Ölü Sayısı Artıyor, Rejim Yargıyı ve Medyayı Silaha Dönüştürüyor
İran genelinde devam eden kitlesel protestolar 13. gününde, ülke çapında uygulanan geniş internet kesintileri ve artan güvenlik baskısı altında sürdü. İnsan hakları örgütü Herana’nın verilerine göre, son 13 günde en az 65 kişi hayatını kaybetti, 2.311 kişinin gözaltına alındığı doğrulandı. Protestoların 31 eyaletin tamamında, 180 şehirde ve 512 farklı noktada gerçekleştiği bildirildi.
İletişim kanallarının büyük ölçüde kapatılmasına rağmen, sahadan gelen sınırlı bilgilere göre gece protestoları devam ederken, güvenlik güçlerinin müdahaleleri sertleşti, yargısal tehditler açık biçimde artırıldı.
Bu gelişmeler üzerine Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ), İran yönetimine “derhal ve eksiksiz şekilde” internet erişimini yeniden sağlaması çağrısında bulundu. CPJ, internetin kesilmesinin muhalifleri susturmak ve sahadan bilgi akışını engellemek amacıyla kullanılan sistematik bir araç olduğunu vurgulayarak, bunun ifade özgürlüğü ve halkın bilgi alma hakkının açık ihlali olduğunu belirtti. Komite ayrıca uluslararası topluma, İran’ı insan hakları yükümlülüklerine uymaya zorlamak için etkili baskı çağrısı yaptı.
Ülke genelinde yargı ve güvenlik kurumları eş zamanlı olarak harekete geçirildi. Kirmanshah Savcılığı, protestocuların tespiti ve gözaltına alınması için özel talimatlar verildiğini, son günlerde çok sayıda yurttaşın gözaltına alındığını açıkladı.
Hamedan’da güvenlik güçlerine yakın resmî medya organları, protestolara katıldıkları iddiasıyla bazı yurttaşların gözaltına alındığını duyurdu. Aynı yayınlarda, aralarında bir kadının da bulunduğu beş kişinin “itiraf” görüntüleri yayımlandı. Videoların hangi koşullarda çekildiği ise bilinmiyor.
Benzer bir uygulama Abadan’da da yaşandı. İl Emniyet Müdürü, 20’den fazla protestocunun gözaltına alındığını açıklarken, devlet ajansı Fars, bu kişilere ait olduğu öne sürülen zorla alınmış itiraf videolarını yayımladı.
Öte yandan İran Başsavcısı Muhammedi Mövahedi Azad, gözaltına alınanlarla ilgili dosyaların “ivedilikle ve sıra dışı” şekilde ele alınması talimatı verdi. Protestocuları “dış güçlerle bağlantılı” olmakla suçlayan Möhedi Azad, hiçbir hafifletici unsur uygulanmadan en ağır cezaların verilmesi gerektiğini savundu. Açıklamasında yalnızca eylemcilerin değil, “iç ve dış tüm unsurların, sosyal medya ağlarının ve yönlendirici yapıların” da takibe alınmasını istedi.
Kısa Analiz | HarayHaber
İran’da 13 gündür süren protestolar, artık güvenlik–yargı–medya üçgeniyle yönetilen açık bir bastırma sürecine girmiş durumda. İnternet kesintileri, zorla alınmış itiraflar ve hızlandırılmış yargı talimatları, rejimin krizi yönetmekten çok kontrol altına almaya çalıştığını gösteriyor.
Özellikle Güney Azerbaycan başta olmak üzere çevre bölgelerde protestoların tüm baskılara rağmen sürmesi, meselenin geçici bir toplumsal öfke değil, derin bir siyasi ve kimlik temelli kırılma olduğunu ortaya koyuyor. Rejimin her itirazı “dış güç” söylemiyle kriminalize etmesi ise, toplumsal meşruiyetini daha da aşındıran bir etki yaratıyor.
Bu tablo, İran’da istikrarın artık baskı yoluyla değil, kaçınılmaz bir siyasi dönüşüm ihtiyacı üzerinden tartışılması gerektiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Araştırmacı, Gazeteci: Mesut HARAY
HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
