Ortadoğu’nun sisli jeopolitiğinde çoğu zaman savaşlar sadece cephelerde değil, gölgelerde kazanılır ya da kaybedilir. Son günlerde Erbil merkezli ortaya çıkan bilgiler de tam olarak böyle bir tabloyu işaret ediyor. Fransız özel kuvvetlerinin, Kürt unsurlar üzerinden İran topraklarına yönelik bir operasyonu yönlendirmek amacıyla bölgede konuşlandırıldığı iddiası ve bu planın İran tarafından henüz başlamadan çökertildiği yönündeki değerlendirmeler, bölgede yürüyen görünmez mücadelenin yeni bir perdesini aralıyor.
Orta Doğu güvenlik analizleriyle bilinen siyaset ve güvenlik analisti Firas Modad, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Erbil’de bir Fransız subayının öldüğünü doğrulayan açıklamasına atıfla dikkat çekici bir değerlendirme yaptı. Modad’a göre Fransız özel kuvvetleri, Kürt silahlı unsurların İran içine yönelik bir saldırısını koordine etmek üzere bölgede bulunuyordu. Ancak İran tarafı bu hazırlıkları önceden tespit etti ve operasyon daha başlamadan etkisiz hale getirildi. İddiaya göre İran, Kürt gruplar içindeki sızma kaynaklarından elde ettiği istihbarat sayesinde planı ortaya çıkardı ve hedef alınan Fransız unsurlarına yönelik bir saldırıyla girişimi durdurdu. Eğer bu değerlendirme doğruysa, yaşanan olay sadece bir çatışma değil; aynı zamanda ciddi bir istihbarat savaşı anlamına geliyor.
Bu gelişme aynı zamanda Ortadoğu’daki vekâlet savaşlarının ne kadar karmaşık bir ağ içinde yürütüldüğünü de gösteriyor. Bölgesel güçler, çoğu zaman doğrudan çatışmaya girmek yerine yerel aktörler üzerinden operasyonlar yürütmeyi tercih ediyor. Erbil hattı da uzun süredir bu tür faaliyetlerin merkezlerinden biri olarak görülüyor. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin bulunduğu coğrafya, hem İran sınırına yakınlığı hem de Batılı ülkelerin bölgede kurduğu askeri ve istihbari ağlar nedeniyle stratejik bir üs konumunda.
Fransa açısından bakıldığında ise olay, Paris’in Orta Doğu politikası açısından ciddi bir sorgulamayı beraberinde getirebilir. Çünkü Fransa son yıllarda Doğu Akdeniz’den Kafkasya’ya kadar geniş bir hatta aktif bir politika izlemeye çalışıyor. Paris yönetimi özellikle Yunanistan ve Ermenistan ile geliştirdiği yakın askeri ve siyasi ilişkiler nedeniyle Ankara ve Türk dünyasında da eleştirilerin hedefi olmuştu. Bu nedenle Erbil’de yaşandığı iddia edilen bu başarısız operasyon, Fransa’nın bölgedeki nüfuz mücadelesinin riskli boyutlarını da gözler önüne seriyor.
İran cephesinden bakıldığında ise olay, Tahran’ın bölgedeki güvenlik ve istihbarat kapasitesini göstermek için kullanılabilecek bir örnek niteliğinde. İran uzun süredir sınır bölgelerinde faaliyet gösteren silahlı Kürt gruplarını ciddi bir tehdit olarak görüyor ve bu yapılara dış destek verildiğini savunuyor. Eğer Erbil’deki iddialar doğruysa, İran’ın operasyonu başlamadan engellemesi hem askeri hem de istihbari anlamda güçlü bir mesaj olarak değerlendirilebilir.
Ortadoğu’nun sert gerçekliği çoğu zaman resmi açıklamalardan çok sahadaki gölgelerde saklıdır. Erbil’de yaşandığı öne sürülen bu olay da bize bir kez daha şunu hatırlatıyor: bölgedeki güç mücadelesi yalnızca tanklar ve füzelerle değil, istihbarat ağları, yerel aktörler ve gizli operasyonlarla yürütülüyor. Ve bazen tek bir başarısız operasyon, küresel güçlerin bütün hesaplarını altüst edebiliyor. Bu nedenle Erbil’de yaşananların gerçek boyutu belki uzun süre tam olarak ortaya çıkmayacak; fakat görünen o ki, Ortadoğu’daki büyük satranç tahtasında yeni bir hamle yapılmış durumda.
HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
