Tahran Belediyesi’ne bağlı “Həmşəhri” gazetesi, ABD, İsrail ve Avrupa’dan 13 siyasi ve askerî yetkiliyi turuncu mahkûm kıyafetleri içinde göstererek “İntikam kaçınılmazdır” başlıklı tehdit içerikli bir görsel yayımladı. Trump ve Netanyahu’nun alınlarına yerleştirilen nişangâh işaretleri, propaganda dilinin siyasi tehditten açık infaz çağrısına doğru ilerlediğini ortaya koydu.
Haber–Analiz | HARAYHABER
İran yönetiminin sertlik yanlısı çevrelerine yakın yayın çizgisiyle bilinen, Tahran Belediyesi bünyesindeki “Həmşəhri” gazetesi, uluslararası kamuoyunda büyük tepki uyandırabilecek yeni bir propaganda görseli yayımladı. Gazete, ABD, İsrail, Almanya, Fransa, İngiltere ve İtalya’nın mevcut siyasi ve askerî yöneticilerini turuncu cezaevi kıyafetleri içinde göstererek doğrudan hedef tahtasına yerleştirdi.
Görselin ana başlığında Farsça olarak “İntikam kaçınılmazdır” ifadesine yer veriliyor. Hemen altında ise “Suçlular, huzurlu bir ölüm hayalini mezara götürecek” anlamına gelen son derece ağır ve doğrudan tehdit içeren bir cümle bulunuyor.
“Həmşəhri”, daha önce de Donald Trump’ı keskin nişancı dürbününün hedefinde gösteren “İntikam kesindir” başlıklı bir kapak yayımlamıştı. Gazetenin kendi internet sitesi, söz konusu kapağı ve İran’daki bazı dinî çevrelerin Trump ile Netanyahu’ya yönelik ölüm çağrılarını açık biçimde aktarmıştı. Son yayımlanan görsel ise tehdidin iki isimle sınırlı kalmadığını, Avrupalı liderlere ve üst düzey askerî yetkililere kadar genişletildiğini gösteriyor.
Listede kimler bulunuyor?

Görseldeki Farsça isim ve görev tanımlamalarına göre hedef gösterilen 13 kişi şöyle:
- Donald Trump – ABD Başkanı
- Binyamin Netanyahu – İsrail Başbakanı
- Israel Katz – İsrail Savunma Bakanı
- Amiral Brad Cooper – ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, CENTCOM Komutanı
- Pete Hegseth – ABD Savunma Bakanı
- Marco Rubio – ABD Dışişleri Bakanı
- Mike Huckabee – ABD’nin İsrail Büyükelçisi
- Eyal Zamir – İsrail Genelkurmay Başkanı
- Giorgia Meloni – İtalya Başbakanı
- Gideon Sa’ar – İsrail Dışişleri Bakanı
- Friedrich Merz – Almanya Şansölyesi
- Emmanuel Macron – Fransa Cumhurbaşkanı
- Keir Starmer – İngiltere Başbakanı
ABD yönetimindeki Rubio ve Hegseth’in görevleri Beyaz Saray kaynaklarında, Brad Cooper’ın CENTCOM Komutanlığı ise ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığının resmî sayfasında doğrulanıyor.
Görselin dili: Yargılama değil, infaz mesajı
Görselde Trump ve Netanyahu diğer isimlerden daha büyük biçimde ve en üst sırada konumlandırılıyor. İki liderin alnına doğrudan nişangâh yerleştirilmesi, bu kişilerin listenin birincil hedefleri olarak sunulduğunu gösteriyor.
Diğer siyasi ve askerî yetkililerin turuncu mahkûm kıyafetleriyle gösterilmesi ise İran rejiminin kendisini hem yargıç hem de infaz makamı olarak konumlandırdığı bir propaganda dili oluşturuyor. Kırmızı ve siyah arka plan, kurşun deliklerini andıran beyaz şekiller ve keskin nişancı hedefleri, görüntüyü sıradan bir siyasi karikatür olmaktan çıkararak açık bir şiddet mesajına dönüştürüyor.
Burada özellikle dikkat çeken nokta, “adalet” ve “cezalandırma” kavramlarının mahkeme, hukuk veya uluslararası yargı üzerinden değil; suikast, ölüm ve intikam sembolleri üzerinden anlatılmasıdır. Böylece hukuki hesaplaşma söylemi ile devlet dışı infaz çağrısı bilinçli biçimde birbirine karıştırılıyor.
Neden Avrupalı liderler de listeye eklendi?
Listenin yalnızca ABD ve İsrail yetkilileriyle sınırlı tutulmaması, Tahran’ın düşman tanımını genişlettiğini gösteriyor. Almanya, Fransa, İngiltere ve İtalya liderlerinin görsele eklenmesi, İran yönetiminin Batı dünyasını tek ve ortak bir cephe olarak göstermeye çalıştığına işaret ediyor.
Meloni, Merz, Macron ve Starmer’ın herhangi bir askerî komuta görevi bulunmamasına rağmen “intikam listesi” içinde sunulması, görselin yalnızca savaşın doğrudan askerî sorumlularını hedef almadığını ortaya koyuyor. Mesaj, İran rejimine karşı siyasi tutum alan veya ABD-İsrail cephesine destek verdiği düşünülen bütün yönetimlere yöneltilmiş durumda.

Resmî operasyon listesi mi, psikolojik savaş mı?
Görselin yayımlanmış olması, bu 13 kişiye karşı hazırlanmış somut ve uygulanabilir bir suikast planının varlığını tek başına kanıtlamıyor. Bu nedenle söz konusu çalışmayı doğrulanmış bir “operasyon listesi” olarak değil, devlet bağlantılı bir medya organı üzerinden yürütülen tehdit ve psikolojik savaş faaliyeti olarak değerlendirmek gerekiyor.
Ancak bu ayrım, yayımlanan mesajın ağırlığını azaltmıyor. Çünkü hedef gösterilen kişilerin isimlerinin, görevlerinin ve fotoğraflarının nişangâhlarla birlikte yayımlanması; siyasi şiddeti normalleştiren, olası saldırılara ideolojik zemin hazırlayan ve rejim taraftarlarına yön gösteren tehlikeli bir medya dili anlamına geliyor.
Tahran’ın mesajı açıktır: İran yönetimi, son savaşın ve rejimin uğradığı kayıpların hesabını yalnızca diplomatik veya askerî yollarla değil, sınır aşan intikam eylemleri üzerinden de gündemde tutmak istemektedir. “Həmşəhri”nin kapağı, bir gazete çalışmasından çok, rejimin öfkesini uluslararası bir ölüm tehdidine dönüştüren propaganda bildirisi görünümündedir.
HARAYHABER’in değerlendirmesiyle bu görsel, İran rejiminin içine düştüğü askerî ve siyasi sıkışmışlığı güç gösterisiyle örtme çabasıdır. Devlet aklı yerini intikam söylemine, diplomasi yerini nişangâhlara, hukuk ise infaz çağrılarına bırakıyorsa, bu yalnızca hedef gösterilen liderler için değil, bütün bölge güvenliği için ciddi bir alarmdır.
HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
