Parçalanmış Milletin Vicdanına Çağrı
Türk dünyasının taleyi bazen tek bir görüntüde özetlenir.
Bugün o görüntü Aras nehrinin iki sahilinde yaşanıyor.
Bir tarafta bayram hazırlıkları var.
Kuzey Azerbaycan’da Çarşamba akşamları için bayram ateşleri yakılmaya hazırlanıyor. Sokaklarda bayramın kokusu var. Çocuklar ateşlerin etrafında oynuyor, evlerde şenlik telaşı yaşanıyor.
Türkiye’de ise Ramazan bayramının hazırlıkları yapılır. Evlerde tatlılar hazırlanır, aileler bayram sabahının huzurunu bekler.
Ama aynı saatlerde…
Araz’ın öte yanında gökyüzü bambaşka bir ışıkla aydınlanıyor.
O ışık bayram ateşlerinin ışığı değil.
Bombaların patlamasıyla göğe yükselen ateştir.
Güney Azerbaycan’da şehirler duman altında.
Evler sarsılıyor, sokaklar sessiz, insanlar korku ve savaşın gölgesinde yaşam mücadelesi veriyor.
Aynı milletin iki parçası…
Aynı dil, aynı tarih, aynı kök…
Ama biri bayram hazırlığında,
diğeri bombaların altında.
İşte parçalanmış bir milletin en acı gerçeği budur.
Araz Bir Nehir Değil, Bir Yaradır
Araz nehri yalnızca bir coğrafi sınır değildir.
Araz, bir milletin ortasından geçen derin bir yaradır.
Bir tarafında bayram ateşleri yanarken, diğer tarafında savaşın ateşi yükselir.
Bir tarafında çocuklar şenlik yaparken, diğer tarafında çocuklar siren sesleriyle büyür.
Bu görüntü yalnızca bir coğrafyanın değil,
Türk milletinin parçalanmış kaderinin görüntüsüdür.
Tarih boyunca Türk dünyasının en büyük trajedilerinden biri de bu olmuştur:
Bir parçanın acısı diğer parçaya ulaşamamıştır.
Oysa bir millet yalnızca dil ile değil,
ortak vicdan ve ortak kader ile millet olur.
Bir tarafın acısını diğer taraf hissetmezse,
o milletin ruhunda görünmeyen bir uçurum oluşur.
Vicdanın Sınırı Olmaz
Bugün Güney Azerbaycan yalnızca bir coğrafya değildir.
O topraklar Türk dünyasının kalbidir.
Orada yaşayan milyonlarca Türk,
tarihin en büyük bölünmüşlüklerinden birinin ortasında yaşamaktadır.
Bu nedenle bugün yaşananlar sadece bir savaş haberi değildir.
Bu, Türk milletinin vicdanına yönelmiş bir sorudur.
Bayram hazırlıkları yapılırken Aras’ın öte yanındaki bombaların sesini duymak gerekir.
Çünkü bayram yalnızca sevinç değil,
aynı zamanda kardeşin acısını hissetme günüdür.
Unutulmuş Bir Gerçeğin Hatırlatması
Türk dünyasının geleceği yalnızca devletlerin gücüyle değil,
milletin ortak vicdanıyla şekillenir.
Eğer bir millet kendi parçalarının acısını görmezse,
tarih o milleti yeniden ve yeniden sınar.
Bugün Araz’ın iki sahilinde yaşanan tablo bize bir gerçeği hatırlatıyor:
Bayram ateşleri ile savaşın ateşi aynı milletin kaderinde yanıyorsa,
orada hâlâ tamamlanmamış bir tarih vardır.
Ve o tarih bir gün mutlaka kapanacaktır.
Çünkü Türk milletinin kaderi parçalanmış kalamaz.
Ama o gün gelene kadar bir gerçeği unutmamak gerekir:
Güney Azerbaycan susarsa, Türk dünyasının kalbinin yarısı susar.
Araştırmacı – Gazeteci – Yazar
Mesut HARAY
HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
