklarca teyit edilememiş olup, aktarılan bilgiler insan hakları kaynaklarının ortak doğrulamalarına dayanmaktadır.
HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
