İran’ın havacılık sektörünü hedef alan yaptırımlar yeni bir aşamaya geçerken, Mohsen Rezaei komşu ülkelerin havalimanlarını da tehdit etti. Tahran, daralan uçuş ve hizmet ağını onarmak yerine yaptırım baskısına katılan ülkeleri hedef alıyor; böylece krizi bölgeye yayıyor.
HARAYHABER | Haber–Analiz
Araştırmacı–Gazeteci–Yazar: Mesut HARAY
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Mohsen Rezaei, 23 Eylül’de devlet televizyonuna verdiği röportajda, komşu ülkelerin İran uçuşlarını durdurmak için ABD’yle iş birliği yapması hâlinde bu ülkelerin havalimanlarının da çalışamayacağını söyledi. “ABD’nin yanında durursanız sizi seyretmekle yetinmeyiz” sözleri, ticari bir uçuş kararını siyasi saflaşma meselesine dönüştürüyor. Rezaei tehdidin nasıl uygulanacağını açıklamadı; bu nedenle sözlerini belirli bir askerî operasyon planı gibi sunmak doğru olmaz. Ancak komşu başkentlere açık bir gözdağı verdiği ortada.
Bu tehdidin arka planında, İran havacılığına yönelik giderek genişleyen ABD yaptırımları var. ABD Hazine Bakanlığı 8 Eylül’de, İran havacılık sektörünü desteklediği gerekçesiyle 36 hedefe yaptırım uyguladığını duyurdu. Bu hedefler arasında 27 İran hava yolu şirketi bulunuyor. Washington ayrıca bazı havacılık izinlerini askıya aldı ve İran hava yollarına hizmet veren yabancı şirketlere yaptırım uyarısı yaptı. ABD yönetimi, İran hava yollarının silah, personel ve kaçak yük taşımacılığında kullanıldığını ileri sürüyor; bu, yaptırımlara dayanak olarak sunduğu iddia.
Washington’ın baskısı, başka ülkelerin hava sahasını doğrudan kapatmak yerine, İran uçaklarını uçuran hizmet zincirini hedef alıyor. Yakıt, iniş ve yer hizmetleri, bakım, sigorta, bilet satışı ve kargo işlemleri bu zincirin parçaları. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, İran hava yollarına bu hizmetleri sunan şirketlerin dolar sisteminden çıkarılabileceği uyarısında bulundu. Bir uçağa iniş izni vermek tek başına yeterli değil; yakıtı, bakımı ve yer hizmeti kesildiğinde o seferi sürdürmek giderek zorlaşıyor. Yaptırım baskısının temel gücü de burada yatıyor.
Tahran’ın verdiği cevap ise bu hizmet ağını yeniden kurmaya yönelik değil. Rezaei, İran uçuşlarını durdurmaya katılan komşuların havalimanlarını da hedef alan bir tehdit savuruyor. Fakat tehdit, İran hava yollarına yakıt sağlamıyor, bakımı mümkün kılmıyor ve yaptırım riskini ortadan kaldırmıyor. Tahran, havacılık sektöründeki daralmayı çözmek yerine, bu baskının maliyetini komşulara yüklemeye çalışıyor.
Azerbaycan’daki gelişmeler, yaptırım baskısının bölgeye nasıl yansıdığını gösteriyor. Iran Air, 22 Eylül öğleden sonra İstanbul, Bakü ve Necef uçuşlarının durdurulması yönünde kendisine resmî bildirim ulaşmadığını açıkladı. Aynı gün daha sonra AZAL, İran hava yollarının Azerbaycan’a uçuşlarının 22 Eylül’den itibaren askıya alındığını duyurdu. Azerbaycan’ın Devlet Sivil Havacılık Ajansı da uçuşların durdurulduğunu doğruladı. Bu açıklamalar arasındaki saat farkı önemli: Iran Air’in ilk duyurusu, Azerbaycan’daki askıya alma kararının açıklanmasından önce yapılmıştı.
Azerbaycan kararının duyurulan gerekçesi ABD’nin İran havacılık sektörüne yönelik yaptırımları. Rezaei ise yaptırımlara uyum sağlayan ülkeleri doğrudan Washington’ın yanında konumlandırıyor. Böylece Tahran, bir uçuş izni veya şirket hizmeti hakkındaki kararı siyasi bağlılık testine çeviriyor. Komşuların her teknik ve ticari kararını düşmanlık işareti saymak, İran’ın bölgesel ilişkilerini güçlendirmez; tersine, gerilimi ve güvenlik kaygılarını artırır.
Türkiye açısından da tabloyu genelleştirmeden okumak gerekiyor. Mahan Air, 21 Eylül’den itibaren İstanbul ve Ankara uçuşlarını askıya aldı. Financial Times, havayolunun acentelere gönderdiği bildirime dayanarak bu kararın Türkiye ve Umman’daki havacılık makamlarının kararlarının ardından alındığını aktardı. Buna karşılık Iran Air, 22 Eylül itibarıyla İstanbul uçuşlarını durdurma yönünde kendisine resmî bildirim ulaşmadığını açıkladı. Dolayısıyla gelişmeler, tüm İran hava yollarına yönelik tek ve genel bir yasaktan ziyade, şirket ve güzergâh bazında ilerliyor.
Yaptırım baskısı Türkiye’deki bazı şirketlere de ulaştı. ABD Hazine Bakanlığı, Mahan Air’e destek verdiğini ileri sürdüğü Türkiye merkezli bazı havacılık ve lojistik şirketlerini yaptırım listesine aldığını açıkladı. Bu, Washington’ın İran’la iş yapan üçüncü ülke şirketlerini de baskı altına alma stratejisinin parçası. Tahran’ın komşularına yönelttiği tehditler de bu şirketlerin, hava yolu makamlarının ve hükûmetlerin kararlarını daha maliyetli ve siyasi açıdan daha hassas hâle getiriyor.
Uçuşların durması, bedeli yalnızca devletlerin ve havayolu şirketlerinin ödeyeceği bir gelişme değil. Azerbaycan’a yapılan seferlerin askıya alınması, Güney Azerbaycan Türklerinin kuzeyle kurduğu ailevi, toplumsal ve ticari bağları da zorlaştırabilir. Alternatif güzergâhların ne ölçüde devreye gireceği henüz net değil. Ancak ulaşım seçenekleri daraldıkça yolculuk masrafı ve zahmeti artacak; yaptırım kararlarının yükü, çoğu zaman olduğu gibi, sıradan insanların gündelik hayatına binecek.
İran uçuşları başka güzergâhlara yönlendirebilir. Nitekim İranlı bir sivil havacılık yetkilisi, Bağdat’a gidecek seferlerin Necef’e kaydırılması için görüşmeler yürütüldüğünü bildirmişti. Ancak güzergâhı değiştirmek, yakıt, bakım, sigorta ve ödeme kanallarını yeniden açmaz. Alternatif rota, bazı seferleri kurtarabilir; fakat uluslararası hizmet ağı daralan bir havacılık sektörünü tek başına ayakta tutamaz.
Rezaei’nin sözleri, İran’ın yaptırımlara karşı geliştirdiği bir caydırıcılık girişimi olarak sunulabilir. Ancak stratejik açıdan ortada ciddi bir dengesizlik var: Washington, İran hava yollarının çalışmasını sağlayan şirket ve hizmet ağlarını hedef alıyor; Tahran ise komşu ülkelerin havalimanlarını sonuçları açıklanmamış bir tehditle karşı karşıya bırakıyor. Tehdit, yaptırım mekanizmasını durdurmadığı gibi, komşu ülkeleri daha ihtiyatlı ve daha koordineli davranmaya itebilir.
Tahran, uçuşları korumak istiyorsa komşularına gözdağı vermekten fazlasını yapmak zorunda. Yaptırım baskısının asıl hedefi, İran uçaklarının nereye uçtuğundan çok, bu uçakların nasıl hizmet alabildiği ve uluslararası sistemle nasıl bağlantı kurabildiği. Havalimanlarını tehdit etmek bu soruna cevap vermiyor. Tersine, komşularını karşısına alma ve İran’ın bölgesel yalıtımını derinleştirme riskini büyütüyor.
Kaynakça
- ABD Hazine Bakanlığı, İran havacılık sektörüne yönelik yaptırım duyurusu, 8 Eylül 2026.
- Reuters, Rezaei’nin komşu ülkelerin havalimanlarına yönelik açıklaması, 23 Eylül 2026.
- APA, AZAL ve Azerbaycan Devlet Sivil Havacılık Ajansı’nın İran uçuşlarına ilişkin açıklamaları, 22–23 Eylül 2026.
- Iran Air’in uçuş açıklaması, Tasnim, 22 Eylül 2026.
- Financial Times, Mahan Air’in Türkiye ve Umman uçuşlarını askıya alması, 17 Eylül 2026.
- Al Jazeera, İran uçuşlarının iptali ve alternatif güzergâhlar, 22 Eylül 2026.
HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
