Araştırmacı, Gazeteci: Mesut HARAY

İran’da ayaklanmalar sırasında Güney Azerbaycan Türklerinden bir kız çocuğu kurşunlanarak öldürüldü. O an her şey bitmedi. Asıl vahşet, çocuğun cansız bedeninin ardından başladı.
Anne ve baba, evlatlarının neden öldürüldüğünü sormaya cesaret ettikleri için tutuklandı. Bir anne, kızının kanı daha kurumadan susturulmak istendi. Çığlıkları, feryatları ve itirazları “suç” sayıldı. Hapishaneye alındı. Baba dövüldü. Devlet, bir çocuğu öldürmekle yetinmedi; anne ve babayı da cezalandırdı.

Anne cezaevinden çıktıktan sonra korkunç gerçek ortaya çıktı:
Bu kadın, devletin denetimindeki bir hapishanede tecavüze uğramıştı.

Bu olay bir söylenti olarak kalmadı. Kadının eşi tarafından çekilen ve sosyal medyada yayımlanan bir video ile kamuoyuna açıklandı. Videoda konuşan kişi Azerbaycan Türkçesiyle konuşuyor, eşinin ismini açıkça söylüyor ve yaşananları anlatıyordu. Mesaj açıktı:
“Bak, kızını öldürdük. Biz senden mi korkacağız?”

Bu, münferit bir suç değil; bilinçli bir gözdağıydı. Kadının bedeni üzerinden bir halka mesaj veriliyordu. Amaç yalnızca bir aileyi değil, Güney Azerbaycan Türklerini sindirmekti.

Bu görüntüler ve açıklamalar yayıldığında İran rejiminin ne kadar vahşi ve insanlık dışı olduğu bir kez daha açığa çıktı. Burada mesele yalnızca bir annenin uğradığı zulüm değildir. Burada hedef alınan, bir halkın onuru, hafızası ve direncidir.

Türk okurunun bilmesi gereken esas nokta tam da budur.

Aynı günlerde rejim yanlıları, haberlerde “Ayaklanmalarda Güney Azerbaycan’dan az Türk öldürüldü” diye adeta şikâyet ediyordu. Ardından daha da ileri gidildi:
Güney Azerbaycanlı tutukluların idam edilmesi gerektiği açıkça dile getirildi.

Bir kız çocuğu öldürülüyor.
Annesi cezaevinde tecavüze uğruyor.
Yetmiyor; bu halkın evlatları için darağacı çağrıları yapılıyor.

Bu noktadan sonra artık “devlet”, “asayiş” ya da “güvenlik” söylemlerinin hiçbir anlamı kalmaz. Bu, açık bir insanlık suçu rejimidir. Bir annenin bedenini ceza alanına çeviren bir iktidar, hukuk iddiasını çoktan yitirmiştir. Bir halkın çocuklarını öldürüp ardından “daha fazlası”nı isteyen bir akıl, ahlaki olarak çökmüştür.

Ancak burada durmak yetmez. Daha acı bir gerçek daha vardır.

Kendilerini “Türk dünyasının büyükleri” olarak tanıtan bazı yetkililer, bu rejimi açık ya da örtülü biçimde savunmakta; hatta rejim ayakta kalsın diye Amerika’ya ve İsrail’e karşı cephe alacak noktaya kadar gerilmektedir. İşte asıl sorgulanması gereken yer burasıdır.

Sormak gerekiyor:
Saldırgan kimdir? İsrail mi? Amerika mı? Yoksa İran rejimi mi?

Eğer hepsi saldırgansa bile şu gerçeği görmezden gelemezsiniz: İsrail, en azından kendi vatandaşına böyle davranmıyor. Kendi halkının çocuklarını kurşuna dizmiyor, annelere cezaevinde tecavüz etmiyor. Başkalarına yönelik saldırganlık başka bir tartışmadır; fakat kendi öz milletine karşı bu denli vahşet, bambaşka ve daha ağır bir suçtur.

İran rejimi bugün Güney Azerbaycan Türklerine, Kürtlere, Beluçlara ve muhalif herkese karşı içeride bir savaş yürütmektedir. Bu savaş sınır ötesinde değil; evin içindedir. Savunmasızdır. Sessizdir. Görülmediği sanılmaktadır.

Şimdi sorulması gereken soru şudur:
Siz kimi tutuyorsunuz?
Ne adına?
Bu rejim ayakta kalırsa ne olacak?

Bir anneye tecavüz eden bir rejimin “istikrarı” mı savunuluyor?
Bir kız çocuğunu öldürüp ardından idam çağrısı yapan bir devletin bekası mı?

Ve en önemlisi:
Bugün susanların vicdanı yarın sızlamayacak mı?
Gelecek nesiller size “Bu zulüm olurken siz neredeydiniz?” diye sormayacak mı?

Çünkü tarih, yalnızca zalimleri değil; sessiz kalanları da yazar.
Ve bu sessizlik, bir gün herkesin yüzüne çarpacaktır.


Bu yazıda anlatılan dehşet verici olaylara dair tanıklık içeren video kaydı mevcuttur. İran rejiminin Güney Azerbaycan Türklerine yönelik uyguladığı zulmü ve bir ailenin yaşadığı insanlık suçunu bizzat tanıklık üzerinden görmek isteyenler, ilgili videoyu YouTube üzerinden buradan izleyebilir.

👉 Video linki: https://youtube.com/shorts/KR77mGPnv8w?feature=share

Yazar

  • Mesut HARAY

    Bu platform, Güney Azerbaycanlı araştırmacı, gazeteci Mesut HARAY tarafından kurulmuştur. Türkiye, Güney Kafkasya, Orta Doğu ve Orta Asya'daki gelişmeleri; tarihsel bağlam, aktörlerin motivasyonları ve uluslararası dengeler ışığında yorumlarız. Tarafsız, bağımsız ve gerçeklere dayalı gazetecilik anlayışıyla; okura yalnızca bilgi değil, anlama yetisi kazandıran bir perspektif sunmak öncelikli hedefimizdir. Bu site; araştıran, sorgulayan ve geleceği öngörmeye çalışan herkes için bir analiz üssüdür.


HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Mesut HARAY adlı kullanıcının avatarı

By Mesut HARAY

Bu platform, Güney Azerbaycanlı araştırmacı, gazeteci Mesut HARAY tarafından kurulmuştur. Türkiye, Güney Kafkasya, Orta Doğu ve Orta Asya'daki gelişmeleri; tarihsel bağlam, aktörlerin motivasyonları ve uluslararası dengeler ışığında yorumlarız. Tarafsız, bağımsız ve gerçeklere dayalı gazetecilik anlayışıyla; okura yalnızca bilgi değil, anlama yetisi kazandıran bir perspektif sunmak öncelikli hedefimizdir. Bu site; araştıran, sorgulayan ve geleceği öngörmeye çalışan herkes için bir analiz üssüdür.

Bir Cevap Yazın

HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin