Sözde “İran’ın Özgürlüğü” adı altında kurulan o masalar, aslında Güney Azerbaycan Türklerinin siyasi iradesini tasfiye etme tezgahından başka bir şey değildir. Demokrasi makyajı altında gizlenen merkeziyetçi zihniyet, bir kez daha gerçek niyetini ifşa etmiştir: Güney Azerbaycan Milli Hareketi’ni masanın bir öznesi değil, sadece meşruiyet devşirecekleri bir süs eşyası olarak görmek. Köklü siyasi yapıların dışlanıp, toplumsal karşılığı olmayan vitrin gruplarının içeri davet edilmesi, Azerbaycan Türk milletinin sesini boğma girişimidir. Bu masa, özgürlük değil, yeni bir esaretin protokolüdür.
Güney Azerbaycan Milli Hareketi, hiçbir dış operasyonun veya “Fars Muhalefeti”nin ajandasında bir piyon, bir stepne veya bir dolgu malzemesi değildir. Kürdistan partilerinin tam kadro ağırlandığı bir ortamda, Türk milletinin iradesinin yok sayılması tesadüf değildir; bu, Türkün gücünden duyulan korkunun ve onu etkisizleştirme çabasının açık bir ilanıdır. Biz, başkalarının iktidar kavgasında kan döken figüranlar olmayı çoktan reddettik. Bizim mücadelemiz, merkeziyetçi sistemlerin restorasyonu için değil, kendi kaderimizi tayin edecek mutlak hakimiyet içindir.
Hak, başkalarının sofrasında artık bekleyerek ya da efendilerden icazet dilenerek elde edilmez. “Bize de bir sandalye verin” diye yalvarmak, o masanın meşruiyetine boyun eğmektir. Tarih şahittir ki; hak verilmez, ancak ve ancak bilek gücüyle, sarsılmaz bir inançla ve meydanlarda dökülen alın teriyle söküp alınır. Güney Azerbaycan Türkleri, kendi kurtuluşunu birilerinin merhametine veya sözde “ittifak” vaatlerine bağlamayacak kadar büyük bir bedel ödemiştir. Bizim için meşruiyet, Londra’daki veya Washington’daki salonlarda değil, Tebriz’in, Urmu’nun, Erdebil’in sokaklarındaki milli iradededir.
Artık herkes anlamalıdır ki; Güney Azerbaycan Milli Hareketi’nin gerçek temsilcilerini dışlayan, Türkün sesini bastırmaya çalışan her türlü “geçiş süreci” veya “kongre” ölü doğmuştur. Biz, merkeziyetçi zihniyetin çizdiği sınırların içinde bir “azınlık” olmayı değil, kendi topraklarımızda efendi olmayı hedefliyoruz. Kendi öz gücüne güvenmeyen her hareket, bir başkasının oyununda piyon olmaya mahkumdur. Bizim yolumuz net, irademiz bağımsızdır: Kendi hakkımızı, kendi mücadelemizle ve kendi şartlarımızla alacağız!
Araştırmacı, Yazar: Mesut HARAY
HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
