Araştırmacı, Gazeteci: Mesut HARAY
İran tarafından servis edilen son harita, yüzeyde bir “güvenlik uyarısı” gibi görünse de, içerdiği dil, coğrafya ve hedef kitle açısından son derece sıra dışı ve dikkat çekici bir mesaj barındırmaktadır. Çünkü bu harita yalnızca bir askeri değerlendirme değil; aynı zamanda çok katmanlı bir stratejik iletişim aracıdır. Daha açık ifade etmek gerekirse, bu harita yaklaşan bir gerilimin hem teşhisi hem de ilanıdır.
İran gibi merkeziyetçi ve Farsça dışındaki dillere sınırlı alan tanıyan bir devletin Kürtçe bir metinle, Kürt coğrafyasına hitap eden bir harita yayımlaması alışılmış bir durum değildir. Bu tercih, mesajın doğrudan hedef kitlesinin Kürt silahlı grupları ve bu coğrafyada yaşayan unsurlar olduğunu göstermektedir. İran, klasik iç propaganda dilinin dışına çıkarak sahaya doğrudan konuşmakta, yani psikolojik bir mesaj iletmektedir.
Haritada öne çıkan Soran, Köysancak (Koye) ve Cizre hattı gibi bölgelerin İran sınırları içinde yer almaması ise bu mesajın yönünü daha da netleştirmektedir. Bu bölgelerin büyük ölçüde Irak Kürdistanı ve Türkiye sınır hattına ait olması, İran’ın tehdidi içeride değil, sınırın ötesinde konumlandırdığını ortaya koymaktadır. Bu yaklaşım, aynı zamanda olası bir askeri müdahalenin ön gerekçesi olarak da okunmalıdır.
Son haftalarda sahada konuşulan gelişmeler de bu haritayı destekler niteliktedir. İran sınırları dışında, özellikle Irak Kürdistanı bölgesinde bazı silahlı Kürt örgütlerinin hareketliliğinin arttığı, bu yapıların ABD ve İsrail ile temas halinde olduğu yönünde güçlü iddialar bulunmaktadır. Bu yapıların uzun vadeli hedefinin İran içine sızmak ve iç dengeyi zorlamak olduğu değerlendirilmektedir. İran’ın yayımladığı bu harita, işte bu sürece doğrudan bir atıf niteliği taşımaktadır.
Bu bağlamda söz konusu harita bir analiz değil, açık bir mesajdır. İran bu harita ile “Sınırın ötesinde ne olup bittiğini görüyoruz ve buna karşı hazırlıklıyız” demektedir. Bu, klasik savunma refleksinin ötesinde, önleyici müdahale sinyali olarak değerlendirilmelidir.
Haritanın Kürtçe hazırlanmış olması ise ayrı bir stratejik anlam taşımaktadır. İran’da resmi dil Farsça olmasına ve diğer dillere sınırlı alan tanınmasına rağmen bu mesajın Kürtçe verilmesi, doğrudan sahaya hitap etme amacını açıkça ortaya koymaktadır. Bu, devletler arası değil, sahadaki aktörlere yönelik doğrudan bir iletişimdir. Yani İran bu mesajla açıkça “Bu uyarı doğrudan sana” demektedir.
Bu gelişme yalnızca İran’ı ilgilendiren dar bir güvenlik meselesi olarak da görülemez. Türkiye’nin güney sınırı, Irak’ın kuzeyi ve Güney Azerbaycan hattı aynı jeopolitik hattın parçalarıdır. İran’ın bu hamlesi, bu hattın artık yalnızca bir sınır değil, aktif bir çatışma ve gerilim alanına dönüştüğünü göstermektedir.
Ortaya çıkan tablo açık ve nettir. İran, sınır ötesinde bir tehdidi resmileştirmekte, Kürt silahlı yapılarının hareketliliğini açıkça işaret etmekte ve bu sürece karşı hazırlık içinde olduğunu ilan etmektedir. ABD ve İsrail bağlantılı bir denklem iması ise bu sürecin yalnızca bölgesel değil, küresel bir boyut taşıdığını göstermektedir.
Sonuç olarak bu harita basit bir görsel değil, yaklaşan bir sürecin açık ilanıdır. Artık sorulması gereken temel soru şudur: Bu bir uyarı mı, yoksa başlamış bir sürecin ilk resmi duyurusu mu? Çünkü tarih göstermiştir ki, devletler haritaları boşuna yayımlamaz.
HARAYHABER ile Dünyaya Güney Azerbaycan Gözüyle Bakıyoruz
HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
