İran’ın geleceğine ilişkin tartışmalar, uzun yıllar boyunca rejimin ideolojik karakteri ve nükleer dosya etrafında şekillendi. Ancak son dönemde Washington merkezli stratejik çevrelerde yapılan analizler, meselenin çok daha derin ve yapısal bir boyutuna işaret ediyor: İran’ın etnik bileşimi ve bu bileşimin yaratacağı jeopolitik sonuçlar.
Hudson Enstitüsü kıdemli araştırmacısı Michael Doran’ın Washington Post’ta yayımlanan makalesi, bu gerçeği açık biçimde ortaya koyuyor. Ancak Doran’ın çizdiği tablo, Güney Azerbaycan açısından okunduğunda, yalnızca bir “risk analizi” değil; aynı zamanda bölgesel aktörlerin pozisyon almaya başladığı yeni bir dönemin habercisi niteliğini taşıyor.
Güney Azerbaycan: İran’ın İç Meselesi Değil, Bölgesel Denklem
Doran’ın analizinde altı çizilen temel hususlardan biri şudur:
İran’daki Azerbaycan Türkleri, sayısal büyüklükleri, coğrafi konumları ve sınır aşan etnik bağları nedeniyle klasik bir azınlık değil, stratejik bir aktördür.
Bugün Güney Azerbaycan meselesi:
- İran’ın “iç bütünlüğü” meselesi olmaktan çıkmış,
- Türkiye–Azerbaycan–İran üçgeninde bölgesel güvenlik başlığına dönüşmüştür.
Bu dönüşüm, özellikle Kuzey Azerbaycan’ın son 15 yılda geçirdiği askerî, siyasi ve diplomatik sıçrama ile doğrudan bağlantılıdır. Karabağ Savaşı sonrası ortaya çıkan tablo, Güney Azerbaycan’ın kaderinin artık Bakü’nün gücünden bağımsız olmadığını göstermiştir.
Azerbaycan Cumhuriyeti: Sessiz Ama Hesaplı Bir Aktör
Bakü yönetimi, resmî söylemde İran’ın toprak bütünlüğüne vurgu yapmayı sürdürse de, stratejik belgelerde Güney Azerbaycan faktörünü dışlamamaktadır.
Olası senaryolarda Azerbaycan’ın yaklaşımı şu eksenlerde şekillenmektedir:
- İnsani güvenlik: Güney Azerbaycan’da kitlesel baskı veya çatışma durumunda “seyirci kalmama” eşiği
- Türkiye ile eşgüdüm: Tek başına değil, Ankara ile ortak hareket
- Askerî caydırıcılık: Müdahaleden çok, müdahale ihtimalini masada tutma
Doran’ın işaret ettiği gibi, İran’da sert bir iç kırılma, Azerbaycan’ı “istemese bile” sürecin içine çekebilir. Bu, Bakü’nün tercihi değil; jeopolitik zorunluluğu olur.
Türkiye: Güney Azerbaycan Kırmızı Çizgiye Dönüşür mü?
Ankara açısından Güney Azerbaycan meselesi artık yalnızca tarihî ve kültürel bir duyarlılık değildir. Üç temel faktör Türkiye’yi doğrudan ilgilendirir:
- Türk dünyası entegrasyonu
- Kafkasya–Orta Asya güvenlik hattı
- İran’da Fars milliyetçiliği temelli yeni bir rejim ihtimali
Doran’ın dikkat çektiği “Hamaney gider, sistem kalır; bu kez Fars milliyetçisi bir diktatörlük kurulur” senaryosu, Türkiye açısından en riskli seçeneklerden biridir. Çünkü bu model, Güney Azerbaycan’da:
- Daha sert asimilasyon,
- Daha yoğun güvenlikçi politikalar,
- Daha fazla göç ve istikrarsızlık
anlamına gelir.
Bu nedenle Ankara’nın önceliği, Güney Azerbaycan Türklerinin iradesinin yok sayıldığı bir İran restorasyonuna karşı durmak olacaktır.
İsrail ve ABD: Etnik Fay Hatları Bir Araç mı, Risk mi?
ABD ve İsrail açısından Güney Azerbaycan meselesi, çift yönlü bir dosyadır:
- Bir yandan İran’ı dengeleme aracı,
- Diğer yandan kontrolsüz parçalanma riski.
Michael Doran’ın uyarısı bu noktada nettir:
Washington, İran sonrası için tek lider, tek merkez, tek kimlik varsayımına dayalı politikalar üretmemelidir.
Özellikle Reza Pahlavi’nin “İran’ın doğal lideri” olarak pazarlanması, Güney Azerbaycan’da ve diğer etnik bölgelerde rejim değişimi değil, rejim devamı algısı yaratmaktadır.
Bu durum, ABD’nin iddia ettiği “demokratik geçiş” söylemiyle de çelişmektedir.
Güney Azerbaycan’ın Korktuğu Senaryo: Rejim Değişir, Baskı Derinleşir
Doran’ın Güney Azerbaycanlılarla yaptığı görüşmelerde öne çıkan endişe dikkat çekicidir:
Hamaney gider, ama SEPAH kalır.
Bu senaryoda:
- İslamcı ideoloji terk edilir,
- Yerine Fars merkezli seküler otoriterlik konur,
- Güney Azerbaycan ve diğer milli topluluklar “ulusal güvenlik tehdidi” ilan edilir.
Bu, Güney Azerbaycan açısından en kötü ihtimaldir. Çünkü bu model, hem uluslararası meşruiyet üretmeye daha yatkındır hem de iç baskıyı artırma kapasitesine sahiptir.
Sonuç: Güney Azerbaycan Denklemi Görmezden Gelinemez
Michael Doran’ın analizi, bir gerçeği teyit etmektedir:
İran’ın geleceği, Güney Azerbaycan hesaba katılmadan şekillendirilemez.
Bölgesel aktörler açısından temel soru artık şudur:
İran’daki dönüşüm, halkların iradesine dayalı çok kimlikli bir yeniden yapılanma mı, yoksa Fars merkezli yeni bir restorasyon mu olacak?
Bu sorunun cevabı yalnızca Tahran’da değil; Bakü, Ankara, Washington ve Tel Aviv’de verilecektir.
Ve Güney Azerbaycan, bu denklemin nesnesi değil, belirleyici unsurlarından biri olmaya adaydır.
HARAYHABER | ANALİZ
Kaynak: Michael Doran, “A Nightmare Scenario for Iran”,
The Washington Post — https://www.washingtonpost.com/opinions/2025/01/18/iran-scenario-nightmare-doran/
HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
