Jerusalem Post, İran’da rejim sonrası dönemde Fars merkezli yeni bir modelin dayatılmasının ülkeyi istikrara değil krize sürükleyeceği uyarısında bulunuyor. Ancak analizde, İran’ın en kalabalık gayri-Fars topluluğu olan Güney Azerbaycan Türklerinin yeterince görünür kılınmaması dikkat çekiyor.
Jerusalem Post’ta yayımlanan değerlendirmede, İran’da özellikle Doğu Kürdistan, İlam, Kirmanşah ve Luristan’da yükselen protestoların rejimin çözülme sürecine girdiğini gösterdiği ifade ediliyor. Bu gelişmeler karşısında Batı’da, Irak ve Afganistan örneklerinde olduğu gibi bir güç boşluğu yaşanabileceği endişesinin öne çıktığı belirtiliyor.
Gazeteye göre bu korku, bazı çevreleri İran’da “istikrar” adına yeniden merkezî ve Fars kimliği eksenli bir devlet modeli önermeye itiyor. Jerusalem Post, bunun geçmişte defalarca başarısız olmuş bir yaklaşım olduğuna dikkat çekerek, yeni bir isim altında eski baskıcı yapının devam ettirilmesinin yeni çatışmaları kaçınılmaz kılacağını savunuyor.

Analizde, Rıza Pehlevi’nin İran’ın geleceği için bir çözüm olarak sunulması da sert biçimde eleştiriliyor. Gazeteye göre, 2022–2023 protestoları sırasında Pehlevi’nin özellikle Kürtler, Beluçlar ve diğer gayri-Fars topluluklar nezdinde karşılık bulamaması, onun birleştirici bir lider olmadığını ortaya koydu. Bu nedenle Pehlevi merkezli bir senaryonun, rejim sonrası dönemde de dışlayıcı bir siyasal mimari üretme riski taşıdığı vurgulanıyor.
Jerusalem Post’un temel tezi açık: İran tek bir etnik kimliğe dayanan bir ulus-devlet değil; çok sayıda halkın ve kimliğin bir arada yaşadığı çok uluslu bir yapı. Batı’nın İran’ı hâlâ yalnızca Fars çoğunluk üzerinden okuması, ülkenin sosyolojik gerçekliğiyle bağdaşmıyor.

Eleştirel Not: Güney Azerbaycan Türkleri Kör Noktası
Ancak bu çerçevede önemli bir eksiklik de göze çarpıyor. Analizde Kürtler, Beluçlar ve Ahvaz Arapları gibi topluluklar vurgulanırken, İran’daki en büyük gayri-Fars nüfusunu oluşturan Güney Azerbaycan Türkleri neredeyse görünmez kalıyor. Oysa milyonlarca insanı kapsayan bu topluluk, İran’ın siyasi geleceğinde belirleyici bir ağırlığa sahip.
Güney Azerbaycan Türklerinin ana dil, siyasal temsil ve yerel yönetim talepleri hesaba katılmadan çizilecek herhangi bir “post-rejim” senaryosu, kapsayıcı olmaktan uzak kalacaktır. Çok ulusluluk vurgusu yapılırken nüfus açısından en büyük kesimin gölgede bırakılması, Batı analizlerinin kronik bir sorunu olarak öne çıkıyor.
Sonuç:
Jerusalem Post’un uyarısı, İran’da rejim sonrası döneme dair kritik bir gerçeği ortaya koyuyor: Sorun bir lider değişimi değil, devlet mimarisidir. Ancak bu mimari yeniden tasarlanırken, başta Güney Azerbaycan Türkleri olmak üzere tüm halkların ağırlığı ve talepleri gerçekçi biçimde hesaba katılmadıkça, “istikrar” söylemi yine eksik ve sorunlu kalacaktır.
İran’ın geleceği, yalnızca Fars merkezli modellerin reddedilmesiyle değil; nüfus, temsil ve güç dengeleri doğru okunan gerçek bir çoğulculukla inşa edilebilir.
HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
