Araştırmacı, Yayıncı: Mesut HARAY

Ermenistan’da 7 Haziran seçimleri yalnızca bir hükümet yarışı olmadı; ülkenin Rusya ile Batı arasında sıkışmış yön arayışının, Azerbaycan’la barış baskısının ve iç siyasette derinleşen güven bunalımının açık bir aynası oldu. Nikol Paşinyan sandıktan yeniden birinci çıktı; ancak bu sonuç Ermenistan’ın sorunlarını çözmekten çok, ertelenmiş hesaplaşmaları daha görünür hâle getirdi.

Paşinyan’ın Sivil Sözleşme Partisi seçimleri kazandı, fakat bu zafer eski anlamıyla güçlü bir zafer değildir. Çünkü Ermenistan toplumu hâlâ bölünmüş durumdadır. Bir yanda Rusya’nın gölgesinden çıkmak isteyen, Batı’ya yaklaşan ve Azerbaycan’la barışı zorunlu gören bir iktidar vardır. Diğer yanda ise yenilginin, Karabağ dosyasının ve Moskova’ya bağlı eski güvenlik anlayışının üzerinden siyaset üretmeye çalışan muhalefet bulunmaktadır.

Bu seçimlerin en çarpıcı yönü, Paşinyan’ın Rusya merkezli güvenlik düzenine karşı artık daha açık konuşmasıdır. CSTO’dan çıkarılma ihtimali karşısında “bu durum beni kaygılandırmıyor” anlamına gelen sözleri, Erivan’ın Moskova’ya eski bağlılık düzenini fiilen terk ettiğini göstermektedir. Bu, yalnızca diplomatik bir söz değil, Ermenistan’ın Sovyet sonrası güvenlik ezberine atılmış sert bir çizgidir.

Ancak Paşinyan’ın bu tutumu tek başına stratejik başarı sayılmaz. Rusya’dan uzaklaşmak başka, kendi ayakları üzerinde durabilecek bir devlet aklı kurmak başka şeydir. Ermenistan yıllarca güvenliğini Moskova’ya teslim etti, dış politikasını diasporanın duygusal baskıları ve Karabağ merkezli yayılmacı siyasetle kilitledi. Bugün bu çizgi çökmüştür; fakat yerine sağlam, dengeli ve gerçekçi bir bölgesel siyaset konulup konulmadığı hâlâ belirsizdir.

Güçlü Ermenistan ittifakının seçim sonuçlarının iptalini istemesi ise Ermenistan’daki siyasi krizin başka bir yüzünü ortaya koymaktadır. Muhalefet, iktidarı devlet imkânlarını kullanmakla, baskı ortamı yaratmakla ve seçim sürecini lekelemekle suçlamaktadır. Bu iddialar yalnızca hukuki bir başvuru değildir; Ermenistan’da sandığın meşruiyeti üzerinden yeni bir iç kavganın başladığını göstermektedir.

Paşinyan yönetimi burada ciddi bir sınavla karşı karşıyadır. Eğer seçim süreci gerçekten şeffaf yürütüldüyse, bunu yalnızca zafer konuşmalarıyla değil, denetime açık, sakin ve hukukî bir süreçle göstermelidir. Çünkü demokrasi yalnızca kazanılan seçimle ölçülmez; kaybedenin itiraz hakkına nasıl davranıldığıyla da ölçülür. Muhalefeti bütünüyle “Moskova’nın uzantısı” diye yaftalamak kolaydır, fakat bu yöntem Ermenistan’daki demokratik iddiayı zayıflatır.

Öte yandan muhalefetin durumu da temiz değildir. Rusya’ya yaslanan, eski güvenlik masallarını yeniden pazarlayan ve toplumu kaybedilmiş Karabağ üzerinden kışkırtmaya çalışan çizgi, Ermenistan’a gelecek değil, yeni bir çıkmaz vadetmektedir. Moskova’nın Güney Kafkasya’daki eski düzeni artık çatırdamaktadır. Ermeni muhalefeti bu gerçeği görmek yerine Rusya’nın bölgesel hesaplarına tutunursa, yalnızca iktidara değil, Ermenistan’ın geleceğine de zarar verir.

Bu seçimlerin asıl yenileni Rusya’nın Ermenistan üzerindeki eski vesayet düzenidir. Moskova yıllarca Ermenistan’a güvenlik vaat etti; fakat kritik anlarda Erivan’ı yalnız bıraktı. Karabağ süreci ve sınır güvenliği tartışmaları Ermeni toplumunda büyük bir kırılma yarattı. Paşinyan bu kırılmayı kendi lehine çevirdi ve “Rusya artık güvenilir koruyucu değildir” duygusunu siyasi sermayeye dönüştürdü.

Fakat Ermenistan’ın Batı’ya yaklaşması da tek başına kurtuluş reçetesi değildir. Batı, Ermenistan’a destek verebilir; fakat Ermenistan’ın coğrafyasını değiştiremez. Erivan’ın gerçek komşuları Avrupa başkentleri değil, Azerbaycan, Türkiye, Gürcistan ve İran’dır. Bu nedenle Ermenistan’ın geleceği, hayalî koruyucularla değil, bölge gerçekleriyle yüzleşme cesaretiyle belirlenecektir.

Bu noktada Azerbaycan’la barış meselesi belirleyici hâle gelmektedir. Paşinyan seçimden güç almış görünse de anayasa, Karabağ’a ilişkin eski iddialar ve iç kamuoyunun direnci önünde durmaktadır. Ermenistan gerçekten barış istiyorsa, yalnızca sözlü iyi niyet yetmez. Devlet aklında, anayasada, eğitim dilinde ve siyasi söylemde Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü tartışma konusu yapan bütün gölgeler temizlenmelidir.

Türkiye ile normalleşme de aynı gerçekçilikle ele alınmalıdır. Ermenistan, sınırların açılmasını ve bölgesel ekonomiye katılmayı istiyorsa, bunu tarihî kin diliyle aynı anda yürütemez. Hem Türkiye’den ekonomik kapı beklemek hem de bölgede eski düşmanlık dilini diri tutmak, artık sürdürülebilir bir siyaset değildir. Erivan’ın önünde iki yol vardır: Ya eski korkuların ve dış bağımlılıkların ülkesi olarak kalacak ya da komşularıyla gerçek barış üzerinden yeni bir dönem kuracaktır.

Paşinyan’ın en büyük açmazı da buradadır. O, eski Ermenistan’ı eleştirerek iktidarda kalmaktadır; fakat yeni Ermenistan’ı hangi temeller üzerine kuracağını henüz tam olarak göstermiş değildir. Rusya’dan kopuş cesaret ister, fakat bu kopuşun barışla, hukukla ve bölgesel akılla tamamlanması gerekir. Aksi hâlde Ermenistan yalnızca bir bağımlılıktan çıkıp başka bir belirsizliğe sürüklenir.

Seçim sonrası tablo bu yüzden nettir: Paşinyan kazandı, Rusya yanlısı çizgi zayıfladı, fakat Ermenistan henüz istikrara kavuşmadı. Sandık, yön değişimini onayladı; ancak barışın, anayasal dönüşümün ve gerçek demokratik olgunluğun garantisini vermedi. Ermenistan için asıl seçim şimdi başlamaktadır: Geçmişin intikamcı ve dışa bağımlı siyasetinde mi kalacak, yoksa Güney Kafkasya’nın yeni gerçeklerine uyum sağlayan normal bir devlet mi olacak?

Bugün Erivan’ın ihtiyacı daha çok slogan değil, daha çok devlet aklıdır. Rusya’nın gölgesinden çıkmak doğru olabilir; fakat Azerbaycan ve Türkiye ile kalıcı barış kurmadan, iç siyasette hukuku güçlendirmeden ve toplumu yeni bir gerçekçilikle yüzleştirmeden bu yön değişimi yarım kalır. Paşinyan’ın seçim zaferi bu nedenle sonuç değil, ağır bir sorumluluğun başlangıcıdır.

Ermenistan artık şunu anlamak zorundadır: Güney Kafkasya’da eski haritalarla, eski düşmanlıklarla ve dış güçlerin güvenlik vaatleriyle yaşama dönemi kapanmaktadır. Yeni dönemde kazananlar, gerçeği kabul edenler olacaktır. Ermenistan bunu ne kadar erken anlarsa, kendi halkı için de bölge barışı için de o kadar doğru bir yola girmiş olur.


HARAYHABER
Dünyaya Güney Azerbaycan Gözüyle Bakıyoruz

Yazar

  • Mesut HARAY

    Bu platform, Güney Azerbaycanlı araştırmacı, gazeteci Mesut HARAY tarafından kurulmuştur. Türkiye, Güney Kafkasya, Orta Doğu ve Orta Asya'daki gelişmeleri; tarihsel bağlam, aktörlerin motivasyonları ve uluslararası dengeler ışığında yorumlarız. Tarafsız, bağımsız ve gerçeklere dayalı gazetecilik anlayışıyla; okura yalnızca bilgi değil, anlama yetisi kazandıran bir perspektif sunmak öncelikli hedefimizdir. Bu site; araştıran, sorgulayan ve geleceği öngörmeye çalışan herkes için bir analiz üssüdür.


HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Mesut HARAY adlı kullanıcının avatarı

By Mesut HARAY

Bu platform, Güney Azerbaycanlı araştırmacı, gazeteci Mesut HARAY tarafından kurulmuştur. Türkiye, Güney Kafkasya, Orta Doğu ve Orta Asya'daki gelişmeleri; tarihsel bağlam, aktörlerin motivasyonları ve uluslararası dengeler ışığında yorumlarız. Tarafsız, bağımsız ve gerçeklere dayalı gazetecilik anlayışıyla; okura yalnızca bilgi değil, anlama yetisi kazandıran bir perspektif sunmak öncelikli hedefimizdir. Bu site; araştıran, sorgulayan ve geleceği öngörmeye çalışan herkes için bir analiz üssüdür.

Bir Cevap Yazın

HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin