2017’den bu yana kaybolan bu yüzler, sadece Doğu Türkistan’ın değil, bütün Türk dünyasının aynasıdır. Bu fotoğraflara Güney Azerbaycan’dan baktığımızda gördüğümüz şey yalnızca 415 kayıp akademisyen değil; Türk kimliğine yönelmiş sistemli bir hafıza operasyonudur. Çünkü bu insanlar sadece birey değil, bir milletin dili, tarihi ve geleceğidir.

Doğu Türkistan’da yaşananlar bize yabancı değildir. Güney Azerbaycan Türkleri olarak biz de yıllardır dilin bastırıldığını, kimliğin geri plana itildiğini, kültürel varlığın görünmez kılındığını biliyoruz. Bu yüzden Uygur aydınlarının kaybolması bizim için uzaktaki bir trajedi değil; tanıdık bir sürecin daha sert ve daha acımasız bir versiyonudur.

Bir halkı yok etmenin yolu sadece silahla olmaz. Asıl yıkım, o halkın aydınlarını susturmakla başlar. Öğreteni, yazanı, düşüneni ortadan kaldırırsanız geriye sadece sessiz bir kalabalık kalır. Doğu Türkistan’da bugün yapılan tam olarak budur. 415 akademisyenin kaybolması, bir tesadüf değil; Türk kimliğinin taşıyıcı kolonlarının hedef alınmasıdır.

Bu tabloyu Türk dünyası açısından okumak zorundayız. Çünkü mesele sadece Uygurların meselesi değildir. Bu, Türk dünyasının parçalı yapısının ne kadar savunmasız olduğunu da gösterir. Bir yerde Türk kimliği bastırılıyorsa ve diğerleri buna güçlü bir tepki veremiyorsa, bu aslında hepimizin ortak zayıflığıdır. Bugün Doğu Türkistan’da yaşanan sessizlik, yarın başka bir coğrafyada tekrar edebilir.

En acı gerçek ise şudur: Dünya bu tabloyu görüyor ama yeterince konuşmuyor. Büyük güçler çıkar hesabı yaparken, insanî dram geri planda kalıyor. Türk dünyası ise hâlâ ortak bir refleks geliştirmekte zorlanıyor. Bu sessizlik, zulmü uygulayanlara açık bir alan bırakıyor.

Bu fotoğraflar bize şunu söylüyor:
Eğer bir millet kendi aydınlarını koruyamazsa, yarın kendi hafızasını da kaybeder.

Doğu Türkistan’da kaybolan her akademisyen, aslında Türk dünyasının eksilen bir parçasıdır. Güney Azerbaycan’dan bakıldığında bu kayıp sadece onların değil, bizim de kaybımızdır.

Bugün bu sessizliği bozmak bir tercih değil, bir sorumluluktur. Çünkü mesele artık sadece insan hakları değil; Türk kimliğinin varlık mücadelesidir.

HARAYHABER
Dünyaya Güney Azerbaycan gözüyle bakıyoruz.

Yazar

  • Mesut HARAY

    Bu platform, Güney Azerbaycanlı araştırmacı, gazeteci Mesut HARAY tarafından kurulmuştur. Türkiye, Güney Kafkasya, Orta Doğu ve Orta Asya'daki gelişmeleri; tarihsel bağlam, aktörlerin motivasyonları ve uluslararası dengeler ışığında yorumlarız. Tarafsız, bağımsız ve gerçeklere dayalı gazetecilik anlayışıyla; okura yalnızca bilgi değil, anlama yetisi kazandıran bir perspektif sunmak öncelikli hedefimizdir. Bu site; araştıran, sorgulayan ve geleceği öngörmeye çalışan herkes için bir analiz üssüdür.


HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Mesut HARAY adlı kullanıcının avatarı

By Mesut HARAY

Bu platform, Güney Azerbaycanlı araştırmacı, gazeteci Mesut HARAY tarafından kurulmuştur. Türkiye, Güney Kafkasya, Orta Doğu ve Orta Asya'daki gelişmeleri; tarihsel bağlam, aktörlerin motivasyonları ve uluslararası dengeler ışığında yorumlarız. Tarafsız, bağımsız ve gerçeklere dayalı gazetecilik anlayışıyla; okura yalnızca bilgi değil, anlama yetisi kazandıran bir perspektif sunmak öncelikli hedefimizdir. Bu site; araştıran, sorgulayan ve geleceği öngörmeye çalışan herkes için bir analiz üssüdür.

Bir Cevap Yazın

HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin