Norveç büyükelçisinin çağrılması ve Starlink kullanıcılarına yönelik operasyonlar, Tahran’ın olası yeni bir çatışmada ülke içindeki bilgi akışını da denetlemek istediğini düşündürüyor. Bu işaretler büyük savaşın kaçınılmaz olduğunu kanıtlamıyor; ancak rejimin böyle bir ihtimale göre hazırlandığını gösteriyor.

HARAYHABER | Stratejik Araştırma–Analiz
Araştırmacı–Gazeteci–Yazar: Mesut HARAY

İran’ın Norveç Büyükelçisi’ni Starlink nedeniyle Dışişleri Bakanlığına çağırması, tek başına diplomatik bir gerilim olarak okunamaz. Tahran bu adımı atarken, ülke içinde uydu internet cihazlarına yönelik baskıyı da sürdürüyor. Bu iki gelişme, İran yönetiminin yeni bir askerî çatışma ihtimalini yalnızca füze ve askerî birlikler üzerinden değil, toplumun iletişim kanallarını denetleme ihtiyacı üzerinden de değerlendirdiğine işaret ediyor.

Bu ihtimal bütünüyle varsayıma dayanmıyor. Reuters, 1 Ekim’de yayımladığı haberde, ABD’nin büyük çaplı saldırılara yeniden başlaması hâlinde İran’ın daha geniş ve daha güçlü bir karşılık için plan yaptığını, komutanların olası hedefleri ve karşılık seçeneklerini değerlendirdiğini aktardı. Haberde henüz nihai karar alınmadığı özellikle belirtiliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de 4 Ekim’de, ABD yeniden askerî yola başvurursa İran’ın önceki döneme kıyasla daha hazırlıklı olduğunu söyledi.

TAHRAN’IN ASIL KORKUSU: DENETİM DIŞINDAKİ İLETİŞİM

İran yönetiminin Starlink’ten neden bu kadar rahatsız olduğunu anlamak için sistemin teknik özelliğine bakmak gerekiyor. Starlink, ülkenin kendi kara tabanlı telekomünikasyon ağına bağlı olmadan uydu üzerinden bağlantı sağlıyor. Devletin internet geçişlerini yavaşlatması, filtrelemesi ya da tamamen kapatması, uydu bağlantısı kullananları aynı ölçüde kontrol edemiyor.

Bu kaygıyı İranlı bir yetkili de açıkça dile getirdi. İletişim Bakan Yardımcısı Muhammed Hafız Hakemi, Starlink’in yaygınlaşması hâlinde hükümetin siber alanı kontrol etme kapasitesinin ortadan kalkabileceğini söyledi. Bu açıklama, meselenin yalnızca İran’ın egemenlik iddiası ya da uydu frekansları olmadığını gösteriyor: Yönetim, toplumun devlet denetimindeki iletişim kanallarının dışına çıkmasından korkuyor.

Baskının boyutu da bu kaygıyı doğruluyor. İran polisinin açıkladığı verilere göre, 1405 yılının ilk dört ayında 997 Starlink cihazına el konuldu; 163 kişi ekipmanların ülkeye sokulması veya dağıtılmasıyla bağlantılı olarak gözaltına alındı. Uydu internet ekipmanlarının izinsiz kullanımını suç sayan düzenlemeler de bu operasyonlara hukuki zemin sağlıyor. Uluslararası başvuru ve diplomatik protesto, içerideki kullanıcıları izleme ve caydırma siyasetinin yanında ilerliyor.

SAVAŞTA İNTERNETİ KAPATMAK, İÇ CEPHEYİ KONTROL ETMEK

2026’daki savaşın ilk günleri, Tahran’ın bu alandaki yaklaşımını zaten ortaya koydu. İran International’ın haberine göre, savaşın başlamasından 17 gün sonra ülkedeki bağlantı normal düzeyin yaklaşık yüzde birine kadar geriledi. Mayıs ayında internet erişimi yeniden açılmaya başladığında ise herkes için eşit ve serbest erişim sağlanmadı. Amnesty International, devlet kurumlarıyla bağlantılı bazı gruplara ve önceden onaylanmış meslek kesimlerine daha geniş erişim tanınırken halkın büyük bölümünün kısıtlamalarla karşı karşıya kaldığını bildirdi.

Bu tablo, internet kesintisinin yalnızca teknik bir askerî tedbir olmadığını gösteriyor. Savaş sırasında sahadan gelen görüntüler, saldırıların sonuçları ve sivil kayıplara ilişkin tanıklıklar devletin resmî anlatısını aşındırabilir. Aynı ağlar, ekonomik sıkıntıların, askerî kayıpların ya da güvenlik güçlerinin müdahalelerinin ardından insanların birbirinden haberdar olmasını ve birlikte hareket etmesini de kolaylaştırır. Haber akışını kapatmak, bu nedenle hem dışarıya giden bilgiyi hem de ülke içinde gelişebilecek toplumsal tepkiyi denetleme aracı hâline geliyor.

Reuters’ın aktardığına göre İran yönetimi, askerî baskı ve ekonomik kısıtlamalar sürerken ocak ayında patlak veren protestoların yeniden başlamasından da kaygı duyuyor. Böyle bir ortamda yönetimin önceliği yalnızca dışarıdan gelecek saldırıya karşılık vermek değil; saldırı, ekonomik daralma ve toplumsal huzursuzluk aynı anda yaşanırken içeride kontrolü kaybetmemek.

GÜVENLİK GEREKÇESİ SINIRSIZ KAPATMA HAKKI VERMEZ

İran’ın Starlink konusundaki düzenleyici itirazı bütünüyle temelsiz değil. ITU’nun Radyo Düzenlemeleri Kurulu, İran’daki yetkisiz terminallerle ilgili dosyada İran’dan da bu terminalleri belirlemek ve devre dışı bırakmak için çaba göstermesini istedi; ABD ve Norveç’e de yükümlülüklerini yerine getirme çağrısı yaptı. Ancak bu uluslararası düzenleme tartışması, sivillerin internet erişimini topluca kesmeyi veya uydu bağlantısı kullanan herkesi güvenlik tehdidi saymayı kendiliğinden meşru kılmıyor.

Human Rights Watch, çatışma sırasında iletişim kısıtlamalarının belirli bir güvenlik ihtiyacına dayanması, gerekli ve orantılı olması gerektiğini vurguluyor. Kuruma göre İran’da uygulanan geniş kapsamlı internet kesintileri sivillere ciddi zarar veriyor ve bu ölçekteki yasaklar orantılılık ölçütünü karşılamıyor. Dolayısıyla “güvenlik” gerekçesi, devletin tüm toplumu haberleşme imkânından mahrum bırakması için sınırsız bir yetki değil.

YENİ SAVAŞ KESİN DEĞİL; HAZIRLIK İŞARETLERİ AÇIK

Peki bu gelişmeler İran’ın büyük bir savaşa hazırlandığını kanıtlıyor mu? Starlink baskısı tek başına böyle bir sonuca varmak için yeterli değil. Ancak İran’ın olası yeni bir ABD saldırısına karşılık planlarını genişletmesi, yöneticilerin “öncekinden daha hazırlıklıyız” açıklaması, savaş sırasında internetin neredeyse tamamen kesilmesi ve şimdi uydu bağlantılarına yönelik operasyonların sürmesi birlikte değerlendirildiğinde daha geniş bir hazırlık tablosu ortaya çıkıyor.

Tahran’ın Starlink telaşının merkezinde, kontrol edemediği bir iletişim kanalının açılması var. Rejim, olası bir savaşta yalnızca askerî hedeflerin vurulmasından değil; saldırıların ve kayıpların nasıl duyulacağından, halkın buna nasıl tepki vereceğinden ve ülke içindeki farklı bölgelerin kendi tanıklıklarını dünyaya ulaştırmasından da kaygı duyuyor. Bu nedenle internet, İran yönetiminin gözünde artık yalnızca iletişim aracı değil; savaşın toplum içindeki seyrini belirleyecek bir güvenlik cephesi.

Kaynakça: Reuters; Iran International; Amnesty International; Human Rights Watch; Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) Radyo Düzenlemeleri Kurulu.

Yazar

  • Mesut HARAY

    Bu platform, Güney Azerbaycanlı araştırmacı, gazeteci Mesut HARAY tarafından kurulmuştur. Türkiye, Güney Kafkasya, Orta Doğu ve Orta Asya'daki gelişmeleri; tarihsel bağlam, aktörlerin motivasyonları ve uluslararası dengeler ışığında yorumlarız. Tarafsız, bağımsız ve gerçeklere dayalı gazetecilik anlayışıyla; okura yalnızca bilgi değil, anlama yetisi kazandıran bir perspektif sunmak öncelikli hedefimizdir. Bu site; araştıran, sorgulayan ve geleceği öngörmeye çalışan herkes için bir analiz üssüdür.


HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Mesut HARAY adlı kullanıcının avatarı

By Mesut HARAY

Bu platform, Güney Azerbaycanlı araştırmacı, gazeteci Mesut HARAY tarafından kurulmuştur. Türkiye, Güney Kafkasya, Orta Doğu ve Orta Asya'daki gelişmeleri; tarihsel bağlam, aktörlerin motivasyonları ve uluslararası dengeler ışığında yorumlarız. Tarafsız, bağımsız ve gerçeklere dayalı gazetecilik anlayışıyla; okura yalnızca bilgi değil, anlama yetisi kazandıran bir perspektif sunmak öncelikli hedefimizdir. Bu site; araştıran, sorgulayan ve geleceği öngörmeye çalışan herkes için bir analiz üssüdür.

Bir Cevap Yazın

HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin