İlham Aliyev’in “tek başımıza” vurgusu Azerbaycan ordusunun ve millî iradesinin rolünü öne çıkarıyor. ABD Kongresi Araştırma Servisinin raporu Türkiye’nin siyasi ve askerî katkısını kayda geçiriyor. Suriye’den gelen savaşçılar arasında Türkmenlerin bulunduğuna dair iddialar ise sayı ve kimlik bakımından dikkatle aktarılmalı.

HARAYHABER | MAKALE | 7 KASIM 2026

Dr. Muhtar Fatih BEYDILI

Karabağ’ın yeniden kazanılması, Azerbaycan halkının iradesi ve ordusunun sahadaki mücadelesiyle şekillenen tarihî bir dönüm noktasıdır. 2020’deki 44 günlük savaşta Azerbaycan ordusu ağır kayıplar verdi; Füzuli, Cebrayıl ve Zengilan yönlerinde ilerledi ve 8 Kasım’da Şuşa’yı kontrol altına aldı. 2023’teki gelişmelerle Azerbaycan, bölgedeki egemenliğini bütünüyle yeniden tesis etti. Bu iki aşama birbirine bağlıdır; ancak tarihleri ve askerî süreçleri birbirine karıştırılmamalıdır.

Zaferin temel askerî gücü Azerbaycan ordusuydu. Türkiye’nin desteğini kabul etmek, Azerbaycan’ın kendi kararını, ordusunun başarısını ve halkının ödediği bedeli küçültmez. Aynı şekilde Azerbaycan’ın başlıca rolünü teslim etmek, savaş öncesi ve savaş sırasındaki dış desteği yok saymayı gerektirmez. Tarih, katkıları birbirine karşı yarıştırmadan okunmalıdır.

“Tek başımıza” vurgusu ve açık kaynaklardaki kayıtlar

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, 2 Ekim 2026’da Yeni Azerbaycan Partisinin VIII. Kurultayı’nda yaptığı konuşmada ülkesinin işgale “tek başına” son verdiğini söyledi; konuşmasının devamında Azerbaycan’ın savaşta yalnız kaldığını da vurguladı. Bu ifade, ülkenin bağımsız karar alma iradesini ve Azerbaycan ordusunun rolünü öne çıkaran siyasi bir anlatımdır. Savaşın bütün aktörlerini ve dış destek kanallarını tek başına açıklayan bir askerî bilanço olarak okunamaz.

ABD Kongresi Araştırma Servisinin (Congressional Research Service – CRS) 7 Ocak 2021 tarihli “Azerbaijan and Armenia: The Nagorno-Karabakh Conflict” başlıklı R46651 numaralı raporu, Türkiye’yi Azerbaycan’ın “en önemli stratejik ortağı” olarak tanımlıyor. Raporda iki ülke arasındaki yakın etnik ve dilsel bağlara, Türkiye’nin 1993’te Azerbaycan’a destek amacıyla Ermenistan’la kara sınırını kapatmasına ve Ankara’nın Azerbaycan topraklarından Ermeni güçlerinin çekilmesini normalleşmenin şartlarından biri saymasına da yer veriliyor.

Rapora göre Azerbaycan ve Türkiye, 2020 yılının ağustos ayında geniş çaplı askerî tatbikatlar yaptı. Türkiye’nin 2020’nin ilk dokuz ayında Azerbaycan’a 120 milyon doların üzerinde askerî teçhizat sattığı aktarılıyor. Bu alımlar arasında Bayraktar TB2 insansız hava araçlarının da bulunduğu belirtiliyor. Savaş sırasında Azerbaycan kuvvetleri, Türkiye ve İsrail’den alınan insansız hava araçlarından keşif, hedef tespiti ve saldırılarda yararlandı.

CRS raporunun 9. sayfasındaki 44 numaralı dipnot, açık kaynaklardaki değerlendirmelere dayanarak Türk askerî danışmanlığının insansız hava araçlarının ve hassas topçu atışlarının etkili kullanımında önemli rol oynadığını aktarıyor. Buradaki ifade, operasyonların bütün ayrıntılarını ortaya koyan bir resmî harekât kaydı değildir; raporun atıf yaptığı haber ve analizlerin değerlendirmesidir. Bu nedenle Türkiye’nin rolünü anlatırken hem kaydı doğru aktarmak hem de raporun kanıt sınırını korumak gerekir.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2020’deki açıklamaları da Türkiye’nin siyasi desteğinin açık olduğunu gösteriyordu. CRS, Erdoğan’ın Azerbaycan’ın uluslararası çözüm girişimlerinin başarısız kalması nedeniyle kendi haklarını savunmak zorunda kaldığı yönündeki sözlerini ve Türkiye’nin Azerbaycan’a bütün imkânlarıyla destek vereceğini belirten açıklamasını raporuna aldı.

Bu veriler, Türkiye’nin katkısının yalnızca diplomatik dayanışma açıklamalarından ibaret olmadığını gösteriyor. Siyasi destek, askerî teçhizat, tatbikatlar, insansız hava araçları ve askerî danışmanlık aynı stratejik ilişkinin farklı unsurlarıydı. Bununla birlikte savaşın sonucunu tek bir silaha, ülkeye ya da dış desteğe bağlamak da doğru değildir. Azerbaycan’ın uzun yıllara yayılan askerî hazırlığı, sahadaki planlaması, teknolojik kabiliyeti, komuta yapısı ve askerlerinin mücadelesi belirleyici unsurlardı.

Suriye’den gelen savaşçılar: İddialar, kayıtlar ve belirsizlikler

Karabağ Savaşı’nda Suriye’den savaşçıların yer aldığı iddiası, 2020’de uluslararası basında geniş biçimde tartışıldı. CRS raporu, Ermenistan’ın Türkiye’nin Suriyeli savaşçıların temin edilmesine ve Azerbaycan’a gönderilmesine yardım ettiği yönündeki iddiasını aktarıyor. Rapora göre sosyal medya paylaşımları ile çatışmada hayatını kaybeden bazı kişilerin aileleriyle yapılan görüşmeler bu iddiayı destekleyen unsurlar olarak gösterildi. Ancak rapor, savaşçıların sayısını kesinleştirmiyor ve etnik kökenlerini belirlemiyor.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), 3 Aralık 2020 tarihli açıklamasında Azerbaycan’daki çatışmalarda hayatını kaybeden Suriyeli savaşçıların sayısının 541’e ulaştığını ileri sürdü. Bu rakam, SOHR’un kendi kaynaklarına dayanan tahminidir; CRS raporunda doğrulanmış bir sayı olarak yer almıyor. Daha önemlisi, SOHR’un açıkladığı sayı bu kişilerin tamamının Türkmen olduğu anlamına gelmiyor.

Bu nedenle “Karabağ’da 541 Türkmen şehit oldu” ya da “536’dan fazla Türkmen savaşçı hayatını kaybetti” gibi kesin ifadeler, kimlik ve sayı doğrulaması olmadan kullanılmamalıdır. Suriye’den katılanlar arasında Türkmen kökenlilerin bulunduğu yönündeki haber ve iddialar ayrıca araştırılabilir. Her bir kişinin kimliğini, katılım biçimini ve hayatını kaybettiği koşulları gösteren güvenilir kayıtlar ortaya konmadan bütün kayıpları tek bir etnik kimliğe mal etmek tarihî hafızaya hizmet etmez.

Bu ihtiyat, fedakârlıkları görmezden gelmek değildir. Karabağ’da hayatını kaybeden her Azerbaycanlı asker ve mülki yurttaşın adı, ailesi ve hikâyesi korunmalıdır. Suriye’den gelen savaşçılar arasında Türkmen kimliği güvenilir biçimde belgelenen kişiler varsa, onların da katkısı aynı açıklıkla kayda geçirilmelidir. Sağlam bir hafıza, duygusal iddiaları büyütmekle değil, isimleri ve kaynaklarıyla doğrulanmış bilgileri gelecek kuşaklara aktarmakla kurulur.

Zaferi bütün unsurlarıyla anlatmak

Karabağ zaferinin sahibi Azerbaycan’dır: savaşı yürüten ordu, karar alan devlet ve ağır bedel ödeyen halk Azerbaycan’a aittir. Türkiye’nin stratejik desteği de açık kaynaklarda ve CRS raporunda yer alan kayıtlarla görünür durumdadır. Bu iki olgu birbirini dışlamaz. Azerbaycan’ın egemenliği ve kendi askerî başarısı, Türkiye’nin desteğini inkâr etmeyi gerektirmez; Türkiye’nin katkısı da zaferi Azerbaycan’ın elinden almaz.

Suriye’den gelen savaşçıların katılımı ve özellikle Türkmen kimliğiyle ilgili veriler daha sınırlıdır. Bu konu araştırılmalı, bireysel hayat hikâyeleri belgelenmeli ve doğrulanamayan sayılar kesin gerçek gibi sunulmamalıdır. Tarihî vefa, doğru kayıtla güçlenir.

Karabağ’ın hikâyesi yalnızca bir zafer anlatısı değildir; bağımsız kararın, askerî hazırlığın, toplumsal iradenin ve bölgesel dayanışmanın birlikte nasıl sonuç üretebildiğini gösteren bir tecrübedir. Bu tecrübeyi anlatırken Azerbaycan ordusunun kahramanlığını, Türkiye’nin desteğini ve kimliği güvenilir biçimde belgelenen herkesin fedakârlığını kendi gerçekliği içinde anmak gerekir. Şehitlerin hatırasına en büyük saygı, onların adını ve gerçeği birlikte korumaktır.

Kaynaklar

  1. Congressional Research Service, Cory Welt ve Andrew S. Bowen, “Azerbaijan and Armenia: The Nagorno-Karabakh Conflict”, R46651, 7 Ocak 2021, özellikle s. 7–12 ve 44 numaralı dipnot.
    https://www.congress.gov/crs_external_products/R/PDF/R46651/R46651.1.pdf
  2. Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı, “Speech by Ilham Aliyev at the 8th Congress of the New Azerbaijan Party”, 2 Ekim 2026.
    https://president.az/en/articles/view/73633
  3. Syrian Observatory for Human Rights, “SOHR exclusive | Death toll of mercenaries in Azerbaijan is higher than that in Libya…”, 3 Aralık 2020.
    https://www.syriahr.com/en/194516/

Editoryal not: CRS raporu, Suriye’den gelen savaşçıların kesin sayısını veya Türkmen kimliğini doğrulamıyor. SOHR’un 541 sayısı da Suriyeli savaşçılar için yayımlanmış bir tahmindir; Türkmen kaybı olarak sunulmamalıdır.

Yazar

  • mesutharay

    Bu platform, Güney Azerbaycanlı araştırmacı, gazeteci Mesut HARAY tarafından kurulmuştur. Türkiye, Güney Kafkasya, Orta Doğu ve Orta Asya’daki gelişmeleri; tarihsel bağlam, aktörlerin motivasyonları ve uluslararası dengeler ışığında yorumlarız. Tarafsız, bağımsız ve gerçeklere dayalı gazetecilik anlayışıyla; okura yalnızca bilgi değil, anlama yetisi kazandıran bir perspektif sunmak öncelikli hedefimizdir. Bu site; araştıran, sorgulayan ve geleceği öngörmeye çalışan herkes için bir analiz üssüdür.


HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

mesutharay adlı kullanıcının avatarı

By mesutharay

Bu platform, Güney Azerbaycanlı araştırmacı, gazeteci Mesut HARAY tarafından kurulmuştur. Türkiye, Güney Kafkasya, Orta Doğu ve Orta Asya’daki gelişmeleri; tarihsel bağlam, aktörlerin motivasyonları ve uluslararası dengeler ışığında yorumlarız. Tarafsız, bağımsız ve gerçeklere dayalı gazetecilik anlayışıyla; okura yalnızca bilgi değil, anlama yetisi kazandıran bir perspektif sunmak öncelikli hedefimizdir. Bu site; araştıran, sorgulayan ve geleceği öngörmeye çalışan herkes için bir analiz üssüdür.

Bir yanıt yazın

HARAYHABER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin