Haber–Analiz | HarayHaber
ABD siyasetinde bir dönem dış politika, insan hakları ve anti-totaliter hareketlere verdiği destekle öne çıkan Cumhuriyetçi eski Kongre üyesi Dana Rohrabacher’in 2012 yılında Güney Azerbaycan meselesiyle ilgili yaptığı girişimler, bugün yeniden dikkat çekiyor. Rohrabacher, İran’daki Azerbaycan Türklerinin kendi kaderini tayin hakkının ABD Kongresi gündemine taşınması gerektiğini savunmuş; bu çerçevede hem dönemin ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’a mektup göndermiş hem de Temsilciler Meclisi’ne Azerbaycan Türklerinin self-determinasyon hakkını tanıyan bir karar tasarısı sunmuştur.
Dana Rohrabacher kimdir?

Dana Rohrabacher, Cumhuriyetçi Parti’den Kaliforniya temsilcisi olarak 3 Ocak 1989’dan 3 Ocak 2019’a kadar ABD Temsilciler Meclisi’nde görev yaptı. ABD Temsilciler Meclisi tarih kayıtlarına göre Rohrabacher, Ronald Reagan’ın 1976 ve 1980 başkanlık kampanyalarında yardımcı basın sekreteri olarak çalıştı; 1981–1988 yılları arasında ise Başkan Reagan’ın konuşma yazarı ve özel asistanı olarak görev yaptı.
Rohrabacher, Kongre’de bulunduğu dönemde Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi ve Bilim, Uzay ve Teknoloji Komitesi’nde görev aldı. Kendi biyografisinde de belirtildiği üzere Dışişleri Komitesi’ne bağlı “Avrupa, Avrasya ve Yükselen Tehditler”, “Denetim ve Soruşturmalar”, “Orta Doğu ve Güney Asya” gibi alt komitelerde başkanlık yaptı. Bu nedenle onun dış politika çıkışları, özellikle Avrasya, Kafkasya, İran ve insan hakları başlıklarında zaman zaman Washington gündeminde yankı buldu.
Hillary Clinton’a Güney Azerbaycan mektubu
2012 yılında Rohrabacher, dönemin ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’a gönderdiği mektupta İran’daki Azerbaycan Türklerinin durumunu gündeme taşıdı. AzerNews’in aktardığına göre ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Victoria Nuland, Rohrabacher’in Clinton’a Güney Azerbaycan’ın bağımsızlık mücadelesi ve Azerbaycan Cumhuriyeti ile birleşme ihtimali konusunda bir mektup gönderdiğini doğruladı. Nuland, Clinton’ın mektuba yanıt verdiğini ancak yanıtın içeriğinin kamuoyuna açıklanmayacağını belirtti. Aynı açıklamada ABD Dışişleri Bakanlığı’nın “toprak bütünlüğü” ilkesine bağlı olduğu da vurgulandı.
Bu nokta önemlidir: Rohrabacher’in çıkışı ABD’nin resmi devlet politikası olarak kabul edilmedi. Washington yönetimi o dönemde İran’ın mevcut sınırlarının korunması yönündeki klasik diplomatik çizgisini sürdürdü. Ancak buna rağmen Rohrabacher’in girişimi, Güney Azerbaycan meselesinin ABD Kongresi düzeyinde açık biçimde tartışıldığı nadir örneklerden biri olarak kayda geçti.
Kongre’ye sunulan karar tasarısı: H.Con.Res.137
Rohrabacher, 12 Eylül 2012’de ABD Temsilciler Meclisi’ne H.Con.Res.137 numaralı karar tasarısını sundu. Tasarının başlığı, “Azerbaycan halkının, halihazırda Azerbaycan ve İran arasında bölünmüş olduğu; isterlerse kendi kaderini tayin ve kendi egemen devletine sahip olma hakkı bulunduğu” şeklinde ifade edildi. Tasarı Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi’ne sevk edildi ancak yasalaşmadı.
Karar tasarısında Azerbaycan Türklerinin tarih boyunca kendine özgü milli, kültürel ve dini kimliğini koruduğu vurgulandı. Tasarıda ayrıca Tahran yönetiminin Azerbaycan Türklerinin yoğun yaşadığı bölgeleri “Doğu Azerbaycan” ve “Batı Azerbaycan” olarak adlandırmasının, Azerbaycan yurdunun bölünmüşlüğü iddiasına zemin sunduğu belirtildi.
Metinde, Azerbaycan yurdunun 1828 Türkmençay Antlaşması ile Rusya ve İran arasında, Azerbaycan Türklerinin rızası alınmadan bölündüğü ifade edildi. Tasarı ayrıca 1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla Azerbaycan Cumhuriyeti’nin bağımsızlık kazanmasını, Azerbaycan Türkleri açısından “kısmi özgürleşme” olarak tanımladı.
Tasarıda en dikkat çekici bölüm ise sonuç kısmıydı. Rohrabacher’in sunduğu metin, Kongre’nin şu görüşü benimsemesini talep ediyordu: Azerbaycan ve İran arasında bölünmüş olan Azerbaycan Türklerinin kendi kaderini tayin hakkı vardır ve bu halk, dış baskı olmaksızın milletler topluluğu içindeki statüsünü seçme fırsatına sahip olmalıdır.
“Referandum” vurgusu ve self-determinasyon ilkesi
Rohrabacher’in açıklamalarında en çok öne çıkan başlıklardan biri referandum talebiydi. PAAIA’nın aktardığı basın açıklamasına göre Rohrabacher, İran’daki Azerbaycan Türklerinin molla diktatörlüğü altında yaşamak istememeleri halinde geleceklerini referandum yoluyla belirleme hakkının desteklenmesi gerektiğini savundu.
Bu yaklaşım, klasik devlet merkezli diplomasi ile halkların kendi kaderini tayin hakkı arasındaki gerilimi yeniden gündeme taşıdı. ABD Dışişleri Bakanlığı aynı dönemde İran’ın toprak bütünlüğünü esas alan resmi çizgiyi korurken, Rohrabacher meseleyi insan hakları, milli kimlik ve self-determinasyon bağlamında ele aldı. Bu nedenle girişim, hem destek gördü hem de İran kökenli bazı çevreler tarafından “İran’ın bölünmesini teşvik ettiği” gerekçesiyle eleştirildi.
Güney Azerbaycan açısından siyasi anlamı
Rohrabacher’in 2012 girişimi, hukuki olarak bağlayıcı bir sonuç doğurmadı; karar tasarısı Kongre’de kabul edilmedi. Ancak siyasi sembolizm bakımından önemli bir eşik oluşturdu. Çünkü ilk kez ABD Kongresi düzeyinde Azerbaycan Türklerinin İran içinde yalnızca “etnik azınlık” değil, tarihsel olarak bölünmüş bir millet olduğu ve kendi geleceği hakkında söz sahibi olması gerektiği resmi bir karar tasarısı diliyle kayda geçirildi.
Bu girişim, Güney Azerbaycan Milli Hareketi açısından üç temel anlam taşımaktadır.
Birincisi, İran’daki Türk kimliği meselesinin yalnızca kültürel haklar meselesi değil, aynı zamanda uluslararası hukuk ve self-determinasyon tartışmasının parçası olarak görülebileceğini göstermiştir.
İkincisi, Tahran’ın “İran’da milletler yoktur, yalnızca İran milleti vardır” söylemine karşı, ABD Kongresi’nde farklı bir siyasi okumanın mümkün olduğunu ortaya koymuştur.
Üçüncüsü, Güney Azerbaycan meselesinin Washington, Brüksel ve uluslararası platformlarda daha sistemli biçimde gündeme taşınması gerektiğini göstermiştir.
Sonuç: Kabul edilmeyen tasarı, unutulmayan siyasi belge
Dana Rohrabacher’in H.Con.Res.137 sayılı girişimi yasalaşmadı. ABD yönetiminin resmi politikası da İran’ın toprak bütünlüğü ilkesinden ayrılmadı. Ancak bu belge, Güney Azerbaycan meselesinin uluslararası siyasi literatürde yer bulması bakımından önemini koruyor.
Bugün İran’daki Türklerin ana dil, kimlik, kültürel haklar, siyasal temsil ve milli varlık mücadelesi devam ederken, Rohrabacher’in 2012 çıkışı yeniden hatırlanmayı hak ediyor. Çünkü bu girişim, Güney Azerbaycan meselesinin yalnızca İran’ın iç meselesi olmadığını; bölgesel denge, insan hakları, milli kimlik ve halkların kendi kaderini tayin hakkı bakımından uluslararası nitelik taşıdığını göstermiştir.
Güney Azerbaycan açısından temel mesele açıktır: Tahran’ın inkâr siyaseti sürdükçe, Türk kimliği ve Azerbaycan meselesi de yalnızca İran sınırları içinde değil, uluslararası vicdan ve hukuk zemininde tartışılmaya devam edecektir.
Kaynak bilgileri:
Bu haber-analizde ABD Temsilciler Meclisi tarih kayıtları, Dana Rohrabacher’in resmi biyografisi, H.Con.Res.137 karar tasarısı metni, LegiScan Kongre kayıtları, AzerNews’in ABD Dışişleri Bakanlığı açıklamasına dayalı haberi ve PAAIA’nın 2012 değerlendirmeleri esas alınmıştır.
HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
