HARAYHABER | Haber – Analiz
İran rejiminin Güney Azerbaycan’daki Türk nüfusa yönelik baskı politikaları yeni ve son derece tehlikeli bir aşamaya girmiş durumda. Tebriz’den gelen yerel tanıklıklar, protestocuları gözaltına alan bazı unsurların Arapça konuştuğunu ortaya koyarken, bu durum rejimin yabancı ve mezhepçi milisleri Türk şehirlerinde bilinçli olarak devreye soktuğu yönündeki endişeleri yeniden gündeme taşıdı.
Vatandaşların ifadelerine göre sokaklarda görev yapan bu unsurlar ne yerel halkı tanıyor ne de bölgenin diline ve kültürüne hâkim. Sert, ölçüsüz ve doğrudan şiddete dayalı müdahale biçimleri, bu kişilerin Güney Azerbaycanlı olmayan, rejime sadakati halktan değil, ideolojik ve paramiliter yapılardan gelen güçler olabileceği şüphesini güçlendiriyor. Kamuoyunda en çok dile getirilen ihtimal ise, Irak merkezli Haşdi Şabi benzeri Şii milis ağları.
Bu tablo, Güney Azerbaycanlılar için ne yazık ki yeni değil.
Urmiye’de Aynı Yöntem Daha Önce Denendi
Hatırlanacağı üzere, Urmu Gölü protestoları sırasında da benzer iddialar gündeme gelmiş; güvenlik müdahalelerinde Farsça ve Azerbaycan Türkçesi dışında diller konuşan silahlı unsurların sahaya sürüldüğü yerel kaynaklarca defalarca dile getirilmişti. O dönemde çevre talebiyle sokağa çıkan Türk halkı, orantısız şiddet, keyfî gözaltılar ve ağır baskılarla susturulmaya çalışılmıştı.
Bugün Tebriz’de yaşananlar, o dönemin bir devamı ve daha sert bir versiyonu olarak okunuyor.
Hedef Net: Güney Azerbaycan Türklerini Yıldırmak
Uzmanlara göre İran rejimi, Güney Azerbaycan’da artan toplumsal ve kimlik temelli itirazları artık “iç güvenlik” meselesi olarak değil, rejim için stratejik bir tehdit olarak görüyor. Bu nedenle yerel bağları olmayan, halka karşı hiçbir sosyal sorumluluk hissetmeyen yabancı milis unsurlar, bilinçli şekilde Türk şehirlerine sürülüyor.
Bu stratejinin amacı açık:
- Güney Azerbaycan Türklerini korkutmak,
- Toplumsal direnci parçalamak,
- Yerel güvenlik güçlerinin çekindiği ölçüsüz şiddeti taşeron yapılar üzerinden uygulamak.
Bu Artık Açık Bir Güvenlik ve İnsanlık Sorunudur
İran rejiminin kendi vatandaşlarına karşı yabancı, mezhepçi ve silahlı unsurları kullanması; yalnızca insan hakları ihlali değil, aynı zamanda egemenlik, hukuk ve toplumsal barış açısından ağır bir suçtur.
Güney Azerbaycan’da yaşananlar, artık münferit olaylar değil; Türk kimliğini hedef alan sistematik bir bastırma ve sindirme politikasının parçasıdır.
HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
