İran rejiminin ve onun etrafında kümelenmiş sözde “muhalif” Fars dilli medya ağlarının son günlerde dillendirdiği Fatimiyun–Zeynebiyun–Haşd-ü Şe‘bi söylemi artık bir propaganda değil, açık bir suç örtme operasyonudur.
Bu, sıradan bir dezenformasyon değildir.
Bu, katliamı gizlemek için uydurulmuş organize bir yalandır.
Ve bu yalanın tek bir amacı vardır:
İran İslam Cumhuriyeti’nin halkına karşı işlediği suçları perdelemek.
Rejim Kendi Katilini Aklamaya Çalışıyor
Rejimin iddiası şudur:
“İran’daki ayaklanmalar yabancı milisler tarafından bastırıldı.”
Bu iddia, akıl dışıdır. Çünkü bu söylemle rejim şunu demektedir:
- Ya kendi güvenlik aygıtı çökmüştür,
- Ya da devlet, ülkesini yabancı silahlı gruplara teslim etmiştir.
Her iki ihtimal de devletin iflasını kabul etmektir.
Ama gerçek bundan da vahimdir.
Gerçek şu:
İran devleti çökmemiştir.
İran devleti bilerek ve isteyerek halkını öldürmüştür.
Görüntüler Yalan Söylemez, Rejim Söyler
Sosyal medyada dolaşan yüzlerce görüntü ortadadır.
Bu görüntülerde:
- Protestocuları vuranlar Afgan değildir,
- İşkence yapanlar Pakistanlı değildir,
- Sokakta insan avına çıkanlar Iraklı değildir.
Hepsi İran vatandaşıdır.
Hepsi rejimin üniformasını taşımaktadır.
Hepsi emir almıştır.
Bu nedenle mesele artık “kim yaptı” meselesi değildir.
Kim emretti? sorusu sorulmalıdır.
Ve cevabı bellidir:
➡ İran İslam Cumhuriyeti.
Fars Merkezli Medyanın Suç Ortaklığı
En az rejimin kendisi kadar utanç verici olan bir başka gerçek daha vardır:
Kendini “rejim karşıtı” olarak pazarlayan bazı Fars dilli medya organları, bu yalanın gönüllü taşıyıcısıdır.
Bu medya, gerçeği yazmak yerine:
- Suçu başkalarına yıkıyor,
- Katilleri aklıyor,
- Fars egemenliğini temize çekmeye çalışıyor.
Bu noktada şunu açıkça söylemek gerekir:
Bu artık muhalefet değil, suç ortaklığıdır.
Rejimle aynı dili konuşan,
Rejimle aynı yalanı yayan,
Rejimle aynı korkudan beslenen hiçbir yapı “muhalif” değildir.
Fatimiyun Masalı Neden Servis Ediliyor?
Bu isimler neden özellikle öne sürülüyor?
Çünkü rejim şunu istiyor:
- Katliamı “kontrolden çıkmış unsurlara” bağlamak,
- Uluslararası yargıdan kaçmak,
- Fars merkezli sorumluluğu görünmez kılmak.
Ama bu çaba, tam tersine, suçun bilinçli işlendiğini ele veriyor.
Masum bir devlet yalan üretmez.
Masum bir devlet suçlu aramaz.
Masum bir devlet, kanı gizleme ihtiyacı duymaz.
Bu Kanın Sahibi Vardır
İran’da akan kanın sahibi bellidir.
Bu kan:
- Afganistan’ın değil,
- Pakistan’ın değil,
- Irak’ın değil,
Tahran’daki rejimin ellerindedir.
Bu katliam:
- Ne kazadır,
- Ne provokasyondur,
- Ne de “kontrol dışı” bir süreçtir.
Bu, bilinçli, planlı ve devlet eliyle yürütülen bir bastırma operasyonudur.
Son Söz
İran rejimi bugün sadece halkını öldürmüyor.
Aynı zamanda gerçeği de boğmaya çalışıyor.
Ama ne kadar yalan üretirse üretsin,
Ne kadar başkasını suçlarsa suçlasın,
Bu katliamın adı değişmeyecek:
Devlet terörü.
Ve bu terörün faili de tarihe açıkça yazılacak:
➡ İran İslam Cumhuriyeti Rejimi.
HARAY HABER olarak bu yalanın ortağı olmayacağız.
Gerçeği yazmaya, suçluyu işaret etmeye devam edeceğiz.
HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
