Araştırmacı, Gazeteci: Mesut HARAY
Güney Azerbaycan Koordinasiya Platforması’nın paylaştığı son “haber” ve beraberinde sunulan harita, sahadaki bir tehdidi gündeme taşımakla birlikte, bu tehdidi yanlış bir sonuca bağlayarak ciddi bir stratejik sapmaya neden olmaktadır.
Paylaşımda açıkça şu iddia yer almaktadır: Güney Azerbaycan’ın batısında terör unsurları silahlanmakta, Türklere karşı soykırım hazırlığı yapılmakta ve “asıl hedef Türkiye’dir.”
Öncelikle şunu net söylemek gerekir: Eğer sahada gerçekten bir silahlanma ve etnik temelli tehdit varsa, bu ciddiye alınmalıdır. Ancak bu tehdidin yönünü yanlış okumak, tehdidin kendisinden daha tehlikeli sonuçlar doğurur.

Haritaya ve metne birlikte bakıldığında açık bir çelişki ortaya çıkmaktadır. Haritada işaretlenen alanlar — Urmiye hattı, Batı Azerbaycan ve çevresi, doğrudan Güney Azerbaycan Türklerinin yaşadığı coğrafyadır. Yani fiili hedef Türkiye sınırları değil; bu bölgede yaşayan Türk nüfustur.
Buna rağmen “asıl hedef Türkiye’dir” vurgusunun yapılması, meseleyi gerçek bağlamından koparıp sloganlaştırmaktan başka bir anlam taşımamaktadır.
Bu tür bir yaklaşım üç kritik hataya yol açmaktadır. Birincisi, sahadaki Türk varlığına yönelik doğrudan tehdidi gölgelemektedir. İkincisi, meseleyi yerel ve etnopolitik boyutundan çıkarıp genelleştirilmiş bir güvenlik söylemine indirgemektedir. Üçüncüsü ise kamuoyunu yanlış yönlendirerek gerçek risk alanlarını görünmez hale getirmektedir.
Unutulmamalıdır ki bir bölgede etnik temelli silahlanma varsa, ilk hedef o bölgede yaşayan halktır. Türkiye bu denklemin dışında değildir, ancak doğrudan hedef olarak sunulması analitik değil, duygusal bir çıkarımdır.
Daha da önemlisi, haritada kullanılan dil ve yönlendirme biçimi dikkat çekicidir. “ABD/İsrail destekli unsurlar”, “iç isyanın tetiklenmesi” gibi ifadelerle geniş bir çerçeve çizilirken, sahadaki asıl gerçeklik —yani Güney Azerbaycan Türklerinin maruz kaldığı risk, ikinci plana itilmiştir.
Bu durum, bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde odak kaydırma anlamına gelmektedir. Stratejik analiz, tehditleri büyütmek değil, doğru konumlandırmakla yapılır. Hedef yanlış tanımlanırsa, verilecek tepki de yanlış olur.
Sonuç olarak; bölgede bir hareketlilik ve risk olabilir ve bu durum dikkatle izlenmelidir. Ancak “asıl hedef Türkiye’dir” söylemi doğru değildir. Asıl hedef, o coğrafyada yaşayan Türk varlığıdır.
Türkiye bu denklemin stratejik uzantısıdır; merkezinde ise Güney Azerbaycan vardır. Gerçeği çarpıtarak değil, netleştirerek savunmak gerekir.
HARAYHABER
Dünyaya Güney Azerbaycan Gözüyle Bakıyoruz
HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
