Meryem (Fatma) Yarmohammadi’nin öldürülmesine ilişkin haberler, “namus” adı verilen şiddetin bir kadının hayatını nasıl hedef aldığını yeniden gösteriyor. Cenaze görüntüsüne yansıyan yas, aile içindeki şiddet iddiaları ve adalet arayışını zorlaştıran hukukî boşluklar, bu ölümün ardındaki daha büyük soruları da gündeme taşıyor.
HARAYHABER | Haber Analiz
İranWire’a ulaştığı bildirilen taziye ilanında, Meryem Yarmohammadi’nin eşi ve kardeşlerinin de diğer erkek aile fertleriyle birlikte yas sahipleri arasında yer aldığı aktarılıyor. Defin sırasında okunan yerel ağıtta ise şu sözlerin duyulduğu bildiriliyor: “Kızımızı öldürdük, şimdi de onun için yas tutuyoruz.” Bu sözler, bir yandan yas tutarken diğer yandan cinayetin yakın çevresindeki erkeklerin adlarının taziye ilanında bulunmasıyla ağır bir çelişki yaratıyor. Bu görüntü tek başına kimsenin suça katıldığını kanıtlamaz; ancak yayımlanan saldırı iddialarıyla birlikte düşünüldüğünde, aile içindeki güç ilişkileri ve adaletin nasıl sağlanacağı konusunda ciddi sorular doğuruyor.
Yayımlanan haberlere göre, 28 yaşındaki ve iki çocuk annesi Meryem Yarmohammadi, 13 Mehr 1405’te (5 Ekim 2026) İran’ın Hürmüzgan eyaletindeki Keşm’de bıçaklı saldırıya uğradı. Kadın hakları aktivisti Fatima Babakhani ve Mehr Şems Âfrid güvenli evi tarafından aktarılan bilgilere dayandırılan haberlerde, eşinin saldırıdan önce çocukları evden çıkardığı ve saldırının kardeşiyle iş birliği içinde gerçekleştiği öne sürüldü. Meryem’in ağır yaralı hâlde hastaneye götürüldüğü, ancak yaşamını yitirdiği bildirildi. Göğüs, genital bölge ve boynunun hedef alındığı yönündeki bilgiler, “namus” saiki ihtimalini gündeme getirdi; bu ihtimal, soruşturma bulgularıyla doğrulanmadıkça kesinleşmiş neden gibi sunulmamalı.
Haberlerde, bazı yakınlarının hastane önünde toplanarak eş ve kardeşin gözaltına alınmasına tepki gösterdiği; şikâyetten vazgeçip “rıza” göstereceklerini açıkladığı da yer aldı. Bu beyanın soruşturma ve yargı sürecini nasıl etkileyeceği, yayımlanan bilgilerden anlaşılamıyor. Ancak bir kadının öldürülmesinden sonra ailenin şikâyetten vazgeçme baskısı ya da çağrısıyla karşılaşılması, cinayetin yalnızca saldırı anından ibaret olmadığını gösteriyor: Adalet arayışı, olaydan sonra da aile içi güç ilişkileriyle kuşatılabiliyor.
Kayıtlar eksik, tablo ağır
İran’da kadın cinayetleri için herkesin erişebileceği, güvenilir ve düzenli bir resmî veri tabanı bulunmuyor. Vakaların bir bölümü haber kaynaklarına hiç yansımıyor; bazıları intihar, kaza ya da “aile içi anlaşmazlık” olarak kayda geçebiliyor. Bu nedenle farklı kuruluşların sayıları aynı kapsamı ve yöntemi kullanmıyor, doğrudan karşılaştırılamıyor.
Center for Human Rights in Iran’ın aktardığı Stop Femicide in Iran verilerine göre 2023’te 149 kadın cinayeti kayda geçti; 2024’ün ilk altı ayında bilinen vaka sayısı 93’e ulaştı. İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı HRANA, 2024 yılı için en az 114 kadın cinayeti bildirdi. BM İran Özel Raportörü ise 2024’te en az 179 kadın cinayetinin belgelendiğini açıkladı. Bu rakamlar eksiksiz bir ulusal sayım değil; farklı izleme çalışmalarının kaydettiği vakalardır. Yine de aralarındaki fark, gerçeğin ne kadarının görünür olup olmadığını da düşündürüyor.
İngiltere İçişleri Bakanlığı’nın Haziran 2025 tarihli İran ülke değerlendirmesi de “namus” cinayetlerine ilişkin güvenilir ve kesin istatistik bulunmadığını; eksik bildirim, yanlış sınıflandırma ve olayların intihar ya da kaza gibi gösterilmesinin sayıları düşürdüğünü belirtiyor. Aynı değerlendirmeye göre İran Ceza Kanunu “namus” cinayetlerini ayrı bir suç olarak tanımlamıyor ve bu tür vakalarda ceza indirimi sağlayabilen hükümler bulunuyor. Raporda, bu cinayetlerin çoğu için 3 ila 10 yıl arasında hapis cezası öngörülebildiği aktarılıyor. Hukuktaki belirli istisnalar —örneğin baba veya baba tarafından büyükbabayla ilgili hükümler— bu dosyada iddia edilen eş ve kardeşe otomatik olarak uygulanabilir anlamına gelmiyor; ancak ceza hukukunun bütününde kadınların korunması ve faillerin hesap vermesi konusunda ciddi boşluklar bulunuyor.
Devletin kadın bedeni üzerindeki denetimi ve ev içindeki şiddet
Bu cinayeti yalnızca “gelenek”, belirli bir bölge ya da bütün bir inanç topluluğuyla açıklamak yanlış olur. İran’daki siyasi İslamcılığın devlet düzenine dönüşmüş biçimini eleştirmek ise başka bir şeydir: Devletin kadınların giyimi ve kamusal yaşamdaki varlığı üzerinde kurduğu zorlayıcı denetim, aile içindeki erkek otoritesiyle aynı cinsiyet hiyerarşisini besleyebilir. BM’nin İran’la ilgili bağımsız araştırma misyonu, zorunlu başörtüsü kurallarını uygulayan polislerin kadınlara yönelik şiddetini belgeledi. Bu, Meryem’in öldürülmesinde devletin doğrudan fail olduğu anlamına gelmez; fakat devletin kadın bedenine hangi durumlarda müdahale ettiğini ve ev içindeki şiddete karşı hangi korumaları sağlayamadığını sorgulatır.
İran’da kadınları şiddetten koruyacak kapsamlı bir yasanın yıllardır yasama sürecini tamamlayamaması da bu tablonun parçasıdır. İngiltere İçişleri Bakanlığı raporu, tasarıda aile içi şiddetin açıkça suç sayılmadığını ve kadınları etkili biçimde koruyacak bazı güvencelerin eksik kaldığını belirtiyor. Center for Human Rights in Iran ise güvenli barınma, koruma mekanizmaları, etkili soruşturma ve bağımsız kadın örgütlerinin çalışabilmesi gereğini vurguluyor. Şiddet tehdidi altındaki kadınların sığınabileceği yerler, başvurularını izleyebilecek bağımsız kuruluşlar ve caydırıcı hukukî güvenceler olmadan, tehlike çoğu zaman ölümden önce görünür hâle gelse bile önlenemiyor.
Meryem Yarmohammadi’nin ölümü, “namus” kelimesinin şiddete kılıf olamayacağını bir kez daha hatırlatıyor. Bir kadını öldürdükten sonra yas tutmak, adaletin yerini tutmaz; taziye ilanında adının bulunması da sorumluluk sorularını ortadan kaldırmaz. Bu dosyada gereken, iddiaların bağımsız ve etkili biçimde soruşturulması, faillerin hukuk önünde hesap vermesi ve aile baskısının adaletin önüne geçmemesidir. Daha geniş ölçekte ise kadınların yaşam hakkını koruyan yasalar, güvenli sığınaklar, şeffaf veriler ve bağımsız sivil toplum olmadan bu döngüyü kırmak mümkün görünmüyor.
Başlıca kaynaklar
- Hengaw: Keşm’de Meryem Yarmohammadi cinayeti
- Center for Human Rights in Iran: İran’da kadınlara yönelik şiddet ve kadın cinayetleri
- BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği: İran Özel Raportörünün 2024 kadın cinayetlerine ilişkin açıklaması
- İngiltere İçişleri Bakanlığı: İran’da “namus” temelli şiddet değerlendirmesi, Haziran 2025
- BM İran Bağımsız Araştırma Misyonu: Zorunlu başörtüsü uygulamasına ilişkin güncelleme
HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
