Köşe Yazısı

İran’da yükselen toplumsal itirazlar, uzun süredir bastırılan bir gerçeği yeniden görünür kıldı: Bu ülkenin temel sorunu kişiler değil, yapının kendisidir. Reza Pehlevi ismi etrafında oluşturulmaya çalışılan “gelecek umudu”, güçlü ve kapsayıcı bir demokratik projeden çok, mevcut rejimin tükenmişliğinin yarattığı bir boşluğu doldurma arayışıdır.

Bugün İran toplumunun Türk, Kürt, Arap ve Beluç tüm bileşenleri, farklı gerekçelerle ama ortak bir noktada buluşuyor: kimlik inkârı, siyasal dışlanma ve ekonomik adaletsizlik. Sokaktaki itirazın motoru ne dış başkentlerdir ne de sürgündeki sembolik figürler. Asıl dinamik, yıllardır biriken toplumsal baskıdır.

Reza Pehlevi’nin ortaya koyabildiği somut bir demokratik yol haritası yoktur. Etnik çoğulculuğu tanıyan, yerel iradeyi güçlendiren ve merkezi vesayeti reddeden bir model sunulmadıkça, isim değişikliği yalnızca eski düzenin yeni bir ambalajı olur. İran halkının aradığı kurtuluş, monarşik bir nostalji değil; halk egemenliğine dayalı gerçek bir siyasal dönüşümdür.

ABD ve İsrail’in İran’a yaklaşımı da bu noktada dikkatle okunmalıdır. Söylem düzeyinde “değişim” vurgusu yapılsa da pratikte tercih edilen şey, kontrollü ve öngörülebilir bir İran’dır. Bu yaklaşım, halkların özgürlüğünden ziyade bölgesel dengelerin korunmasını öncelemektedir. Dolayısıyla dış aktörlerin desteğiyle gerçekleşecek bir “geçiş”, demokratikleşmeden çok yeni bir vesayet riskini beraberinde getirir.

İnternetin kesilmesi, baskının sertleşmesi ve güvenlikçi reflekslerin artması, rejimin dış komplolardan değil iç çözülmeden korktuğunu açıkça göstermektedir. Protestoların bastırılması, taleplerin ortadan kalktığı anlamına gelmez; yalnızca ertelendiğini gösterir.

Gerçek bir demokratik dönüşüm ancak İran’daki halkların kendi siyasal iradelerini örgütleyebildiği, merkeziyetçi ve tekçi modellerin reddedildiği bir süreçle mümkündür. Aksi hâlde, yukarıdan dizayn edilen her senaryo, Afganistan örneğinde olduğu gibi ya yeni bir otoriterliğe ya da uzun süreli bir istikrarsızlığa kapı aralar.

Sonuç açıktır: İran’da mesele kişiler değil, sistemdir. Sistem değişmeden özgürlük gelmez; özgürlük gelmeden de istikrar olmaz.


Araştırmacı, Gazeteci: Mesut HARAY

Yazar

  • Mesut HARAY

    Bu platform, Güney Azerbaycanlı araştırmacı, gazeteci Mesut HARAY tarafından kurulmuştur. Türkiye, Güney Kafkasya, Orta Doğu ve Orta Asya'daki gelişmeleri; tarihsel bağlam, aktörlerin motivasyonları ve uluslararası dengeler ışığında yorumlarız. Tarafsız, bağımsız ve gerçeklere dayalı gazetecilik anlayışıyla; okura yalnızca bilgi değil, anlama yetisi kazandıran bir perspektif sunmak öncelikli hedefimizdir. Bu site; araştıran, sorgulayan ve geleceği öngörmeye çalışan herkes için bir analiz üssüdür.


HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Mesut HARAY adlı kullanıcının avatarı

By Mesut HARAY

Bu platform, Güney Azerbaycanlı araştırmacı, gazeteci Mesut HARAY tarafından kurulmuştur. Türkiye, Güney Kafkasya, Orta Doğu ve Orta Asya'daki gelişmeleri; tarihsel bağlam, aktörlerin motivasyonları ve uluslararası dengeler ışığında yorumlarız. Tarafsız, bağımsız ve gerçeklere dayalı gazetecilik anlayışıyla; okura yalnızca bilgi değil, anlama yetisi kazandıran bir perspektif sunmak öncelikli hedefimizdir. Bu site; araştıran, sorgulayan ve geleceği öngörmeye çalışan herkes için bir analiz üssüdür.

Bir Cevap Yazın

HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin