Ali Hamenei’nin Cenazesi İran’ın Irak’taki Gölge Nüfuzunu Açığa Çıkardı

Haber-Analiz

Ali Hamenei’nin cenazesi, İran rejimi için yalnızca bir defin töreni değildir. Bu merasim, çöken bir liderlik düzeninin kendini yeniden güçlü gösterme çabasıdır.

Tahran’dan Kum’a, Kum’dan Meşhed’e uzanan cenaze hattı, rejimin içeride “devlet ayakta” mesajı verme girişimidir. Tahran siyasi iktidarı, Kum dini meşruiyeti, Meşhed ise kutsal hafızayı temsil ediyor.

Hamenei’nin İmam Rıza türbesinde toprağa verilmesi de sıradan bir tercih değildir. Rejim, onun siyasi mirasını kutsal mekân üzerinden korumaya ve tartışmalı dönemini “şehit lider” anlatısıyla örtmeye çalışıyor.

Asıl dikkat çekici olan ise yasın İran sınırları içinde kalmamasıdır. Abbas Irakçi’nin Bağdat ziyareti ve Bağdat, Kazımiye, Kerbela ve Necef’te cenaze merasimleri için yürütülen temaslar, İran’ın Irak’ı hâlâ kendi stratejik arka bahçesi olarak gördüğünü gösteriyor.

Bu artık taziye değil, nüfuz gösterisidir.

Bir İran liderinin cenazesinin Irak’ın kutsal şehirlerinde dolaştırılmak istenmesi, Tahran’ın Şii dünya üzerindeki liderlik iddiasını yeniden ilan etme hamlesidir. Bağdat siyasi nüfuzun, Kerbela şehadet anlatısının, Necef ise dini otorite savaşının merkezidir.

İran, Hamenei’nin naaşı üzerinden Irak’a şu mesajı vermek istiyor: “Lider öldü ama bizim gölgemiz hâlâ buradadır.”

Bu durum Irak devleti için ağır bir egemenlik sınavıdır. Bağdat yönetimi törene sahip çıkarsa İran’ın gölgesinde kaldığı görüntüsü verecek; mesafeli durursa İran yanlısı milis ve siyasi grupların baskısıyla karşılaşacaktır.

Tam da bu süreçte Bağdat Yeşil Bölge’de siyasetçilere yönelik güvenlik operasyonu yapılması dikkat çekicidir. Resmî gerekçe yolsuzluk olsa da zamanlama, Irak içindeki güç mücadelesinin sertleştiğini göstermektedir.

Yeşil Bölge, Irak devletinin kalbidir. Böyle bir alanda zırhlı araçlarla operasyon yapılması, Bağdat’ta yeni bir hesaplaşma döneminin başladığına işaret ediyor.

Bu gelişmeleri doğrudan Hamenei cenazesine bağlamak için kesin kanıt yoktur. Ancak Irakçi’nin ziyareti, cenaze koordinasyonu ve Yeşil Bölge operasyonunun aynı döneme denk gelmesi, Irak sahasında yeni bir güç diziliminin oluştuğunu göstermektedir.

Hamenei’nin cenazesi aynı zamanda Haşdi Şabi ve İran yanlısı milis yapılar için de bir sadakat testidir. Hangi grup törene katılacak, kim öne çıkacak, hangi sloganlar atılacak? Bütün bunlar İran’ın Irak’taki gerçek etkisini gösterecektir.

Fakat bu gösterinin riskli bir tarafı da var. İran yanlısı milisler ne kadar görünür hâle gelirse, Irak devleti, ABD ve bölgesel aktörler açısından o kadar açık hedefe dönüşebilir.

Necef boyutu ise daha derindir. Kum, İran rejiminin devletleşmiş din merkezidir. Necef ise Şii dünyanın daha eski, daha bağımsız ve Tahran’a her zaman mesafeli duran merkezidir.

Bu nedenle Hamenei’nin cenazesinin Necef’e taşınmak istenmesi, yalnızca dini bir merasim değil; Kum’un Necef üzerindeki sembolik baskısıdır. İran, Hamenei’nin ölümünü kullanarak Şii dünyanın liderlik merkezini kendi çizgisine bağlamak istemektedir.

Kerbela ise rejimin propaganda dili için özel öneme sahiptir. İran, Hamenei’yi Kerbela hafızasına bağlayarak onu “siyasi sorumluluk sahibi lider” olmaktan çıkarıp “mazlum ve şehit lider” figürüne dönüştürmek istiyor.

Bu, İran rejiminin eski yöntemidir: Önce toplumu baskıyla susturur, sonra cenazeler üzerinden aynı toplumu iktidarın arkasına dizmeye çalışır.

Kasım Süleymani ve Ebu Mehdi el-Mühendis’in öldürüldüğü noktaya yapılan ziyaret de bu hafıza zincirinin parçasıdır. İran, Hamenei’nin ölümünü Kasım Süleymani çizgisine bağlayarak “direniş ekseni ölmedi” mesajı üretmektedir.

Ancak gerçek şudur: Hamenei’nin cenazesi, rejimin gücünden çok korkusunu göstermektedir.

Çünkü İran içeride derin bir meşruiyet krizi yaşamaktadır. Ekonomik çöküş, toplumsal öfke, baskı politikaları, kadınlara yönelik zorlamalar, idamlar ve halkların kimlik taleplerine karşı güvenlikçi yaklaşım, Hamenei döneminin en ağır mirasıdır.

Güney Azerbaycan Türkleri açısından bu cenaze, “ortak milli yas” olarak sunulamaz. Çünkü Hamenei dönemi, Türk kimliğinin bastırıldığı, ana dil hakkının tanınmadığı, milli taleplerin güvenlik dosyasına çevrildiği bir dönemdir.

Kendi dilini tanımayan, kimliğini eşit kabul etmeyen bir sistemin lideri için halklara zorunlu yas dayatılması, acıdan çok siyasi itaati hedeflemektedir.

Türkiye açısından da bu tören sıradan bir taziye meselesi değildir. Irak, Türkiye için güvenlik, enerji, Türkmen varlığı, PKK tehdidi, Kerkük–Ceyhan hattı ve Kalkınma Yolu Projesi bakımından stratejik önemdedir.

İran’ın Irak’ta cenaze üzerinden nüfuz gösterisi yapması, Türkiye’nin Irak politikasını doğrudan ilgilendirir. Özellikle Kerkük, Tuzhurmatu, Telafer ve Musul çevresindeki Türkmen varlığı, İran yanlısı milis dengelerinden etkilenebilir.

Sonuç olarak Ali Hamenei’nin cenazesi, bir liderin son yolculuğundan çok daha fazlasıdır. Bu tören, İran rejiminin içerideki krizini, Irak’taki nüfuz arayışını ve Şii dünya üzerindeki liderlik iddiasını aynı anda sahneye koymaktadır.

Hamenei toprağa verilecek olabilir. Ancak onun döneminden kalan baskı düzeni, mezhepçi dış politika, milis ağı, kimlik inkârı ve bölgesel kriz mirası kolay kolay gömülmeyecektir.

Asıl soru şudur:

Bu cenaze İran rejimini yeniden toparlayacak mı, yoksa Hamenei sonrası büyük çözülmenin ilk işareti mi olacak?

Cevap yalnızca Meşhed’deki mezarda değil; Bağdat’ın Yeşil Bölgesi’nde, Necef’in sessizliğinde, Kerbela’nın kalabalığında, Güney Azerbaycan’ın duruşunda ve Türkiye’nin Irak politikasında aranmalıdır.


HARAYHABER
Dünyaya Güney Azerbaycan Gözüyle Bakıyoruz

Yazar

  • Mesut HARAY

    Bu platform, Güney Azerbaycanlı araştırmacı, gazeteci Mesut HARAY tarafından kurulmuştur. Türkiye, Güney Kafkasya, Orta Doğu ve Orta Asya'daki gelişmeleri; tarihsel bağlam, aktörlerin motivasyonları ve uluslararası dengeler ışığında yorumlarız. Tarafsız, bağımsız ve gerçeklere dayalı gazetecilik anlayışıyla; okura yalnızca bilgi değil, anlama yetisi kazandıran bir perspektif sunmak öncelikli hedefimizdir. Bu site; araştıran, sorgulayan ve geleceği öngörmeye çalışan herkes için bir analiz üssüdür.


HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Mesut HARAY adlı kullanıcının avatarı

By Mesut HARAY

Bu platform, Güney Azerbaycanlı araştırmacı, gazeteci Mesut HARAY tarafından kurulmuştur. Türkiye, Güney Kafkasya, Orta Doğu ve Orta Asya'daki gelişmeleri; tarihsel bağlam, aktörlerin motivasyonları ve uluslararası dengeler ışığında yorumlarız. Tarafsız, bağımsız ve gerçeklere dayalı gazetecilik anlayışıyla; okura yalnızca bilgi değil, anlama yetisi kazandıran bir perspektif sunmak öncelikli hedefimizdir. Bu site; araştıran, sorgulayan ve geleceği öngörmeye çalışan herkes için bir analiz üssüdür.

One thought on “Mezara Sığmayan İktidar”

Bir Cevap Yazın

HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin