ABD–İran gerilimi sıcak çatışmaya dönüşürse mesele yalnız Washington ile Tahran arasında kalmaz. İlk kırılma hattı Türkiye sınırıdır. Bu yüzden Ankara’nın refleksi tartışma değil, hazırlık olmak zorundadır. Türkiye artık krizleri sınır kapısında karşılayan bir ülke değildir; güvenliği sahada kuran bir devlettir.
İran’ın kuzeybatısında oluşabilecek bir otorite boşluğu, doğrudan Türkiye’nin milli güvenlik meselesidir. Milyonluk göç dalgası ihtimali, sınır hattında kontrolsüz silahlı yapılanmalar ve bölgesel güç boşluğu senaryosu, pasif bir izleme politikasını imkânsız kılar. Türkiye böyle bir tabloda sınırın ötesinde düzen kurar; sınırın bu tarafında bedel ödemez.
Burada kritik alan Güney Azerbaycan’dır. Bu coğrafya, demografik ve kültürel yapısı itibarıyla Suriye ve Irak sahasından farklıdır. Bölgenin asli unsuru Türk nüfustur. Bu gerçek, güvenlik mimarisini şekillendiren temel faktördür. Güney Azerbaycan hattında kurulacak bir emniyet kuşağı, yabancı bir askeri tasarım değil; yerel sosyolojik zeminle uyumlu bir istikrar hattı olur.
Göç meselesi Türkiye’nin kırmızı çizgisidir. Yeni bir milyonluk akın Türkiye topraklarına yönelmez; kriz sınır ötesinde yönetilir. Güvenli alan sınırın dışında tesis edilir. Sivil nüfus korunur, kontrolsüz geçiş engellenir, insani kriz güvenlik krizi haline dönüşmez.
İkinci başlık terör ve yarı-devletçi yapı riskidir. Otorite boşlukları ideolojik milis yapıları doğurur. Türkiye böyle bir oluşuma sınır hattında alan bırakmaz. Tehdit doğmadan bastırılır. Sınır hattında fiili durum oluşmasına izin verilmez. Güvenlik, oluşan tabloya reaksiyon göstermek değil; tabloyu baştan şekillendirmektir.
Üçüncü stratejik eksen Nahçıvan bağlantısıdır. Nahçıvan hattı, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki jeopolitik kilittir. Bu hat üzerindeki istikrarsızlık yalnız Türkiye’yi değil, Bakü’yü de doğrudan etkiler. Güney Azerbaycan’da oluşacak bir güç boşluğu Türk dünyasının kara bağlantısını tehdit eder. Bu nedenle mesele iki devletli değil, daha geniş bir jeopolitik havzanın güvenlik meselesidir.
Milli perspektif açık: Güney Azerbaycan coğrafyasında yaşayan Türk nüfus bölgenin asli unsurudur. Bu toplumsal zemin, kurulacak düzenin dayanağıdır. Ancak strateji romantik söylemle değil, kurumsal planlama ve askeri-siyasi koordinasyonla yürür. Güvenlik kuşağı, işgal mantığıyla değil; düzen kurma kapasitesiyle anlam kazanır.
Türkiye için temel denklem nettir:
Sınırın ötesinde istikrar kurulur, sınırın içinde huzur korunur.
Göç dışarıda tutulur, terör kaynağında engellenir.
Türk coğrafyasında güç boşluğu bırakılmaz.
Bu yaklaşım yalnız milli çıkar üretmez; bölgesel denge üretir. Çünkü kalıcı istikrar, yerel halkla uyumlu güvenlik düzeniyle sağlanır. Güney Azerbaycan’ı Suriye ve Irak sahasıyla karıştırmak stratejik hatadır. Sosyoloji farklıysa, güvenlik modeli de farklı olur.
Sonuç olarak Türkiye, ABD–İran gerilimi tırmanırsa bekleyen değil, şekillendiren aktör olur. Güney Azerbaycan hattı yeni güvenlik eşiğidir. Bu eşikte pasiflik maliyettir; inisiyatif güçtür.
Bölgede oyun kurulacaksa, o oyun masa başında değil sahada yazılır. Türk coğrafyasında denge, başkalarının tasarımıyla değil, Türk aklı ve Türk iradesiyle kurulur.
Araştırmacı, Yazar: Mesut HARAY
HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
