Araştırmacı, Gazeteci: Mesut HARAY

İran denildiğinde dünya kamuoyunun aklına genellikle nükleer program, balistik füzeler, bölgesel vekil güçler ve uluslararası krizler geliyor. Televizyon ekranları savaş senaryoları, diplomatik gerilimler ve askeri dengelerle dolup taşıyor. Ancak bütün bu gürültünün arasında, İran’ın geleceğini sessizce tüketen çok daha büyük bir felaket yaşanıyor. Bu felaket ne sınır boylarında ne de askeri üslerde yaşanıyor; okul sıralarında olması gereken milyonlarca çocuğun hayatında yaşanıyor.

Bugün İran’da ilkokul çağındaki çocukların önemli bir bölümü eğitim sisteminin dışında kalmış durumda. Bazı değerlendirmelere göre her dört çocuktan biri ya düzenli eğitime erişemiyor ya da eğitim hayatından tamamen kopmuş bulunuyor. Bu durum yalnızca eğitim alanında yaşanan bir sorun değildir. Bu, bir ülkenin kendi geleceğini, insan kaynağını ve toplumsal kalkınma imkanlarını göz göre göre tüketmesidir.

Devletler yalnızca savaş meydanlarında yenilmezler. Bazen bir ülke, çocuklarının okul çantasını bırakıp çalışma hayatına atılmak zorunda kaldığı gün yenilmeye başlar. İran’ın birçok kentinde ve kırsal bölgesinde binlerce çocuk eğitim almak yerine aile bütçesine katkı sağlamak için çalışıyor. Kimi atölyelerde, kimi pazarlarda, kimi ise sokaklarda yaşam mücadelesi veriyor. Çocuk işçiliğinin yaygınlaşması, ekonomik çöküşün olduğu kadar eğitim sistemindeki başarısızlığın da en görünür göstergelerinden biridir.

İran yönetimi yıllardır ülkenin güvenliğini dış tehditlerde arıyor. Milyarlarca dolar askeri programlara, güvenlik projelerine ve bölgesel nüfuz faaliyetlerine aktarılıyor. Ancak aynı dönemde birçok okul fiziki yetersizliklerle mücadele ediyor, öğretmen açığı büyüyor ve eğitim kalitesi geriliyor. Bir devletin bütçesi aslında onun önceliklerini ortaya koyan en net belgedir. Eğer kaynak bulununca füzeler üretilebiliyor, ancak çocuklar için okul ve eğitim imkanı oluşturulamıyorsa ortada yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasi ve ahlaki bir tercih vardır.

Bu eğitim krizinin en ağır yükünü ise İran’ın çevre bölgeleri taşıyor. Güney Azerbaycan, Sistan-Beluçistan, Huzistan, Türkmen Sahrası ve Kürdistan gibi bölgelerde yaşayan çocuklar, hem ekonomik yoksunluk hem de altyapı eksiklikleri nedeniyle eğitimden daha fazla uzaklaşıyor. Yıllardır kalkınma yatırımlarından yeterli pay alamayan bu bölgeler, bugün eğitim alanında da ciddi bir eşitsizlikle karşı karşıya bulunuyor. Merkezdeki çocuklarla çevredeki çocuklar arasındaki fırsat farkı her geçen yıl daha da büyüyor.

Güney Azerbaycan açısından mesele yalnızca ekonomik boyutla sınırlı değildir. Türk çocukları eğitim hayatlarına kendi anadillerinde değil, Farsça ile başlamak zorunda bırakılıyor. Dünyanın birçok ülkesinde eğitim biliminin temel ilkelerinden biri kabul edilen anadilde eğitim hakkı, İran’da hâlâ siyasi bir mesele olarak değerlendiriliyor. Bunun sonucu olarak özellikle ilk eğitim yıllarında öğrenme güçlükleri, başarısızlık ve okul terkleri daha yaygın hale geliyor. Böylece eğitimdeki eşitsizlik yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda kültürel ve dilsel bir boyut da kazanıyor.

Oysa bir ülkenin gerçek gücü sahip olduğu füze sayısıyla değil, yetiştirdiği insanlarla ölçülür. Tarih boyunca kalıcı güç oluşturan devletler askeri yatırımları kadar eğitim yatırımlarına da önem veren devletler olmuştur. İran ise bugün tam tersine, geleceğini inşa edecek çocuklardan çok güvenlik politikalarına yatırım yapan bir görüntü vermektedir.

Asıl dikkat çekici olan ise bu felaketin büyük ölçüde görünmez kalmasıdır. Bir askeri kriz yaşandığında manşetler günlerce bunu konuşuyor. Bir füze testi yapıldığında televizyonlar canlı yayınlarla gelişmeleri aktarıyor. Ancak milyonlarca çocuğun eğitim sisteminin dışına itilmesi çoğu zaman gündeme bile gelmiyor. Oysa bir ülkenin geleceğini belirleyecek olan savaş meydanlarındaki gelişmelerden çok, bugün sınıflarda yaşananlardır.

Bugün İran’ın karşı karşıya olduğu en büyük tehdit dışarıdan gelen askeri baskılar değil, içeride büyüyen eğitimsizlik krizidir. Çünkü eğitimden uzak kalan her çocuk, yarının işsizlik sorunu, yoksulluk riski ve toplumsal kırılganlığı anlamına geliyor. Eğitimden mahrum bırakılmış bir nesil, uzun vadede ekonomik büyümenin, sosyal istikrarın ve toplumsal refahın önündeki en büyük engellerden biri olacaktır.

İran’ın geleceğini tehdit eden görünmez felaket işte budur. Savaşların, krizlerin ve siyasi propagandaların gölgesinde büyüyen bu sessiz çöküş, yarın ülkenin karşısına çok daha ağır bir fatura çıkaracaktır. Çünkü bir ülke çocuklarını kaybetmeye başladığında, aslında geleceğini kaybetmeye başlamış demektir.


HARAYHABER
Dünyaya Güney Azerbaycan Gözüyle Bakıyoruz

Yazar

  • Mesut HARAY

    Bu platform, Güney Azerbaycanlı araştırmacı, gazeteci Mesut HARAY tarafından kurulmuştur. Türkiye, Güney Kafkasya, Orta Doğu ve Orta Asya'daki gelişmeleri; tarihsel bağlam, aktörlerin motivasyonları ve uluslararası dengeler ışığında yorumlarız. Tarafsız, bağımsız ve gerçeklere dayalı gazetecilik anlayışıyla; okura yalnızca bilgi değil, anlama yetisi kazandıran bir perspektif sunmak öncelikli hedefimizdir. Bu site; araştıran, sorgulayan ve geleceği öngörmeye çalışan herkes için bir analiz üssüdür.


HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Mesut HARAY adlı kullanıcının avatarı

By Mesut HARAY

Bu platform, Güney Azerbaycanlı araştırmacı, gazeteci Mesut HARAY tarafından kurulmuştur. Türkiye, Güney Kafkasya, Orta Doğu ve Orta Asya'daki gelişmeleri; tarihsel bağlam, aktörlerin motivasyonları ve uluslararası dengeler ışığında yorumlarız. Tarafsız, bağımsız ve gerçeklere dayalı gazetecilik anlayışıyla; okura yalnızca bilgi değil, anlama yetisi kazandıran bir perspektif sunmak öncelikli hedefimizdir. Bu site; araştıran, sorgulayan ve geleceği öngörmeye çalışan herkes için bir analiz üssüdür.

Bir Cevap Yazın

HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin