İran’da derinleşen toplumsal huzursuzluk, rejimi ülke dışı silahlı unsurları devreye sokacak kadar sıkışmış bir noktaya getirdi. İran International’a ulaşan bilgilere göre, son dört gün içinde yaklaşık 800 Iraklı Şii milis, İran’daki protestoların bastırılmasına destek amacıyla ülkeye sevk edildi. Bu gelişme, protestoların rejim açısından ulaştığı kritik eşiği gözler önüne seriyor.
Milis Haritası: Kimler Sevk Edildi?
Sevk edilen unsurların neredeyse tamamı, İran’a ideolojik ve askerî olarak bağlılığıyla bilinen şu yapılardan oluşuyor:
- Ketaib Hizbullah
- Hareketü’n-Nüceba
- Seyyidüş-Şuheda Tugayları
- Bedir Örgütü
Bu gruplar, Irak’ta “Haşdi Şabi” şemsiyesi altında faaliyet gösterse de, fiilen İran Devrim Muhafızları’nın bölgesel uzantıları olarak hareket ediyor.
Irak Devleti Biliyor mu?
Elde edilen bilgilere göre, Irak hükümeti yetkilileri sevkiyattan haberdar. Bu durum, sevkiyatın münferit ya da kontrolsüz bir hareket değil; en azından zımni onayla yürütülen bir operasyon olduğunu düşündürüyor. Bu tablo, Irak’ın egemenliği ve tarafsızlığına dair tartışmaları da yeniden alevlendirecek nitelikte.
“Ziyaret” Kılıfı, Güvenlik Operasyonu
Raporlar, milislerin Şelemçe, Çezabe ve Hüsrevi sınır kapılarından İran’a geçirildiğini ortaya koyuyor. Resmî gerekçe ise dikkat çekici: Meşhed’deki İmam Rıza Türbesi’ne “ziyaret yolculuğu.”
Ancak sahadaki fiilî durum bu anlatıyla örtüşmüyor. Söz konusu unsurlar, Ahvaz’daki **“Hamaney Üssü”**nde toplanıyor ve buradan İran’ın farklı kentlerine, protestoların sert yöntemlerle bastırılmasına katılmak üzere sevk ediliyor.
Bu Ne Anlama Geliyor?
Bu sevkiyat birkaç kritik gerçeğe işaret ediyor:
- İran rejimi, kendi güvenlik güçlerini yetersiz görüyor.
- Protestolar, rejimin iddia ettiğinin aksine yerel ve geçici değil, yaygın ve süreklilik arz ediyor.
- Rejim, krizi artık bölgesel milis ağı üzerinden yönetiyor; bu da İran iç siyasetinin uluslararasılaştırılması anlamına geliyor.
Bölgesel Risk Büyüyor
Yabancı milislerin İran sokaklarında konuşlandırılması, yalnızca iç baskıyı artırmakla kalmıyor; bölgesel bir güvenlik krizinin de kapısını aralıyor. Bu modelin kalıcı hâle gelmesi, yarın başka ülkelerden yeni unsurların da devreye sokulabileceğini gösteriyor.
Sonuç:
İran’daki protestolar artık yalnızca bir “iç güvenlik meselesi” değil. Rejim, sokak hâkimiyetini koruyabilmek için sınır ötesi milis gücüne başvuruyor. Bu tablo, İran’ın mevcut siyasi mimarisinin ne denli kırılganlaştığını ve krizin hangi boyuta ulaştığını açık biçimde ortaya koyuyor.
Araştırmacı, Gazeteci: Mesut HARAY
HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
