Çocuklara Verilen Sözlerin Değeri Kaç Para?
Bugün kızımın başarısını kutlayacağımız, onun mutluluğunu paylaşacağımız bir gün olmalıydı. İzmir Çiğli İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen okullar arası kitap okuma yarışmasında finale kaldı ve kendi kategorisinde birinci oldu. Ancak ne yazık ki bu başarı, ödül törenindeki düzensizlikler ve yaşanan karmaşa nedeniyle buruk bir sevince dönüştü.
Aylarca emek veren çocuklar, kendilerine duyurulan ödüllerin hayaliyle değil, başarılarının karşılığını görecekleri inancıyla o salona geldiler. Fakat törende önce açıklanan ödüller ile dağıtılan ödüller birbirini tutmadı. Tablet bekleyen öğrenciye bisiklet verildi. Çocukların gözlerindeki heyecan, yerini şaşkınlığa ve hayal kırıklığına bıraktı.
Daha üzücü olan ise itirazlar karşısında verilen cevaplardı. Görevliler tarafından defalarca, “Bisiklet tabletten daha pahalı. İsterseniz satıp iki tablet alabilirsiniz.” denildi. Oysa burada kaçırılan çok önemli bir nokta vardı:
Mesele ödülün piyasa değeri değildir.
Mesele, çocuklara önceden duyurulan bir ödülün sonradan değiştirilmesi ve bunun normal görülmesidir.
Çocuklar için ödüller yalnızca maddi bir eşya değildir. O ödül; aylarca verilen emeğin, kurulan hayallerin ve kazanılan başarının sembolüdür. Bir çocuğun zihninde tablet ile bisiklet arasındaki fark fiyat etiketiyle ölçülmez. Çünkü o ödülün manevi değeri vardır. Çocuk, kendisine vaat edilen şeyi bekler; onun hayalini kurar ve başarısını onunla özdeşleştirir.
Eğitim kurumları çocuklara matematik, Türkçe veya fen bilgisi öğretmenin yanında; adalet, güven, dürüstlük ve verilen sözün değerini de öğretmek zorundadır. Eğer bir kurum çocuklara verdiği sözü değiştirebiliyorsa ve bunu sadece fiyat hesabıyla açıklıyorsa, burada asıl kayıp bir tablet ya da bisiklet değil, çocukların adalet duygusudur.
Çünkü adalet, “daha pahalı olanı vermek” değildir. Adalet, verilen sözü tutmaktır.
Güven ise, “daha değerli bir şey verdik” demek değildir. Güven, çocukların ve velilerin kurumların açıklamalarına inanabilmesidir.
Bugün o salonda bazı çocuklar ilk kez şu soruyla karşı karşıya kaldı:
“Bize söylenen ile yapılan neden aynı değil?”
Belki yetişkinler bu soruyu kolayca geçiştirebilir. Ancak çocukların dünyasında bu tür kırılmalar uzun süre iz bırakır.
Yine de bu olayın unutulmaması gerekir. Çünkü eğitim kurumlarının en büyük görevi çocuklara bilgi vermekten önce güven vermektir. Güvenin zedelendiği yerde eğitim eksik kalır. Bugün yaşanan hayal kırıklığı zamanla geçecektir; ancak çocukların gözlerindeki o şaşkınlık ve verilen sözlerin tutulmadığına dair oluşan o ilk kırılma kolay kolay unutulmayacaktır.
Sevgili kızım,
Sen bu yarışmanın birincisisin. Başarının değeri, sana verilen ödülün türüyle ölçülemez. Sen emeğinle, azminle ve çalışkanlığınla kazandın. Bugün yaşadığın üzüntüyü anlıyorum. Çünkü seni üzen şey bisiklet ya da tablet değil; sana söylenenle karşılaştığın gerçeğin farklı olmasıydı.
Fakat şunu unutma: Gerçek başarı, ödül kürsüsünde değil; verilen emeğin kendisindedir.
Ve sen, bugün her şeye rağmen, emeğinle kazanan taraftasın.
Gazeteci, Yazar: Mesut HARAY
HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
