İRAN TÜRKLERİ” SÖYLEMİ VE TÜRK DÜNYASINA KARŞI SESSİZ TASFİYE OPERASYONU
Türk dünyasına karşı yürütülen en tehlikeli saldırılar artık tanklarla, toplarla ya da açık işgallerle yapılmıyor. Asıl saldırı zihinlere, kavramlara ve dile yöneliktir. Bu saldırının en sinsi araçlarından biri ise masum bir tanımlama gibi sunulan, fakat derin bir siyasi program içeren şu ifadedir: “İran Türkleri.”
Bu ifade bir tanım değil, bir tasfiye planıdır.
Bir kimlik tespiti değil, bir kimlik silme aracıdır.
“İran Türkleri” söylemi; Türk kimliğini İran adlı modern ulus-devletin alt başlığına indirgeyen, Türkleri tarihsel özne olmaktan çıkarıp İran devlet kimliğine eklemleyen bilinçli bir dil mühendisliğidir. Bu söylemle Türk, kendi adıyla değil; başkasının egemenlik projesiyle tanımlanır hâle getirilir.
Bu kabul edilemez.
Türkler İran’dan Doğmadı, İran Türk Tarihi Üzerinden Şekillendi
Bugün İran sınırları içerisinde yaşayan Türk topluluklarını tek bir çatı altında “İran Türkleri” diye adlandırmak, yalnızca yanlış değil; tarihsel gerçekliğin açık inkârıdır. Bu topraklarda yaşayan Türkler, İran’dan türememiştir. Aksine, İran adı verilen siyasi ve kültürel yapı, yüzyıllar boyunca Türk hanedanlarının, Türk ordularının ve Türk devlet aklının ürünü olarak şekillenmiştir.
Selçuklulardan Safevilere, Afşarlardan Kaçarlara kadar İran coğrafyası Türk devlet geleneğiyle yönetilmiştir. Bugün modern İran ulus-devleti, işte bu gerçeği örtmek için Türkleri “İran Türkleri” gibi tali ve türev bir konuma sıkıştırmaya çalışmaktadır.
Bu, tarihsel bir rövanşizm değil; bilinçli bir asimilasyon siyasetidir.
Adı Olan, Ünvanı Olan Türkler: Kimliğin İnkarına Karşı Açık Beyan
İran coğrafyasında yaşayan Türkler tek tip değildir, hiçbir zaman da olmamıştır.
Güney Azerbaycan Türkleri, Kaşkay Türkleri, Horasan Türkleri, Türkmen Sahra Türkleri, Halaç Türkleri ve diğer Türk toplulukları; her biri ayrı tarih, ayrı hafıza ve ayrı kimlik bilinci taşır.
Bu isimlerin her biri birer folklor etiketi değil; siyasi ve tarihsel varoluş belgesidir.
“İran Türkleri” demek;
– Güney Azerbaycan Türkünü Güney Azerbaycanlı olmaktan,
– Kaşkay’ı Kaşkay olmaktan,
– Türkmen’i Türkmen olmaktan çıkarmaktır.
Bu, tam olarak modern İran devletinin yapmak istediği şeydir: Türkleri adsızlaştırmak, tarihsizleştirmek ve nihayetinde görünmez kılmak.
“Azeri” İfadesi: Bilinmeden Taşınan Bölme ve Parçalama Mirası
Bu zihinsel işgal yalnızca İran kaynaklı değildir. Ne yazık ki Türkiye’de ve Türk dünyasının farklı bölgelerinde de bilinçsizce yeniden üretilmektedir. Bunun en açık örneklerinden biri “Azeri” ifadesidir.
Güney Azerbaycan Türklerine “Azeri” denilmesi çoğu zaman kötü niyetle yapılmaz; ancak sonuç itibarıyla ağır bir kimlik tahribatı üretir. Bu ifade, Stalin döneminde Türkleri ortak üst kimlikten koparmak için tasarlanmış siyasi bir etiketlemedir.
Amaç açıktı:
Türk adını silmek, yerine parçalanmış kimlikler koymak.
Birine Azeri,
birine Özbek,
birine Türkmen,
birine Kırgız,
birine Kazak diyerek; Türklük ortak paydasını zayıflatmak.
Trajik olan şudur: Bu zihniyet bugün hâlâ, farkında olunmadan Türkler tarafından işletilmektedir.
Güney Azerbaycan’da atılan “HARAY HARAY, MƏN TÜRK’ƏM” sloganları, Türkiye’de “biz Türk’üz” diye ısrarla vurgulama ihtiyacı; işte bu parçalama siyasetinin doğurduğu savunma refleksleridir.
Dil Tartışması Değil, Jeopolitik Hat Meselesi
“Azeri dili/Azerbaycan dili”, “Kazak dili”, “Özbek dili” gibi ifadeler yalnızca akademik hatalar değildir. Bunlar medeniyet coğrafyasını parçalayan jeopolitik tercihlerdir.
Doğru ve meşru adlandırma şudur:
– Azerbaycan Türkçesi
– Kazak Türkçesi
– Özbek Türkçesi
– Kırgız Türkçesi
– Türkiye/İstanbul Türkçesi
Bir dili Türkçeden kopardığınız anda, o dili konuşan toplumu da Türk dünyasından koparmış olursunuz. Bu nedenle dil meselesi, doğrudan siyasi ve stratejik bir meseledir.
“İran Medeniyeti” Söylemi: Tarihi Ters Yüz Etme Girişimi
“Iran medeniyeti”, “İran Türkleri”, “Türklerin İran’ı” gibi ifadeler; Türk tarihini tali, İran merkezli bir anlatıya mahkûm eden oryantalist ve devletçi kurgulardır.
Bugünkü İran devleti, Türklerin bu coğrafyadaki kurucu rolünü silmek için tarih yazımını, akademiyi ve dili sistematik biçimde kullanmaktadır. “İran Türkleri” söylemi, bu politikanın en yumuşak ama en etkili silahıdır.
Türkiye Aydınlarına Açık ve Sert Çağrı
Burada artık açık konuşmak zorundayız.
Bu kavramsal tahribatın önemli bir kısmı, Türkiye’deki akademik ve entelektüel çevreler tarafından da sorgulanmadan taşınmıştır.
Batı’nın, Rusya’nın ve Avrupa merkezli oryantalist bakışın ürettiği kavramlar; eleştirilmeden, süzülmeden, milli perspektifle yeniden inşa edilmeden kullanılmıştır.
Bu durum kasıtlı bir ihanet olmak zorunda değildir; fakat etkisi itibarıyla Türk bilincini zayıflatan bir işlev görmektedir.
SON SÖZ: KAVRAMLARI GERİ ALMADAN DEVLET VE KİMLİK KURULMAZ
Bu metin bir dil tartışması değildir.
Bu metin bir zihinsel seferberlik çağrısıdır.
Kavramları geri almak;
kimliği geri almak,
tarihi geri almak,
geleceği geri almak demektir.
Güney Azerbaycan Türkleri, Kaşkay Türkleri, Horasan Türkleri, Türkmen Sahra Türkleri, Halaç Türkleri ve Türk dünyasının tamamı; adıyla, diliyle, ünvanıyla vardır.
Hiçbiri türev değildir.
Hiçbiri tali değildir.
Hiçbiri başkasının kimliğiyle tanımlanamaz.
Doğru adlandırma bir tercih değil; milli, stratejik ve tarihsel bir zorunluluktur.
Ve bu zorunluluk, bugün artık ertelenemez bir noktadadır.
Araştırmacı, Yazar: Mesut HARAY
HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
