9 Ocak 2026 itibarıyla İran İslam Cumhuriyeti, artık sıradan bir toplumsal huzursuzluk dalgasıyla değil, varoluşsal bir rejim kriziyle karşı karşıyadır. Sahadan gelen veriler, özellikle Savaş Araştırmaları Enstitüsü (ISW) ve Kritik Tehditler Projesi’nin (CTP) raporları, devletin klasik otoriter kontrol mekanizmalarının çökmeye başladığını gösteriyor. 28 Aralık’ta ekonomik taleplerle başlayan protestolar, yalnızca iki hafta içinde siyasi bir meydan okumaya dönüşmüş durumda. Bu dönüşüm, İran siyasetinin temel dengelerini sarsan bir kırılmaya işaret ediyor.

Bugün İran’da yaşanan şey bir “protesto” değildir; bu, rejimin artık toplumu yönetme kapasitesini kaybetmeye başlamasının dışavurumudur.

İktidarın internete yönelttiği saldırı, aslında gücünün değil, çaresizliğinin kanıtıdır. 8 Ocak’tan itibaren ülke genelinde internetin %1 seviyesine düşürülmesi, protestoları bastırmak için değil, bastıramadığını gizlemek için yapılmıştır. Devlet, artık sokakta olup biteni kontrol edemediği için dünyaya yansımalarını kesmeye çalışıyor.

Bu, klasik bir otoriter refleks değildir; bu, bir rejimin körleşme anıdır. Üstelik bu karartma bile deliniyor. Starlink gibi uydu bağlantılarıyla dış dünyaya ulaşan görüntüler, İran devletinin bilgi tekelini fiilen sona erdiriyor.

Rejimin asıl kırılganlığı güvenlik aygıtında ortaya çıkıyor. Kermanshah’ın Eslamabad-e Gharb kentinde güvenlik güçlerinin geri çekilmesi, otoriter sistemler açısından son derece tehlikeli bir eşiğe işaret eder: bastırma kapasitesinin tükenmesi.

Buşehr’de polis ve güvenlik birimlerinin protestocular karşısında kaçması, bu krizin yerel değil, sistemik olduğunu gösteriyor. Rejim artık bir bölgedeki isyanı bastırırken diğerini boş bırakmak zorunda kalıyor. Bu, devletin “stratejik rezervi”nin bittiği anlamına gelir. Devrim Muhafızları’nın sahaya sürülmesi ise krizi çözmez; sadece daha ölümcül hale getirir.

Bank Melli’de yaşanan banka hücumu, bu krizin gerçek merkezini ortaya koyuyor: ekonomi. İnsanlar yalnızca özgürlük için değil, paralarının yarın var olup olmayacağını bilmedikleri için sokakta. Riyalin 1,47 milyon seviyesine çökmesi ve gıda enflasyonunun %75’e dayanması, rejimi soyut bir siyasi yapı olmaktan çıkarıp doğrudan günlük hayata tehdit haline getiriyor.

Tarihsel olarak, hiçbir rejim parasını kaybettikten sonra iktidarda kalamaz.

İktidarın protestocuları “isyancı”dan “terörist”e dönüştürmesi, bir söylem değişikliği değil, bir hukuki savaş ilanıdır. Hamaney’in artık ayrım yapmayan, herkesi “sabotajcı” olarak kodlayan dili, rejimin müzakere kapasitesini yitirdiğini gösteriyor.

Terörist etiketi, öldürme yetkisi üretmek içindir. Bu, devletin vatandaşına karşı savaşa girmesidir. Bu noktadan sonra geri dönüş olmaz.

Belucistan’daki Sünni lider Mevlana Abdülhamid’in çıkışı, rejimin en korktuğu senaryoyu gündeme getiriyor: merkezin etnik çeperleri kaybetmesi. Eğer Sünni Beluç bölgeleri büyük ölçekli bir protesto dalgasına girerse, Tahran hem askeri hem de siyasi olarak iki cephede birden çözülmeye başlar.

İran devleti merkezi baskıyla ayakta durur. Çeper çökerse, merkez de çöker.

Tahran’ın içe kapanması, Lübnan ve Suriye’deki nüfuzunu da zayıflatıyor. Hizbullah’ın güney Lübnan’da gerilemesi ve Suriye’deki cephelerin kaynaması, İran’ın “dış savunma hattı”nın da çöktüğünü gösteriyor.

İran rejimi tarihsel olarak iç istikrarını bölgesel güçle telafi ediyordu. Bugün ikisini de kaybediyor.

Bugün İran’da yaşanan şey bir protesto dalgası değil, bir rejim tükenişidir. İnternet karartmaları, geri çekilen güvenlik güçleri, çöken bankalar ve terör dili, hepsi aynı noktaya işaret ediyor: merkezi otorite artık kontrol üretmiyor, panik üretiyor.

İran İslam Cumhuriyeti reform edilebilir bir sistem olmaktan çıkmıştır. 2026’nın ilk haftaları, bu rejimin tarihsel kaderinin belirlendiği dönem olarak kayda geçecektir.

Yazar

  • Mesut HARAY

    Bu platform, Güney Azerbaycanlı araştırmacı, gazeteci Mesut HARAY tarafından kurulmuştur. Türkiye, Güney Kafkasya, Orta Doğu ve Orta Asya'daki gelişmeleri; tarihsel bağlam, aktörlerin motivasyonları ve uluslararası dengeler ışığında yorumlarız. Tarafsız, bağımsız ve gerçeklere dayalı gazetecilik anlayışıyla; okura yalnızca bilgi değil, anlama yetisi kazandıran bir perspektif sunmak öncelikli hedefimizdir. Bu site; araştıran, sorgulayan ve geleceği öngörmeye çalışan herkes için bir analiz üssüdür.


HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Mesut HARAY adlı kullanıcının avatarı

By Mesut HARAY

Bu platform, Güney Azerbaycanlı araştırmacı, gazeteci Mesut HARAY tarafından kurulmuştur. Türkiye, Güney Kafkasya, Orta Doğu ve Orta Asya'daki gelişmeleri; tarihsel bağlam, aktörlerin motivasyonları ve uluslararası dengeler ışığında yorumlarız. Tarafsız, bağımsız ve gerçeklere dayalı gazetecilik anlayışıyla; okura yalnızca bilgi değil, anlama yetisi kazandıran bir perspektif sunmak öncelikli hedefimizdir. Bu site; araştıran, sorgulayan ve geleceği öngörmeye çalışan herkes için bir analiz üssüdür.

Bir Cevap Yazın

HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin